Anasayfa » GENÇLİK » 6 Kasıma Doğru: Zamanda, Mekanda ve Yaşamda Özgürlük…

6 Kasıma Doğru: Zamanda, Mekanda ve Yaşamda Özgürlük…

Kapitalizm biz gençlerin zamanını çalıyor durmadan. Artan ders yükü, ailelerimize daha bağımlı hale geldiğimiz bir süreç, ihtiyaçlarımızı karşılamak için çalışmak zorunda kalıyoruz. Part-time ve full-time sürekli çalışıyoruz. Zamanımızı kendimiz kontrol edemiyoruz, zamanımızın üzerinde hep birilerinin tahakkümü söz konusu. Sürekli eğitim adı altında boş zamanlarımızda bile CV’ lerimizi daha dolgun hale getirmek için koşuşturmaktayız. Sınavlara hazırlanıyoruz. Okula girerken, okuldayken, mezun olunca… Şimdi de yeterlilik sınavlarıyla yaşam boyu sınavlara koşturuluyoruz. Biz gençler olarak kendi istediğimiz şeyleri kendi istediğimiz gibi yapabileceğimiz zaman istiyoruz; Bizler, zamanda özgürlük istiyoruz. Kendi zamanımızı kendi ihtiyaçlarımıza göre belirlediğimiz bir yaşam istiyoruz. Bu nedenle kapitalizmin zaman köleliğini parçalamak için mücadele etmeliyiz. Sevgilimizle bile görüşürken ajandamıza bakma köleliğiyle karşı karşıyayız. Kollarımızdaki saatleri geçersiz kılacak bir zaman özgürlüğü, üç saat çalıştığımız kolektif bir yaşam için mücadele etmeliyiz.

Sokaklar, meydanlar, fakülteler arasında dolaşmak, yurtlarda bir arada kadın/erkek arkadaşlarımızla oturmak, sevgilimizle yürümek yasak. Bizim olan mekânlar, aktiviteler sermayenin işgali altında. Okulumuzdan geçecek yol ya da dikilecek ağaç üstünde bile söz hakkımız yok, mekanlarımızı kapitalizm şekillendiriyor biz sadece izliyoruz. Oysa biz gençler yaratıcı ve düş dünyası gelişkin insanlarız kapitalizmin mekan yasaklarına sıkışıp kalmak yerine mekanlarımızda özgür oluşumlarımızı yaratabiliriz. Sinemalarımız, tiyatrolarımız, parklarımız kapitalizmin alışveriş kültürü saçmalığı yüzünden talan ediliyor. Gezi’de bir araya gelmemizin bir nedeni de mekansal olarak kapitalizmin bizi sıkıştırmasına dur demekti. Sermayenin üniversitelerimizi bizim yaşam alanlarımızı işgal etmesine karşı mekanda özgürlük talebini haykırmalı ve kendi kolektif mekanlarımızı yaratmak için adım atmalıyız. Taksim, Kızılay gibi merkezi meydanların gençlik eylemlerine açılması meydanlar bizim demek için sokakta olmalıyız, sokakta olmanın bizi özgürleştireceğini biliyoruz. Ve korkuları bir gün bu bilinçle mekanlarda kendimizi gerçekleştirmemizdir.

expression_24_72

6 Kasım’da sadece biz gençlerin akademik demokratik talepleri ile alanlarda olacağını düşünenler yanılıyorlar. Özgürlük talebini de bu sene 6 Kasım’da sokaklarda haykıracağız. Gezi’den ODTÜ’ye diren üniversite diyorsak sadece dar bir YÖK karşıtlığı üzerinden bu bağı yakalayamayız. Eğitimdeki gericileşme ve polis şiddetinin yanında sermayenin düşünce dünyamızı ve yaşamımızı boyunduruk altına almasına karşı da bir özgürleşme hareketi yaratmalıyız. Gezi sonrasında polis şiddeti giderek tırmanıyor, baskılar özellikle biz gençlik kesimlerini hedef alıyor. Sosyal medyadan tutalım da yeni YÖK genelgesi ile kampüsler de ve bunun dışında birçok alanda yasaklar ve kısıtlamalarla karşı karşıyayız. Tabi ki bu yasaklar ve zorbalık kapitalist düzenin biz gençler üzerinde yeni uyguladığı bir yöntem değil, Burjuva demokrasisinde de bu yasak ve zorbalıkların var olduğunu açığa çıkarmak ve kapitalizmin çürümüş bu demokrasi anlayışını teşhir etmekte gerekmektedir.

YÖK, gençliğin TÜSİAD’ı olmuştur. Bolonga süreci ile eğitim alanında ki sermaye dönüşümü hızlanmış, sermaye üniversiteleri işgal etmiştir. Ulusal İstihdam Stratejisi ile bolonga süreci bir üst aşamaya ulaşmaya çalışılmaktadır. Biz gençler kapitalizmin ucuz iş gücü deposu haline gelmiş bulunmaktayız. YÖK kölece bir eğitim ve kölece düşünmenin simgesi olduğu kadar köle sahibi pozisyonuyla öğrenci emeği tüccarlığının da simgesi haline gelmiş bulunmaktadır. Üniversiteler birer şirket haline gelmiştir. Üniversiteler ucuz iş gücü üreten birer fabrika halini almıştır. Bu nedenle YÖK en büyük kiralık işçi ofisidir. İşte bu nedenle 6 Kasım’ı gençliğin 1 Mayıs’ı haline getirmek gerekmektedir.

liberty-vs-security-598x345

Bu 6 Kasım’da önceki yılların darlığını aşan bir tutumla alanlarda olmalıyız. Yaşamlarımızdan çalınan özgürlüğü de istediğimiz, parasız bilimsel bir eğitim talebini haykırdığımız, polis şiddeti başta olmak üzere her türlü baskı ve yasağa karşı mücadeleyi yükselttiğimiz, sermayeyi üniversitelerimizden kovmak için adım attığımız bir düzlemde bu yıl ki 6 Kasımı var etmeliyiz.

Burjuva demokrasisinin göz boyayıcı sermaye demokrasisi olduğunu teşhir etmeli, sosyalist demokrasinin ancak biz gençler için gerçek demokrasi olduğunun bilincinde olmalıyız. Sermayenin eğitimine karşı tek alternatifin sosyalist eğitim olduğunu bilince çıkarmalıyız.

WWW.SİNİFSİZ.ORG

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*