Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » ABD Irak’tan çekildi mi?

ABD Irak’tan çekildi mi?

20 Mart 2003 tarihinde “kimyasal silah bulundurma ve El Kaide bağlantısını bahane ederek” Irak’ı işgal eden ABD ve İngiliz orduları ne kimyasal silah bulgusuna ne de El Kaide bağlantısına rastlamadan vahşice yürüttükleri savaşın üzerinden 7,5 yıl geçtikten sonra büyük bir gürültüyle Irak’tan çekildiklerini işbirlikçi haber ajansları üzerinden dünyaya müjdelediler. Peki, gerçekten söylendiği gibi ABD ordusu Irak’tan çekildi mi? Iraklılar artık kendi kaderlerini kendilerinin belirlediği bir demokrasi ve özgürlüğe mi kavuştular? Üstelik ABD’nin elinde bulundurduğu özel yetkiyle, istediğinde Irak devletinden izin almadan istediği bölgelerde operasyonlar yapma yetkisine sahipken! Ve hala Irak’ın iplerinin ABD’nin elinde olduğu bilinmesine rağmen.

Bunun koca bir yalan olduğunu gerçek verilerle göstereceğiz. Savaşın ilk yıllarında 170 bin civarında olan ABD ve müttefiki İngiliz ordularının sayısı zamanla daraltılarak 120 bine düşürüldü ve son çekilen güçlerle birlikte hali hazırda Irakta bulunan ABD ordu gücü 50 bin’in üzerinde. Bunun yanında 7-10 bin dolaylarında ABD patentli şirket Blackwater paralı askerleri bulunmakta. Yine buna ek olarak 30 bin civarında İngiliz paralı asker şirketi AEGIS’in askerleri bulunuyor dolayısıyla ABD ve İngiliz Ordusuna bağlı 100 bin civarında katil Irak’ta hala öldürmeye devam ediyor. Öldürmek için gelen bu katillerden 4 bin 400’ü Irak direnişinde yaşamını yitirmiş ve 32 bin’i de yaralanmıştır.

Irak’ta ABD’nin kullandığı askeri üslerin sayısının 100 civarında olduğu tahmin ediliyor. Burada asıl olarak ABD askerlerinin verdiği büyük kayıplardan dolayı kent merkezlerinin dışına çıkılarak böylece iç çatışmalardan uzaklaşmışlardır. Şehirlerden çekilen askerler binlerce kilometrekarelik araziler üzerinde üslere yerleştiler. Irak’ın dört bir yanına kurdukları üslerle adeta ülkenin tamamını dıştan çevreleyerek kuşatmış durumdalar.

Eski yoğunluğunu kaybetmekle birlikte hala bir çok noktada ABD ordu güçlerince operasyonlar yapılmakta. Sadece Başkent Bağdat çevresine kondurdukları 8 büyük üs bulunuyor. İşgale karşı büyük direnişlerin gösterildiği Felluce ve Tikrit kentlerinde geniş çaplı ABD üsler bulunuyor. Aynı zamanda Irak petrolü için büyük önem taşıyan Musul, Kerkük ve Süleymaniye kentlerinde de ABD askerleri varlığını sürdürüyor. “Amerikan güçlerinin kalacağı son yerlerden biri de muhtemelen Kerkük olacak” diyordu işgalci kuvvetlerin komutanı Raymond Odierno. Bir başka stratejik nokta ise Irak‘a 814 km sınırı bulunan Basra Körfezi ki petrol sevkiyatının büyük kısmının yapıldığı Um Kasr Limanı›nda bulunan Camp Bucca askeri üssü, ABD için vazgeçilmez noktalardan biridir. Tüm bu üslere Ebu Garip Cezaevi’ni eklememek olmaz. Ebu Garip Cezaevi’nin “güvenliği” de ABD askerlerinden soruluyor. Irak cezaevlerinde işgalci güçlere karşı savaşmış 100 bin civarında siyasi tutsak bulunduğu tahmin edilmekte.

Aslında Irak’tan çekilmediklerini yine ABD ordusunun genel komutanının yaptığı açıklama ile herhangi bir çekilmeden söz edilemeyeceğini ve “Irak’tan çekiliyoruz” açıklamalarının yalandan ibaret olduğunu net bir biçimde kanıtlıyor. General Raymond Odrieno CNN’e verdiği demeçte “Biz hala buradayız! Ülkeyi tamamen terk etmiş değiliz, Irak’a ilişkin hala yükümlülüklerimiz var” diyor.

ABD’nin Irak’a girmesinin bir nedeni zengin petrol kaynakları ise daha büyük neden de Ortadoğu’ya yerleşmektir. Bir üçüncü neden de Ortadoğu’da yalnızlaşan stratejik müttefiki İsrail’i sağlama almak olarak sıralanabilir. Emperyalist ABD’nin ilk işgal girişimi planlandığı gibi başarılsaydı eğer, gerek İran’a yaptırım konusunda gerekse de Rusya’nın arka bahçesi olarak gördüğü ve hala bin bir bağla Rusya’nın nüfuz alanında bulunan irili ufaklı bir çok ülkeye müdahale etmede çok daha hızlı yol almış olacaktı. Ancak “ummadık taş baş yarar” misali hem Irak’ta ve hem de Afganistan’da karşılaştığı direnişlerden dolayı tam anlamıyla batağa saplandı. Bu direnişler ABD’ye ikinci ve üçüncü Vietnam’ı yaşattı, yaşatıyor.

Çekilme aldatmacasının diğer nedenlerini şöyle sıralamak mümkün: Irak ve Afganistan’da yürütülen savaş maddi açıdan ABD sermayesinin ciddi oranda daralmasına vesile oldu. Her iki savaşta da milyar dolarlar akıtıldı. Fakat istenen başarı yinede sağlanamadı. Bu denli uzun süreceği tahmin edilemeyen savaşın ordu güçlerinde moral ve fiziksel tahribat yarattı. Obama’nın seçim propagandasında Irak’tan çekilme sözü vermesini, son süreçte yaşadığı sıkışmalar nedeniyle yaklaşan seçimlere yatırım olarak da anlamak gerekiyor. Biz buna, iç politikaya oynamakta diyebiliriz. Demek istediği asıl olarak şudur: “Bakın ben verdiğim sözü tuttum!” “Iraktan çekiliyoruz!” “Seçimlerde bize oy verin!” Yaklaşımından başka bir şey değildir. Irak’taki manevraya birde Filistin-İsrail manevrası eklenmiş durumda. Filistin meselesinde İsrail ve Filistin liderlerinin tehdit yoluyla “barış” görüşmelerine zorlanması da iç ve dış kamuoyuna yönelik bir manipülasyon olmadığını kim söyleyebilir?

Yürüttüğü savaşın mükafatını ve harcadığı milyarlarca doları işgal ettiği ve öldüre öldüre bitiremediği Irak halkından ve onların doğal zenginliklerinden teğmin etmeye başlıyor. USA Today gazetesinin haberine göre ABD’nin Irak’a 13 milyar dolarlık silah satışı yapacağını ve satın alınacak silahlar arasında “tank, savaş gemileri ve ayrıca 3 milyar dolara mal olacak 18 adet F-16 Falcon savaş uçağı” bulunuyor. Gazetenin haberine göre iki ülke arasında varılan anlaşmayla birlikte “Irak, ABD’nin silah sattığı müşterileri arasında birinci sıraya” yükseliyor.

“Irak’a götürülen Özgürlük ve Demokrasi”!

“Irak’a Özgürlük ve Demokrasi götürme” vaadiyle başlatılan işgal harekatı Irak halkına uygulanan korkunç bir katliama dönüştürüldü. Kentler yerle bir edildi, okullar, hastaneler ve devlet binaları kullanılamaz hale getirildi. Irak halkına ait olan kültür mirası çalınarak, yakılarak, yıkılarak yok edildi. Geriye Irak’ta sadece enkaz bırakıldı ki, bu Irak için maddi-manevi tamiri on yıllar alacak bir enkaz.

Çocuk ölümleri dünya sıralamasında birinci sıraya fırladı!

Bir çoğu anne karnında, daha doğmadan ölüyor!

Ebu Garip Cezaevi’nde, tutsaklar her gün işkenceden geçirildi. “Kendi ülkesinde tutsak olanlar” diri diri köpeklere yedirildi!

Ve görüntüler dünya basınında günlerce tartışmalara neden oldu. Ama işkenceler durmadı.

Kesin olmamakla birlikte, bir buçuk milyon Iraklının bu savaşta öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Binlercesi yerini yurdunu savaş nedeniyle terk etmek zorunda bırakıldı.

7 Mart 2010’da Irak’ta seçimler yapıldı, 6 ay geçmesine rağmen yaşanan kaos nedeniyle hükümet dahi kurulamıyor.

Irak’ta etnik çatışmalar yaratıldı, halk birbirine kırdırıldı.

ABD hala Irak’ta, ”yükümlülüklerini yerine getirmekle meşgul!”

Bunların yükümlülükleri Iraklıların ölümü oldu. “Onların yükümlülüklerinin” anlamını, savaşın 7,5 yıl sürdüğü Irak’ta, Irak halkından daha iyi kim bilebilir ki.

Kimyasal Silah Bulunamadı!

El Kaide’yle bağlantı yok!

Ve Irak hala özgür değil!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*