Anasayfa » DÜNYA » ABD hapishanelerinde genel grev: Fabrikalaşan hapishaneler ve hapishaneleşen fabrikalar

ABD hapishanelerinde genel grev: Fabrikalaşan hapishaneler ve hapishaneleşen fabrikalar

prison-chain-gang-slave-laborABD’nin küresel hegemonyası irtifa kaybını sürdürürken, ülke içindeki toplumsal-siyasal sarsıntı ve mücadelelerde yükselme eğilimi gösteriyor.

Ülke çapındaki hapishanelerde 20 binden fazla mahkumun genel grev ve direniş eylemleri sürüyor. Nüfusa oranla en çok hapsedilenin olduğu ABD’de mahkumlara parasız ya da günde birkaç penny’ye zorunlu çalışma dayatılıyor. Ülke çapında mahkum-işçilerin genel grevi, ABD ve dünya tarihinde bir ilk anlamına geliyor.

ABD’de de 2007 krizinden bu yana, son 30 yıldır ilk genel grev olan Wisconsin genel grevi, dünya çapında yankı yaratan Wall Street’i işgal hareketi, ırkçılığa ve siyahların öldürülmesine karşı Black Lives Matter (Siyahların Yaşamı Önemlidir) hareketi ve çok sayıda yerel ve genel siyah isyanı, asgari ücretin 15 dolara çıkarılması hareketi önemli sınıfsal-toplumsal direniş ve isyan hareketleri yaşandı/yaşanıyor.

Hapishanelerde son yıllar ve aylarda giderek sıklaşan yerel direnişlerin, genel grev ve direnişe dönüşmesinin, ağırlığını en düşük ücretli siyah, göçmen ve kadın işçilerin oluşturduğu 15 dolar/saat ücreti hareketinin kazanımları ve polis tarafından siyahların öldürülmesine karşı sıklaşan siyah isyanlarıyla çakışması raslantı değil.

ABD’de hapishane sistemi, “müesses -mali oligarşik- nizam”ın en büyük yapıtaşlarından birini oluşturuyor. ABD, mahkumların ve tahliye olduktan sonra yasal denetim altında olanların (toplam 7.5 milyon kişi) nüfusa oranında açık arayla dünya şampiyonudur. ABD nüfusu dünya nüfusunun yüzde 5’ini oluşturmasına karşın dünya çapındaki mahkumların yüzde 25’i (2 milyon 300 bin kişi) ABD hapishanelerinde bulunuyor. Adli ve siyasi “suç” kapsamı durmaksızın genişletilerek, yoksul siyah ve göçmenlerin ağırlıkta olduğu mahkum sayısı ve oranı da durmaksızın yükseltiliyor; 1992’de 1 milyon 300 bin olan mahkum sayısı bugün 2 milyon 300 bin kişiye çıkmış durumda. Washington gibi büyük şehirlerdeki siyah varoşlarda yaşayan siyahlar içinde bir biçimde hapisten geçenlerin oranı yüzde 60’ı buluyor. Bir kez hapse girip şartlı tahliye olanların, ağır devlet baskısı ve tacizi altında tutularak, adeta bir “köle avcılığı” sistemiyle, yüzde 57’si yeniden hapishaneye dönmek zorunda bırakılıyor. Genç siyahlar arasında işsizlik yüzde 30’lara çıkıyor. 42 milyon kişi gıda karnesiyle yaşayabiliyor. Geniş bir kesim yasadışı işlere itilirken, aynı şeyi yapan siyahların beyazlara göre hapis cezası alma olasılığı 3 kat fazla.

Hapishaneler, nüfusun giderek genişleyen kent yoksulları kesimini, siyah ve göçmen ağırlıklı olarak, zorla disipline edilmesinde ve köle-işçi yapılmasında kullanılıyor. 1992’de Anayasanın köleliliği ve gönülsüz emeği yasaklayan maddesine, “suç işleyenler ve hapis cezası alanlar hariç” türünden bir madde eklenmesiyle, siyah ve göçmen ağırlıklı mahkumiyette patlama yaşanması arasında açık bir bağ var. ABD’de muhalifler buna “okuldan hapishaneye insan pompalama sistemi” ve “sanayi-hapishane kompleksi” diyorlar. Mahkumlar fabrikaya ya da plantasyona dönüştürülmüş hapishanelerde ücretsiz ya da günde birkaç penylik dilenci sadakasına zorla çalıştırıyorlar. Bu ABD’de 800 bin kişinin öldüğü iç savaşla (1861-64) kaldırılabilen köle emeğinin, neoliberal kapitalist dönüşümle birlikte, farklı bir biçimde, hapishane sistemi adı altında yeniden hortlatılmasıdır. Birçok büyük küresel tekellerin fason emek yoğun siparişleri hapishanelerde yapıldığı gibi, özel olarak maden, tarım plantasyonu alanlarına kurulmuş ve buralara köle emeği sunan hapishaneler, ya da bir dizi fabrikada mahkumların çalıştırılması için oluşturulmuş özel hapishane bölümleri bulunuyor. Özelleştirilen, düpedüz köle emeği şirketleri olarak işletilen pek çok hapishane de var. Özelleştirilmemiş olanlarda da devlet zaten aynı işlevi görüyor. ABD’nin yalnız Teksas eyaletindeki hapishanelerin yıllık cirosu, 100 milyon dolara yaklaşıyor.

cr9j15cueaaodvzABD hapishaneleri, aynı zamanda mahkumlar üzerinde işkence, dayak, kötü muamele ve keyfi yaptırımlarıyla ünlü. Yılda en az 30-40 mahkum intihara sürükleniyor. Eğitim ve sağlık sistemlerindeki neoliberal çöküntü, hapishanelere de misliyle yansıyor, mahkumların eğitimlerine hapishanede devam edebilmesi uygulaması büyük ölçüde kaldırıldığı gibi, kültür-sanat aktiviteleriyle uğraşabilmeleri büsbütün kısıtlanmış durumda, hapishane nüfusu büyürken hapishanelere ayrılan sağlık, eğitim fonları durmaksızın azaltılıyor, hasta mahkumların tedavi olması, rapor alması bile engellenerek, çalışmaya zorlanmaya devam ediliyorlar. Birçok hapishane, kamu fonları kısılarak, iş yaptıkları tekellerden aldıkları (tabii ki mahkumlara değil hapishane patronlarının cebine giden) komisyonlarla işletiliyor, mali oligarşik tekellerin uzantısına dönüşüyor.

Hapishane genel grevi, 1968 döneminin önemli isyanları arasında yer alan Attica hapishanesindeki 1971 isyan ve grevinin yıldönümünde başlatılması özellikle anlamlı. Attica isyanı, hapishanelerde Kara Panterlerin liderlerinin öldürülmesi, politik mahkumların ağır işkence altında tutulması üzerine, “biz insanız hayvan değil, bizi döverek ve öldürerek yeniden köleleştiremezsiniz” deklarasyonuyla başlamış, isyanda 29 mahkum 10 gardiyan öldürülmüştü.

Hapishane genel grevi, hapishanelerin en yoğun olduğu Alabama’da Özgür Alabama Hareketi ve Mahkum-İşçiler Örgütleme Komitesi’nin çabalarıyla başlayıp yayıldı. Yayınladıkları genel grev ve direnişe ilişkin deklarasyonda şunları belirtiyorlar: “Hapishane köleliliğine karşı protestomuz, okuldan-hapishaneye insan pompalama mekanizmasına karşı bir protestodur, polis terörüne karşı bir protestodur, tahliye edilenler üzerindeki ağır denetim ve yaptırımlara karşı bir protestodur. Hapishane köleliğini kaldırdığımızda, onlar çocuklarımızı hapsetme güdülerini büyük ölçüde kaybedecekler, tahliye olanları yeniden içeri tıkmak için tuzak hazırlamayı bırakmak zorunda kalacaklar. ABD hapishane sisteminden zorunlu emeğe dönük ekonomik güdüleri parçaladığımızda, mahkemelerin ve polisinin, tahliye edilenler üzerinde kontrol ve köle-yakalama mekanizması, artık bize köle değil insan gibi davranmak zorunda kalacak.” Özgür Alabama Hareketinin dediği gibi, “Biz özgürlük savaşçılarıyız. Biz yalnız ücretler için mücadele etmiyoruz. Biz, emekgücü üzerindeki bu köle modelinin kaldırılmasını istiyoruz.”

Hapishane ve göçmen/mülteci toplama kamplarında 2010 yılından itibaren yayılan grev, açlık grevi ve direnişler, genel grevle birlikte, yalnız fabrikalaştırılan hapishane ve kamplardaki çalışma ve yaşam koşullarına değil, bir bütün olarak ABD’deki mali oligarşik kapitalist düzenin yığınsal mahkumlaştırma ve köleleştirme sistemine ışık tutmaya ve sarsmaya başladı.

Ülke çapında 20 binden fazla mahkum-işçinin yer aldığı genel hapishane grevi, aynı zamanda internet-cep telefonunun yasak olduğu, avukat ve aile görüşlerinin sıkı denetim altında tutulduğu ve sık sık yasaklandığı koşullarda, önemli bir örgütlenme başarısına da işaret ediyor. Özgür Alabama Hareketi ve Mahkum-İşçiler Örgütlenme Komitesi, 2014 yılından itibaren sürdürdükleri kampanyalarla, bir dizi önemli propaganda-ajitasyon çalışmasını yaygınlaştırmışlar, bu yılın Nisan ve Mayıs aylarında Alabama’daki bazı yerel hapishane isyanlarıyla canlı bağlantı ve içerden video çekimini bile başarmışlar, New York film festivalinde “ABD hapishane sisteminin köleciliğin devamı olduğu gerçeğini” tüm dünyaya ilan belgesel bir filmin de gösterilmesini (Ava Duvernay’ın Anayasa’nın hapishaneler ve toplama kamplarında köle emeğinin önünü açan 13. madde ekine işaret eden “13üncü” adlı filmi) sağlamışlardı. Genel Grev sırasında sosyal medya organizasyonuyla, ülkenin 60 kentinde aynı anda dayanışma eylemleri örgütlendi, Avrupa’dan çok sayıda ülkeden dayanışma mesajları yayınlandı. ABD medyasının ve sendika bürokrasisinin hapishane grevine koyduğu katı sansür böylelikle delinebildi.

ABD geçtiğimiz günlerde bir siyahın öldürülmesiyle bu kez Kuzey Karolina’da patlayan siyah gösterileri ve OHAL ilanı ile birlikte, hapishane genel grevi, büyüyen sınıfsal-toplumsal sarsıntı ve mücadelelere işaret ediyor.

Hapishanelerin yığınsallaştırılması ve fabrikalaştırılması, aynı zamanda işyerlerinin hapishaneleştirilmesine ışık tutuyor.

İşçi sınıfının en örgütsüz, en düşük ücretli, taşeron kesimlerinin 15 dolar/saat hareketi, Siyahların Yaşamları Önemlidir hareketi ve mahkum-işçiler hareketi, işçi sınıfı ve işçi/işçileşen ezilenlerin, siyahların, göçmenlerin, kadınların özgürlük hareketinin kesişme noktasından yükseliyor. Fabrikaya dönüştürülmüş hapishanelerle, hapishaneye dönüştürülmüş işyerleri ve yaşamın kesişme noktasından yükseliyor.

Emperyalist kapitalizmin tüm dünyada yaydığı ve yapısallaştırdığı neoliberal, mali oligarşik, despotik kapitalizmin -ırkçılık, dincilik, cinsiyetçilik ve kölelik benzeri biçimlerle pekiştirilmiş- azami sömürü ve egemenlik rejimini, yığınsal mahkumlaştırma ve köleleştirmeyi yeniden hortlatmaya varan çürümesini, bizzat evinden sorguluyor ve zorluyor.

Hapishane grevleri, aynı zamanda neoliberal despotik çalışma organizasyonlarının en ağırına karşı, dip noktasında bile örgütlenmenin ve kolektif mücadelenin olanaksız olmadığını gösteriyor. Dünyanın her yerinde, görünmezleştirilen, yok sayılan, tüm hakları gaspedilen, ezilen ulus, cins ve ırktan, göçmen, öğrenci, seks kölesi ve mahkum işçi bileşenlerin de nasıl mücadeleye girdiğini, kendi örgütlenme ve mücadele kanallarını açtığı, açmak zorunda olduğunu gösteriyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*