Anasayfa » GENÇLİK » “Açılın Gençler Küresel Piyasalar geliyor!”

“Açılın Gençler Küresel Piyasalar geliyor!”

Bilgi Üniversitesi’nden İletişim uzmanı Fatoş Karahasan’ın Sia Insight’ın “Çatışmadan Konformizme” başlıklı Türkiye Gençlik Araştırmasına dayanarak hazırladığı “Açılın Gençler Geliyor” kitabı, Türkiye’de gençliğin ucundan vahim bir tablosunu gözler önüne seriyor, ama çözüm için önerdiği yol haritası da gençliği “küresel piyasalara hazırlama”nın ötesine geçmiyor. Kitabın adı “Açılın Gençler Geliyor” yerine, “Gençler Açılın, Küresel Piyasa Geliyor!” olmalıydı.

Aynı zamanda pazarlama ve reklam uzmanı olan Karahasan’ın çalışması, elbette gençliğin sınıfsal durumunu, daha geniş kesimlerinin işçileşme süreçlerini ele almıyor, örtüyor. Dayandığı araştırmanın “Çatışmadan Konformizme” başlığından da görülebileceği gibi, gençlerin en ağır şekilde yaşadığı sınıfsal-toplumsal-cinsel-ulusal-ekolojik çelişki ve sorunların, ihtiyaç ve isyanlarının da üstünü örtüyor.

Gezi isyan ve direnişi, liseli, üniversiteli, işçi, yarı-işçi ve işçileşme sürecinde olan geniş bir gençlik kesiminin, apolitik, asosyal, konformist ve bencil olduğu önyargısını ciddi bir sarsmıştı. Ancak ne yazık ki Gezi sonrası süreçte, baskıların ve gericiliğin gemi azıya alması, dünyaya Gezi ile gözlerini açmaya başlayan genç kuşaklarının tüm nefes borularının ve özlemlerinin tıkanması, gençlik krizini de büyüttü, gençlerin çürüme ile mücadele arasındaki çelişkisini keskinleştirdi.

Karahasan’ın kitabı piyasacı-neoliberal bir bakış açısına dayanıyor. Genç kuşakların içine itildiği ağır cendere ve sosyal-krizine dair ancak yüzeysel olguları ortaya koyabiliyor, çünkü piyasa yüzeyselliğinin ötesine geçemiyor. Dolayısıyla gerçek bir çözüm arayışından aciz.

Başlıca bulgular şu gibi şeyler:

Gençlerin temel referans noktası aile. AVM’ler, internet ve cep telefonlarıyla ilişkileri ağır bağımlılık düzeyinde. Yüzde 89’u yabancı dil bilmiyor. Yüzde 38’i Suriyelilerin ülkeden gitmesini istiyor. Yüzde 88’i spor yapmıyor. Yüzde 83’ünün cinsellikle ilgili bir eğitimi yok. Yüzde 98’i herhangi bir kitle örgütüyle ilişkisi yok. Bayrak ve milli marş en hassas oldukları konuların başında geliyor. Yüzde 39’u uyuşturucu kullanan biriyle, yüzde 27’si bir eşcinselle komşu olmak istemiyor. Yüzde 22’si “gerektiğinde” kadınlara vurulabileceğini düşünüyor. Yüzde 59’u hergün dua ediyor, yüzde 51’i oruç tutuyor. Yüzde 42’si nükleer santralleri destekliyor. Önemli bölümünün teknolojinin pasif kullanıcılığı dışında teknolojik gelişmelere dönük bir ilgi ve merakı yok. Yüzde 61’i hiç uçağa binmemiş. Yüzde 89’u siyasetle ilgilenmediğini belirtiyor. Gençler takım çalışmasına değil bireysel başarıya önem veriyor. Girişimcilik eğilimleri de dünyadaki gençlere göre daha düşük. Türkiyeli gençler dünyadaki akranlarından farklı olarak çoksesliliğe de oldukça kapalılar. Hoşgörü, birlikte yaşama ve sivil toplum gibi unsurlara mesafeliler.
vb.

Bunlar, gençlerin toplumsallaşarak özgürleşme ve çok yönlü gelişme sorunları, ve bunun önündeki kapitalist sömürü ve hakimiyet engelleri olarak tabii ki ele alınmıyor. Tam tersine, sadece kapitalist karlılık ve piyasanın önündeki engeller olarak ele alınıyor. Örneğin gençlerin spor yapmaması ve kişisel bakıma ilgi göstermemesi, spor, giyim-kuşam, kişisel bakım metaları piyasasının ve karlarının gelişememesi sorunu olarak görülüyor. Aynı şekilde gençlerin teknolojik gelişmelere aktif ilgi ve merak duymaması, kapitalizmin teknolojiye hakim ve “innovatif” işgücü ihtiyacı ve göreli artı-değer sömürüsünün önündeki engel olarak görülüyor, vb.

Yani araştırma ve kitap, gençlerin sosyal-siyasal olarak nasıl gelişecekleri ve kendi geleceklerine sahip çıkacaklarını değil, kapitalizmin azami kar-azami piyasalaştırma hedefi açısından gençlerin neoliberal kapitalist çerçevede nasıl yeniden dizayn edileceği mantığı içinden hazırlanmış.

Kitap böylelikle gençliğin sözde “filtresiz”, yani aslında sermaye-piyasa filtresinden tablosunu ortaya koyduktan sonra, sözde “çözüm” için ortaya koyduğu yol haritası da kaçınılmaz olarak şu oluyor: Devlet, yerel yönetimler, şirket, eğitim kurumları ve STK’ların yeni nesilleri “küresel dünyaya (sermaye ve piyasaya!!) hazırlaması…” vb. E zaten kapitalist devlet, kapitalist belediyeler, kapitalist şirketler, kapitalist eğitim sistemi, kapitalist fonlu STK’lar gençleri, daha derin ücretli kölelikten başka neye hazırlayabilirdi ki? Yani şu bildiğiniz TÜSİAD programı!

Birgün gazetesi ve Eğitim-Sen, hemen kitabın yüzeysel araştırma ve yorumlarının üzerine atlamış, “bakın bakın gördünüz mü AKP gençleri bu hale getirdi, gençler bunun için isyan ediyor!” diyorlar. Kitabın bir pazarlama ve reklam uzmanı tarafından yazıldığı, önerdiği “yol haritası”nın da bu çerçevede olması bile onları uyandırmıyor. Şu AKP -zaten o küresel mali oligarşik kapitalizm ve piyasasının ürünü değilmiş gibi!- bir gitsin de, “küresel piyasalar” her şeyi yoluna koyar nasılsa! Hem tüm mesele gençlerin küresel piyasaya hazırlanması değil miydi?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*