Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Son 40 ayda en az 392 işçi kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirdi

Son 40 ayda en az 392 işçi kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirdi

Merhaba,
Türkiye’de haftalık çalışma saati “ortalama” 50 saatin üzerinde. İzin hakları kullanılamıyor. Üç işçinin yapacağı iş bir işçiye yaptırılıyor. İşyerlerinde sağlık ekibi ve ambulans yok. Soma’daki maden işçilerinden mevsimlik tarım işçilerine kadar işçilerin başında “hadi hadi” diyen dayıbaşları, çavuşlar, taşeronlar var… 
Bu süreç bugün kiralık işçilik, özel istihdam büroları, kıdem tazminatının kaldırılması, iş mahkemeleri kanununun değiştirilmesi gibi birçok saldırı ile derinleştiriliyor. İşte tam da bu noktada aşırı, yoğun ve fazla çalışma nedeniyle işçiler çalışırken aniden yaşamını yitiriyor…
Aşağıda konu ile ilgili raporumuzu paylaşıyoruz…
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
Aşırı, yoğun ve fazla çalışmak sağlığa zararlıdır…
Son 40 ayda en az 392 işçi kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirdi
 
Dr. Cenk Yavaş anısına… 
 
İstanbul Sancaktepe’de özel bir hastanede Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı’ydı. Üç aydır diğer anestezi uzmanının ayrılması nedeniyle tek çalışıyordu. Bir aydır grip, halsizlik ve mide ağrısı çekiyordu. Buna rağmen çalışıyordu ve herhangi bir kalp rahatsızlığı yoktu. Son ay 176 ameliyata girmişti, bakım sorumluluğunu üstlenmişti ve haftada 60 saat çalışıp ayda 8 nöbet tutuyordu…
 
5 Şubat 2016 Cuma günü ameliyata alınacak üçüncü hastaya anestezi işlemi yaptığı sırada fenalaştı. Mide ağrısı zannederek odasına geçti ama meslektaşlarının önünde aniden yere yığıldı.
 
39 yaşında kalbi durmuştu…
 
Ölmek için değil yaşamak için çalışmak istiyoruz…
Aşırı, yoğun ve fazla çalışmaktan kaynaklanan ölüm ilk kez 1970’li yılların sonlarında Japonya’da tanımlandığı için literatüre Japonca adıyla “karoshi” olarak geçti. 
 
Karoshi; uzun süre haftada 60-65 ve üzeri çalışan işçilerde hipertansiyon (yüksek tansiyon), ateriosklerozis (damar sertleşmesi) gibi sağlık sorunlarının bir araya gelmesiyle oluşan miyokard enfarktüsü (kalp krizi), kalp yetmezliği ve serebrovasküler (beyin-damar) hastalıkları sonucu ölüm ya da kalıcı çalışamama/kalıcı sakatlık durumu olarak tanımlandı. 
 
Karoshi nedeniyle ilk ölüm, 12 Aralık 1969 yılında Japonya’nın Osaka şehrinde en büyük gazete şirketlerinden birisinin yükleme bölümünde çalışan 29 yaşındaki bir erkek işçinin felç sonucu ölümüyle raporlandırıldı. Ölümünden önce sağlıklı olmasına rağmen işçi ayda 200-250 saat çalışıp sadece aylık 2 gün izin yapabilmişti. Ayrıca yetersiz işçi sayısı ile baskıları yetiştirmekten ve hatta dinlenme izni olmadan iki vardiya arka arkaya (yani 24 saat) çalışmak da cabasıydı. Bu ölüme medyanın ilgisinin uyanması 20 yılı buldu. 
 
Cinsiyet, beyaz/mavi yaka gözetmeksizin tüm işçiler benzer karoshi riskine sahiptir. Sağlık çalışanları, metal ve kimya işçileri, restoran-otel çalışanları, banka-reklam-gazete-büro çalışanları, öğretmenler, kamyon şoförleri ve çağrı merkezi çalışanları vb. önemli risk grubu olarak kabul edilmektedir. Yine kamu ya da özel sektör ayrımı da görülmemektedir. Örneğin Japonya’da ulusal bir devlet hastanesinde vardiyalı olarak 80 saatten fazla mesai yapan ve fazla çalışmasının karşılığını da alamayan genç bir hemşire subaraknoid kanamadan (beyin kanaması durumundan biri) hayatını kaybetti.
 
Dünyadaki karoshi sonucu ölümlere bakarsak: 
 
1- Japonya Sağlık, Çalışma ve Sosyal Bakanlığı’nın verilerine göre 2005 yılında 328 Japon işçi karoshi sebebiyle yaşamını yitirdi. Bu sayı 2000 yılındaki verilerden 7,3 kat daha fazladır. 
 
2- Finlandiya’da 20-44 yaş grubunda ulaşım, hizmet ve inşaat sektörlerinde çalışanlarda dolaşım sisteminden kaynaklı ölümlerin fazla olduğu yürütülen çalışmalarla tespit edildi. 
 
3- Fransa’da 24-64 yaş grubunda aşırı çalışmaya bağlı ölümlerin örneği Toyota şirketinde yaşandı. İşçi sayısını azaltarak çalışmayı arttıran şirketin faturasını raporlanan 67 işçinin aşırı çalışma sonucu ölümü ve 247’den fazla işçinin ise ağır yaralanması ile işçi sınıfı ödedi. Raporlanamayan ya da kanıtlanılamayan daha birçok ölüm ve yaralanmadan ise şüpheleniliyor. 
 
4- Amerika Birleşik Devletleri’nin yalnızca New York şehrinde ise Japonya’daki karoshi vakalarına benzer belirtileri olan işçi tazminat davalarının sayısı her yıl 200 ila 300 civarındadır. 
 
5- Güney Kore’de ise 2 binin üzerinde karoshi davası bulunmaktadır. 
 
Japonya ve diğer sanayileşmiş ülkelerde incelenen karoshi örneklerinde uzun çalışma saatleri dikkat çekmektedir. Hatta Japonya’nın çalışma saatleri diğer ülkelere göre daha uzundur. Üretim sektöründe yer alan Fransız işçiler ortalama 1645 saat, Alman işçiler 1642 saat çalışırken Japon işçiler ise ortalama 2168 saat çalışmışlardır. Japonya’da karoshi sonucu ölen işçilerin ölümlerinden önce genellikle yılda 3000-3500 saat çalıştıkları belirlendi. 
 
Karoshi başlangıcında çalışmadan kaynaklı sağlık sorunları görünmez, fakat ölümlerinden önce güçsüzlük, göğüste ağrı, vücudunda titremeler, aşırı yorgunluk belirtileri gibi şikayetlerin görüldüğü belirlenir. Hatta ailesi ve arkadaşları da güçsüz ve yorgun olduklarını fark eder. Fakat işçinin ani ölümüne neden olacak hiçbir ipucu gözlememişlerdir. Kötü çalışma koşulları (uzun, aşırı, yoğun, düzensiz çalışma, gece vardiyası…) ve iş stresine dinlenememe, yetersiz uyku, kötü beslenme ve aile hayatında sorunlar da eklendiğinde işçinin dış çevresinden başlayan etki iç çevresinde yani vücudunda da sistematik olarak belirti ve bulguların kaçınılmaz sonucu olan karoshiye neden olur.
 
Uzun çalışma saatleri sonucunda düzensiz ve yetersiz uykunun endokrin, bağışıklık sistemini etkilediği birçok araştırmada belirlenmiştir. Aşırı çalışma kalp krizi, felç ve serebral tromboz riskini arttırmaktadır. Karoshi yüzde 18,4 ile kalp krizi ve felç, yüzde 17,2 ile beyin kanaması, yüzde 6,8 ile serebral tromboz ve infraktüs, yüzde 9,8 ile kalp krizi ve yüzde 18,7 ile kalp yetmezliği vb. biçimlerde görülmektedir.. 
 
İşçi; hipertansiyon, arterioskleroz, hiperlipidemia (yüksek kolestrol), düzensiz nabız, kardiyak hipertrofi (kalp kasının kalınlaşması), anjina pektoris (göğüs ağrısı) gibi koşullar oluşana kadar bir doktora görünmez ya da çalışma koşullarından kaynaklı olarak doktora görünüp muayene olacak zamanı bile kalmaz. Doktora görünüp tanı alsa da daha önceki sağlık durumu ya da hangi koşullar altında çalıştı(rıldı)ğı, çalışma saatlerinin uzunluğunun değerlendirilmemesi gibi nedenlerden tıbbi tanısı sadece klinik ders kitaplarında yer alan tanıların dışına çıkmaz.
 
Tüm bu etkilenmelerin en ağır yükünü işçi ve ailesi taşırken patrona etkisi ise sadece yeri doldurulması gereken yeni bir işçi aramak olmaktadır. Uzun, aşırı çalışma saatleri sonucunda yaşamını yitiren ya da kalıcı sekele uğrayan işçinin ailesinin tazminat mücadelelerinin karşısına devlet ve patronlar zorlu bir kanıtlama süreci çıkarmaktadır. Tazminat için belirli kriterler biçilmekte ve bunlara uyulmadığında işçi aşırı, yoğun bir şekilde çalıştığını kanıtlayamamaktadır.
 
Olası karoshi nedenli 392 ölüm…
Bu noktada Türkiye’deki aşırı, yoğun ve fazla çalışmaya bağlı ölümlerin işkollarına, nedenlerine vb. bakmak önemli. Böylece önümüzdeki dönem düşünsel, yazınsal çalışmalar ve pratik bir mücadeleyi oluşturmak açısından ilk adımları atabiliriz…
 
 
Öncelikle bir kavram karmaşası oluşturmaması açısından konuyu nasıl ele aldığımızı açıklamak gerekiyor. Yasalarımıza göre işyeri içinde gerçekleşen her ölüm, nedeni ne olursa olsun ‘iş cinayeti’ kapsamındadır. Ancak aşırı, yoğun ve fazla çalışmaya bağlı ölümler incelenmemiştir. Bizler de hem yasal mevzuata uyarak hem de iş süreçlerinin bütününe bakış anlayışımızla gerçekleşen bütün kalp krizi ve beyin kanamasına bağlı işçi ölümlerini raporumuza aldık. Ancak Cenk Yavaş’ın ölümünde olduğu gibi bütün bu ölümlerin karoshiye bağlı olup olmadığını bilmiyoruz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi her işçi ölümü tek tek incelenmelidir. Bu yüzden tespit ettiğimiz 392 işçi ölümünü “olası karoshi” olarak değerlendiriyoruz. Yine belirtmeliyiz ki birçok işçi ölümüne “ecel” dendiği için haberdar olamamaktayız. Bu yüzden çok daha fazla ölüm olduğunu unutmamalıyız. Buna göre; 
 
2013 yılında en az 48 işçi,
2014 yılında en az 121 işçi,
2015 yılında en az 155 işçi,
2016 yılının ilk dört ayında ise en az 68 işçi kalp krizi ya da beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirdi…
Yani son dört yıldır “olası karoshi” nedenli ölümler hızla artmaktadır.
Tabi yine bir konunun altını çizelim. Ülkemizde meslek hastalıkları gizlenen bir salgındır. Türkiye’de SGK verilerine göre meslek hastalıkları yıllık tanı sayısı beş yüzün dahi altında kalmaktadır. Oysa karoshi de bir meslek hastalığıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi sadece son dört yılda olası karoshi nedenli yüzlerce işçiyi kaybetmiş durumdayız. Bu durum meslek hastalıklarına yaklaşımda ülkemizin içinde bulunduğu durumu da gözler önüne sermektedir…. 
 
 
“Olası karoshi” 392 işçi ölümünde nedenlere bakarsak;
 
Yüzde 71’i kalp krizi nedenli,
Yüzde 3’ü ise beyin kanaması nedenlidir.
Ölümlerin yüzde 26’sının nedenlerini ise bilmiyoruz. Elimizdeki tek bilgi çalışırken ve ani olarak gerçekleşmesi. Ancak elimizdeki bilgiler ışığında oransal olarak çoğunluğunun kalp krizi nedenli olduğunu düşünüyoruz…
 
 
“Olası karoshi” nedenli 392 işçi ölümünün işkolları dağılımına bakarsak;
 
Tarım, Orman işkolunda 71 emekçi,
Taşımacılık işkolunda 69 işçi,
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 60 emekçi,
İnşaat, Yol işkolunda 39 işçi,
Savunma, Güvenlik işkolunda 24 işçi,
Belediye, Genel İşler işkolunda 24 işçi,
Konaklama, Eğlence işkolunda 18 işçi,
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 17 işçi,
Metal işkolunda 13 işçi,
Madencilik işkolunda 12 işçi,
Gıda, Şeker işkolunda 10 işçi,
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 6 işçi,
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 5 işçi,
Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi,
Ağaç, Kağıt işkolunda 4 işçi,
Enerji işkolunda 4 işçi,
Basın, Gazetecilik işkolunda 3 işçi,
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi yaşamını yitirdi.
Yaşamını yitiren 7 işçinin çalıştığı işkolunu belirleyemedik…
 
 
“Olası karoshi” nedenli 392 işçi ölümünün yaş dağılımına bakarsak;
 
18 yaş ve altında yüzde 1,
18-27 yaş arasında yüzde 5,
28-50 yaş arasında yüzde 46,
51-65 yaş arasında yüzde 40,
65 yaş ve üstünde yüzde 8 olarak gerçekleşmiştir…
 
 
“Olası karoshi” nedenli 392 işçi ölümünün cinsiyet dağılımına bakarsak yüzde 3’ü kadın ve yüzde 97’si erkektir…
 
 
“Olası karoshi” nedenli 392 işçi ölümünün şehir dağılımına bakarsak;
 
68 ölüm İstanbul’da; 
33 ölüm Kocaeli’nde;
27 ölüm Bursa’da
19 ölüm Samsun’da;
14 ölüm Antalya’da;
12’şer ölüm Adana, Ankara ve Sakarya’da;
10 ölüm Manisa’da;
9’ar ölüm Balıkesir ve Sivas’ta;
7’şer ölüm Çorum, Edirne ve Tekirdağ’da;
6’şar ölüm Isparta, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya ve Zonguldak’ta;
5’er ölüm Aydın, İzmir, Malatya, Mersin ve Tokat’ta;
4’er ölüm Gaziantep, Şanlıurfa ve Trabzon’da;
3’er ölüm Afyon, Bartın, Bolu, Burdur, Denizli, Elazığ, Erzurum, Karabük, Kastamonu, Kütahya, Muğla, Ordu ve Uşak’ta;
2’şer ölüm Aksaray, Çanakkale, Eskişehir, Giresun, Gümüşhane, Hatay, Karaman, Kırşehir, Osmaniye, Rize ve Yalova’da;
1’er ölüm ise Adıyaman, Amasya, Artvin, Bayburt, Bilecik, Diyarbakır, Erzincan, Kırklareli, Mardin, Tunceli, Van, Almanya, Cezayir, İran, İspanya, Japonya, Libya ve Mısır’da yaşandı…
 
8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat uyku…
Bu noktada aşırı, yoğun ve fazla çalışmaya karşı işçi sınıfının verdiği mücadele tarihine bakmamız önemlidir. Birinci Enternasyonal; 1866 yılındaki Cenevre kongresinde, işgününün yasal olarak 8 saatle sınırlanmasını benimsemişti. Bu karar daha sonraki yıllarda dünya işçi sınıfını harekete geçirecek önemli bir dinamik olacaktı. Ayrıca işçilerin çalışma mevzuatlarına dair istemleri de, 8 saatlik çalışma talebini bütünlemiş ve işçilerin ekonomik mücadele programını oluşturmuştu.
 
Aynı dönemde ABD’de ise, çoğunluğunu göçmen işçilerin oluşturduğu yeni bir işçi sınıfı oluşmaktaydı. 1 Mayıs ve 8 saatlik çalışma olarak ifade edebileceğimiz buradaki işçi hareketi, ilerleyen yıllarda proletaryanın burjuvaziye karşı dünya çapındaki savaşımının simgesi haline gelecekti. ABD’de sendikalar 1 Mayıs 1886’da fiilen 8 saat çalışılacağını ve buna uymayan fabrikaların fiilen engelleneceğini ilan etti. 1886 yılı 1 Mayıs’ı, ABD’de emekle sermaye arasındaki en önemli çatışma günü oldu, birçok gösteri ve grevler yaşandı. 
 
Bu sürece destek için Kıta Avrupası’ndan Rusya’ya kadar eylemler gerçekleşti İkinci Enternasyonal, kurulduğu 1889 yılında 1 Mayıs’ı uluslararası eylem günü olarak önerdi. Amerikan sendikaları da 1 Mayıs 1890’ı emeğin 8 saati dayatma günü ilan etti ve buna paralel olarak İkinci Enternasyonal bu kararı kabul etti. 8 saat çalışma, 8 saat dinlenme ve 8 saat uyku temel prensibine dayanan bu talep; işçi sınıfının toplumsal ilişkiler ve zihinsel gelişimini içeren, daha iyi bir yaşam isteğinin cisimleştiği bir talep oldu. İzleyen yıllarda Pazar günü çalışma birçok işkolunda kalkmış ve Cumartesi günü yarım gün tatil hakkı elde edildi.
 
Bugün neo-liberal politikalar ile birlikte işçi sınıfının birçok hakkına saldırıda bulunuldu ve çalışma yaşamı hızla güvencesizleştirildi. Türkiye’de haftalık çalışma saati “ortalama” 50 saatin üzerinde. İzin hakları kullanılamıyor. Üç işçinin yapacağı iş bir işçiye yaptırılıyor. İşyerlerinde sağlık ekibi ve ambulans yok. Soma’daki maden işçilerinden mevsimlik tarım işçilerine kadar işçilerin başında “hadi hadi” diyen dayıbaşları, çavuşlar, taşeronlar var. Bu süreç bugün kiralık işçilik, özel istihdam büroları, kıdem tazminatının kaldırılması, iş mahkemeleri kanununun değiştirilmesi gibi birçok saldırı ile derinleştiriliyor. İşte tam da bu noktada yukarıda ifade ettiğimiz olası karoshi nedenli ölümlerin artacağı aşikar.
 
Kader, fıtrat değil iş cinayeti…
Çalışırken ölmek istemiyoruz…
 
İletişim
0505 983 54 70 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*