Anasayfa » DÜNYA » ABD’den mesaj var

ABD’den mesaj var

ABD, Mısır Ordusu’na verdiği desteğin önemli bir kısmını askıya aldığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamada nakit yardımının ve gönderilmesi planlanan askeri araçların teslimatının durdurduğuna yer verildi. Dışişleri Bakanlığı yardımın askıya alınmasına gerekçe olarak, Mısır’da parlementer demokrasinin inşası konusunda yeterli yol alınamamış olmasını gösteriyor.

Dışişler Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, “Katılımcı ve adil seçimlerle demokratik bir hükümetin göreve gelmesi için adımlar atılmadan büyük ölçekli askeri sistemlerin ve nakit yardımın teslimatını askıya alacağız.”ifadelerini kullandı. Yaptırım, 260 milyon dolar nakit ve 300 milyon dolar borç garantisinin yanı sıra tank, füze, helikopter parçalarının teslimatının askıya alınması anlamına geliyor.

Öte yandan ABD’nin güvenlik, sağlık, eğitim gibi başlıklar altında gerçekleştirdiği yardımların devam edeceği de ifade ediliyor. Ayrıca, Dışişleri Bakanlığı uygulanacak askıya alma kararının süreklileşmeyeceğini düşündüklerini de ekledi.

ABD’nin bu hamlesi darbe hükümeti ve orduya yönelik büyük çaplı ekonomik yaptırım anlamı taşımıyor. Süreklilik kazanmayacağı açıklaması da Mısır burjuva iktidarının geçiş döneminin yeni bir balans ayarına tabii tutulması ihtiyacının sonucu olarak doğuyor. Yaptırım paketi, ABD’nin darbe hükümetine yüz çevirmesi değil sürecin üzerindeki kontrolünü arttırma, varlığını hissettirme çabası olarak görünürleşiyor.

ABD’nin krizi ehlileştirme çabası, çift yönlü taktik

ABD, Mısır’da mevcut rejim krizini doğrudan kontrol etme isteğine karşın bölge siyasetinin tümünde olduğu gibi bunu gerçekleştirebileceği çok az aralık bulabildi. 2011’de başlayan demokratik dönüşüm sürecini neo liberal islamcı İhvan hükümetinin başrolünde oturduğu bir yumuşak geçiş dönemiyle yürütme istemi, 14 milyon işçi ve emekçinin sokağa dökülmesiyle, alanlarda parçalandı. Burjuvazinin bir yandan derinleşen krizi kontrol altına almak, patlayan lastiği acilen yamamak, diğer taraftan kitlelerin iradesine ipotek koymak ihtiyacıyla devreye soktuğu darbe, ABD tarafından da belli çatlak seslere karşın desteklendi. İhvan’ın ABD için anlamı, küresel mali oligarşinin bölgeyi ekonomik açıdan orta-ileri kapitalist, siyasal açıdan buna uygun azami tahakküm ilişkilerini somutlayacak burjuva demokratik bir dönüşüme fazla sarsıntı çıkartmadan taşıyabilme yeteneğiyle orantılıydı. İhvan’ın başaramadığı her şeyden önce Mısır’ın politika sahnesine tüm tarihsel atıllığını kırarak çıkan ve pek öyle kimsenin de kolayca dizginleyemeyeceği kitlesel öfkeyi, mücadele enerjisini absorbe etme göreviydi.

ABD yeni duruma, tarihsel köklü ilişkilere sahip olduğu Mısır Ordusu ve onun gölgesindeki hükümete ilk etapta kolay uyum sağladı, yeri geldi önünü de açtı. Ancak, hareket alanını genişletebilmek için tüm kartlarını da çöpe atmış değil. Darbe hükümetinin krizli, kırılgan düzlemi nasıl idare edeceğini, bir tarafta iktidarını kurarken önemli kısmını kendi altlığına dönüştürdüğü ancak mücadele potansiyeli kuşku götürmez işçi, emekçi, yoksullar ve istemleri diğer taraftan küresel mali oligarşinin tüm ekonomik yaşamın daha da sermayeleştirilmesi anlamına gelen reform istemleri arasında yaşadığı sıkışmadan çıkıp çıkamayacağını izliyor. Hem darbe hükümeti üzerindeki basıncını arttırmak hem de ülkenin gelecek politikasına dair kurgusunu farklı aktörleri de katarak dizayn etmek istiyor. Suriye’de, Tunus’ta çarptığı, çarpacağı duvarlar yoğurdu üfleyerek yediriyor.

Başta Washington Post olmak üzere bir dizi gazetede geçtiğimiz hafta Müslüman Kardeşler’in yeniden iktidar olma potansiyeline sahip olduğuna dair yazıların yayınlanması, Müslüman Kardeşler’in meydanlardan kısmen çekilerek sistem içi muhalefet unsuruna dönüştürülmesine yönelik tasarılar, sermaye dolaşımının ihtiyacı olan “şeffaf” burjuva parlementer yapılanma konusunda “hızlı yol alın” basıncı ABD’nin güncel bölge taktiğinin öne çıkan göstergeleri. İhvan’ın desteklendiğini değil, verili hükümetin sıkıştırılması için bir kart olarak oyuna sürüldüğünü görmek gerekiyor.

Ne! Sosyal kırıntılar mı?

Mısır’da gerici İhvan taraftarlarının dışında tüm kitlesel isyanlar, son on yılda daha da derinleşen neo-liberal yıkımın işçi ve yoksulların yaşamında yarattığı tahribat temelinde yükseldi. Mursi’ye karşı sokakları dolduran kitleler henüz yeni bir eylemliliğe geçmedi fakat huzursuzluk Mısır-Arap Savaşı’nın 40. yılında Tahrir’de Sisi posterleriyle gerçekleştirilen gösteriye katılımın azlığından da kendini ortaya koydu. Darbe hükümeti, sokağa, fiili mücadeleye alışkın Mısır işçi sınıfının gücünü, kendi toplumsal meşruiyetini sağlayanın da ağırlıklı olarak bu kesimler olduğunu görerek işçilerin yaşamında kısmi iyileştirmelere gidecek bir ekonomik yapılanma paketi açıkladı.

İlk olarak asgari ücret 1200 Pound(175 dolar)’a yükseltildi. Mursi döneminde asgari ücret 700 Pound’du. Ayrıca hükümet gıda piyasasını düzenlemeye yönelik önlemler alacağını duyurdu . Düzenlenen yeni kanuna göre hükümet tarafından meyve ve sebze fiyatları %25 oranında düşürülebilecek. Mübarek döneminde özelleştirilen ve özelleştirme sürecinde kitle eylemleri yaşanan iki şirketin ise kamulaştırılacağı açıklandı.

Bu kararlar, Mursi döneminde artarak süren sefalete karşı meydanları dolduran 14 milyona verilmiş bir taviz. Öte yandan, geçtiğimiz hafta dünya gündemine taşınan bu ekonomik yapılanma, bölgede sermaye dolaşımının önündeki engelleri kaldırmak isteyen küresel mali oligarşinin hızla tepkisini çekmişti. Sebze ve meyveye fiyat kontrolü politikasının IMF ve küresel mali oligarşinin bölgede arzuladığı reform paketiyle çeliştiği dillendirilmeye başlanmış, Wall Street Journal’da popülist ekonomik önlemlerin yabancı yatırımcıları ve yardım yapanları uzaklaştıracağı vurgusu öne çıkarılmıştı. Yine aynı gazetede, Ortadoğu istihdam politikaları uzmanı olarak tanıtılan Prof. Joel Beinin‘in, “Eğer IMF ve diğer uluslararası finans kuruluşlarıyla masaya oturmak istiyorlarsa , bunu asla yapamayacaklar” sözlerine yer verilmişti.

ABD’nin yardımları askıya alma kararı, temelinde azami kar, azami sömürüden başka bir şey yatmayan stratejik bölge planıyla anlık çelişen ekonomik programın üzerine alındı. Kapitalizmin yeniden yapılanması için sermaye ihracının koşulları ve işçilerin yaşamındaki karşılığı da bu mesajla açıkça gösterilmiş oldu. Aman ha, bu işlere hiç bulaşmayın! Çok bir şey yapmanız gerekmez biz sosyal şeylerin kokusundan bile rahatsız oluruz!

Kırılgan denge

Darbe hükümeti, birbiriyle çelişen ve uzun süre denge durumunun korunamayacağı üç unsuru içeriyor. Rejim krizi çözülmek bir yana boyutlanarak sürecek.

Birincisi en görünürü olmakla birlikte ordu ve hükümeti şimdilik fazla sıkıştırmayan İhvan’ın darbe karşıtı eylemleri, çatışmalar ve ölümler. İhvan önemli bir toplumsal tabana sahip olmasına karşın kitle eylemlerinin motoru işçilerin Mursi döneminde yerleşikleşen karşıtlığının etkisiyle sarsıcı bir etki yaratamadı. İnsan kaybının boyutlarının artması nedeniyle darbe karşıtı eylemlerin ana meydanlarda gerçekleşmemesi kararı da almak zorunda kaldı. İhvan, ABD’nin masasında ise kolay hükmedilebilecek bağlantılara sahip olduğu, gerektiğinde devreye sokulabilecek bir unsur olarak yer buluyor.

İkincisi, darbe hükümetinin küresel mali oligarşinin onayı ve el altından desteğiyle kurulmuş olmasıdır. Ordu, emperyalizmin bölge programının bir bileşiği ve kaosu düzenleme ihtiyacının asli unsuru olarak, ülke ekonomisinin %40’ına hükmeden bir şirket olarak iktidara el koydu. Çıkarları ve kapitalizmin üst aşamaya geçişi, küresel mali oligarşinin ihtiyaçlarına, ekonomik, siyasal, toplumsal yaşamın kapitalist dizaynına, sermaye ihracına, sıcak para girişine dolaysızca bağlı. Denge durumunu güçlendirmek için emekçilere verdiği kırıntılar bile küresel mali oligarşinin bölge programına çarpıyor.

Üçüncüsü, darbe hükümetinin meşruiyetini ve ileriye doğru burjuva parlementer sistemin toplumsal taban kazanmasını sağlayan, sağlayacak olan işçi, emekçi, yoksul kitleler. Rejim krizinin başlıca unsuru olan fiili mücadeleyle barışık işçi sınıfı bağımsız sınıf politikasının, evrensel öncü yoksunluğunun bileşimiyle darbecilere yedeklenmişti. Nasırcı, ulusalcı bir gelenekten gelen anti-İhvan çizgisi güç kazanırken, darbenin başlıca toplumsal dayanaklarından birini oluşturuyor. Ancak, kitlelerin beklentisi İhvan üyelerinin katledilmesinden çok işçi ve yoksulların yaşam koşullarını iyileşmesi, kölece çalışmanın, sefaletin son bulması. Ordu ile uzun vadeli bir birlikteliğe sıcak bakmayacakları açık dahası neo liberal yıkımın derinleşerek sürmesi oklarını kolayca orduya çevirmelerine neden olabilir. Mübarek devrildikten sonra uzunca süre koltuğa yerleşen ve seçimleri geciktiren Tantavi’nin Yüksek Askeri Konsey’ini de kitlelerin ortadan kaldırdığını hatırlamalıyız.

Küresel mali oligarşinin bölgesel istemleriyle, bölgenin işçilerinin yaşam koşulları arasındaki çelişki her alt parçada kendini gösteriyor. Mevcut denge hali kalıcı değil. Mısır’ın emperyalist üretim organizasyonuna tam uyumu doğrultusunda atılacak her adım, işçi, emekçi ve yoksulların sokakları yeniden doldurmasını beraberinde getirecek. Bölgesel düzeyde, sömürü stratejisine karşı sınıfın bölge ve dünya stratejisiyle verilecek güçlü bir karşı çıkışın ihtiyacı kendini dayatacak. Öncülük sorunu, ülkenin, bölgenin, dünyanın her çatışmasında, burjuva yedekleme manevralarında, sınıfın siyasal eşiğin gerisinde kalarak tüm enerjisine karşı boğulduğu her süreçte kendini gösterecek ve yarattığı muaazam çapta deneyim, birikimle tarihsel bir zorunluluk olarak aşılacak.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*