Anasayfa » 8 Mart » 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alanlara!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde alanlara!

Yeni bir yaşam için, ücret köleliğine, cinsel baskı ve sömürüye, ev köleliğine, özgürlük yoksunluğuna karşı mücadele için:

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’NDE ALANLARA!

Biz emekçi kadınlar, köleliğe, özgürlük yoksunluğuna karşı öfkemizi önce evlerimizin duvarlarına gözyaşlarımızla yazdık. Yüzyıllarca erkeğin ve ailenin ücretsiz köleliğine sessizce katlandık. Sessizliğimiz, uysallığımız, bizi görünmez kıldı. Bir başımıza ıssızlığa mahkum edildik.

Fakat artık susmayı unuttuk! Kapitalizmin ücretli köleliğe açtığı kapıdan akın akın çıktıkça, sessizliğimizi, ıssızlığımızı toprağa gömdük. İşçi sınıfı tarihinde emekçi kadınlar olarak kendimize de mücadelemizle yer açtık. İşçi sınıfının meçhul kahramanı 129 kadın işçi 1857 8 Mart‘ında burjuvaziye diri diri kurban verilmekle kalmadılar. Burjuvaziye karşı işçi sınıfının mücadele zirvelerinden birini yarattılar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, bugün onu şekere bulamak, sınıf düşmanı “girişimci” burjuva kadınla buluşturmak isteyenlere inat, işçi kadınların omuzlarında yükseldi.

İşte biz bu 8 Mart‘ta karanlıklara gömülü tarihimiz ve özgür, yeni bir yaşamı kucaklayacağımız gelecek umudumuzla alanlarda olmalıyız. Bizi tutsaklıkların en ağırına mahkum eden, ancak onu yıkarak özgürlüğü kazanabileceğimiz kapitalizm ve ücret köleliğine karşı, güvencesiz, örgütsüz çalışmaya karşı alanlarda olmalıyız. Eşit işe eşit ücret için, küfür ve hakaretlere, cinsel tacizle bezdirilmeye karşı alanlarda olmalıyız. Cesaretimizi ve aklımızı işçi sınıfının mücadelesine taze kan olarak akıtacağımızı, artık gözyaşlarının değil yumruğun diliyle konuşacağımızı burjuvaziye göstermeliyiz. Tekel, Hey Tekstil, Trexta işçisi kadınlar gibi “İnceldiği yerden kopsun” diyerek mücadeleye atılmalıyız.

8 Mart‘ta özgürlük için alanlarda olmalıyız. Özgürlük her yerde hakkımız! Kapitalizm ev yükünü olduğu gibi sırtımıza yıkıyor. İşten eve döner dönmez ayrı bir mesai başlıyor. Ömrümüz herkese hesap vermekle, en küçük detayları düşünmekle, eş, çocuk, hasta ve yaşlı bakımına adanmakla geçiyor. İşyerinde olduğu gibi evde de köleyiz. Kendimize ait bir dakikamızın bile olmadığı ömürleri yaşayıp bitiriyoruz. Burjuvazinin istihdam ve eğitim politikasında, dinde, geleneklerde yerimiz hiç değişmiyor: Az eğitim, az vasıf, dışarda iş, içerde iş!

8 Mart‘ta zorbalık ve şiddete dur demek için alanlarda olmalıyız. Şiddet yaşamımızdan eksilmiyor. Boşanmak, ayrılmak, bir parça özgür zaman ve uğraş isteyen kadınların karşısına şiddet, ölüm dikiliyor. Kapitalizm kadın cinayetlerini iş cinayetleri ile yarıştırıyor. Kadının köleliği, günde beş kadının katledilmesi, her üç kadından birinin şiddet görmesi üzerinde yükseliyor. Burjuvazi erkek egemenliğini ucundan kıyısından değiştirdiği yasaları bile uygulamayarak koruyor. Ölen kadın, ama suçlu da kadın oluyor!

8 Mart‘ta cinsel taciz ve tecavüze, mobbinge dur demek için alanlarda olmalıyız. En verimli zamanlarımızı erkek egemenliğinin mührünü taşıyan bu saldırılarla tüketmekle kalmıyoruz. Dahası, çalışmaktan, erkek sınıf kardeşlerimizle mücadelenin diliyle ilişki kurmaktan, hatta sokağa çıkmaktan bile caydırılmaya çalışıyoruz. Güvensizlik ve özgüvensizlikle çevreleniyoruz. Cinsel sömürü ve şiddeti sermaye birikimi için bir sektör haline getiren kapitalizm, dünyanın her yerinde kadın bedenini metalaştırıyor. Üstelik sorunlarımızı gündemleştirmemiz bile bastırılıyor. Her nerede olursa olsun, istersek 13 yaşında olalım, cinsel tacizin, tecavüzün “suçlusu” biz oluyoruz!

8 Mart‘ta çifte baskı ve sömürüyü katmerlendiren ulusal zorbalığa karşı mücadele için alanlarda olmalıyız. Boyun eğdirilemeyen Kürt emekçi kadını, bir yandan bin yıllardır yaşadığı topraklarda özgür iradesiyle yaşamaktan, anadilinde eğitim, sağlık hizmeti almaktan caydırılmaya çalışılıyor. Van depreminde, Roboski bombardımanında acılarına yeni acılar ekleniyor. En ağır koşullarda saflarından yetiştirdiği siyasetçilerin, sendikacıların binlercesi operasyonlarda tutuklanıyor. Emperyalist ve gerici savaşların, burjuva gerici diktatörlüklerin amansız eli emekçi kadınların boğazına çullanıyor.

8 Mart‘ı her güne yaymak için alanlarda olmalıyız. Toplumun her alanında, sınıf örgütlerinde, direniş komitelerinde, sendikalarda emekçi kadının sesinin, temsilinin ve kararlılığının yükselmesi için alanlarda olmalıyız. 8 Mart‘ın resmi tatil olması için en önde biz emekçi kadınlar dayanışma halinde mücadele etmeliyiz. Bilmeliyiz ki, kimse bize bunu tabakta sunmayacaktır. Erkek sınıf kardeşlerimizi kadın üzerindeki çifte baskı ve sömürünün bir parçası olmaktan çıkmaya çağırmalı, taleplerimizi omuzlayarak erkek egemenliğine karşı mücadele içinde eğitilmeye yöneltmeliyiz. Başka bir cinsi ezen bir cins özgür olamaz. Kapitalizme karşı yeni bir yaşam için mücadele, her türden egemenlik ve tahakküm ilişkisini, emekçi kadının köleliğini büyüten işbölümünü hedefe çakmadan ilerletilemez. Bu yepyeni yaşamı ise bize ancak sosyalizm, özgür sınıfsız toplum verebilir. 8 Mart‘ı emekçi kadının özgürlük dünyasını büyütmek için mücadeleye adamalıyız.

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

Kadına Yönelik Şiddete Son!
Toplumun Her Alanında Eşitlik ve Özgürlük!
Yaşasın Emekçi Kadın Dayanışması!
Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!
Emekçi Kadının Özgürlüğü Sosyalizmde!

İŞÇİ MECLİSİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*