Anasayfa » GÜNDEM » “Kobanegrad”

“Kobanegrad”

Emeperyalist ve bölgesel gerici güçlerin Ortadoğu’ nun başına bela ettiği IŞİD çetesi Kobane’ ye üç koldan saldırısını sürdürüyor. Rojava Kürt halkının “demokratik özerklik” stratejisi gereği bölgede ilan ettiği üç kantondan biri olan Kobane hem emperyalistlerin Türkiye dahil bölgesel kapitalistleri, hem de IŞİD çetesinin hedefi durumuna gelmekte gecikmedi. Rojava Kürtlerin kendi öz güçleriyle yaşadıkları topraklarda kurdukları öz yönetimler farklı farklı gerekçelerle de olsa tüm bu gerici güçlerin hedefi oldu. IŞİD çetesi işte bu “ortaklığın” taşeron tetikçisi olarak devreye sokuldu. Şengal’ de Ezidi Kürtleri katleden, kadınları kaçırıp tecavüz eden, köle pazarlarında satan insanlık, insanlık düşmanı bu güruh şimdi de Irak ve Suriye’ den ele geçirdiği ağır silahlarla birlikte Kobane’ ye saldırtıldı. Vatan ve onur savunmasında YPG ve YPJ’ li savaşçıların yarattığı destansı, gözüpek direniş bugün bizim de sahiplenmemiz ve bulunduğumuz her alanda savunmamız gereken özgürlük mücadelesidir. Nazi Alman ordularının, faşizmin saldırısına iki yıl boyunca sokak sokak, ev ev direnen Stalingrad direnişini kendine örnek alan Kobane savaşçıları “Kobanegrad” ı yaratmakta oldukça kararlı görünüyorlar. Maruz kaldıkları tüm olanaksızlıklara, kuşatmaya, eşitsiz bir savaş yürütmelerine rağmen Kobane’ nin düşmeyeceği, düşse bile yeniden ayağa kalkacağı artık anlaşılmış bulunmaktadır.

Kobane direnişi salt kobane değildir ve orada Türkiye mali oligarşisinin, AKP hükümetinin ne tür entrikalar çevirdiği, katil ve tecavüzcüler çetesine hangi destekleri verdiği artık gizlenemez bir hale gelmiştir. Yönetemem krizini aşmak, neoliberal gericilik rejimini ayakta tutmak adına istemeye istemeye yürütme zorunda kaldığı, ulusal hareketi oyalayarak çürütme stratejisini “çözüm” adı altında sürdürdüğü bir kesitte Kobane direnişi, kaldırdığı taşı ayağına düşürmesine neden oldu. Taktığı maske, “barış-çözüm” ikiyüzlükleri açığa çıktı. Kuzey Kürdiastan halkının Kobane’ ye vermek istediği destek gazla,copla,kurşunla boğulmaya çalışıldı. Rojava’ da IŞİD, Kuzey’ de AKP gericiliği Kürtlerin üzerine saldırdı.

Bölgede örgütlülükleri ve etki alanları günden güne büyüyen, dünya halklarında sempati toplayan Kürt halkının mücadelesi tüm uğursuz güçler yeniden sahneye çağrılarak bastırılmak isteniyor. Rojava’ da IŞİD, Kuzey’ de faşist çeteler, Hizbullah T.C devletinin, AKP’ nin yönlendiriciliğiyle birlikte yeniden devreye sokulmaya çalışılıyor. Hükümet yönetme kabiliyetini yitirmiş, devlet ve rejim krizini aşmak uğruna tüm bu krizleri derinleştiren politikalarında ısrar edeceğini gösteriyor. Milyonların serhıldanını misliyle şiddet uygulayarak durdurabileceğini sanıyor, tehdit ediyor. İktidarının bugün ayakta durmasına neden olan temel payandanın ulusal hareketle yürüttüğü “çatışmasızlık” süreci olduğunu unutarak kaldırdığı taşı kendi ayağına düşürüyor. Ulusal hareketi yaklaşık iki yıldır oyalarken, IŞİD’ in saldırısı altında direnen Kobane’ nin düşmesini ellerini ovuşturarak beklerken ne kadar yanlış hesaplar içinde olduğunu göremiyor!…

AKP hükümetinin ideolojik-siyasal biçimlenişi, kültürel yapısı temel olarak Türk-Sünni mezhepçiliği ve sermaye seviciliği üzerinde şekillendiği için Kürt halkının demokratik özlem ve taleplerine de, tüm kazanımlarına da (örneğin Rojava) düşmandır. İzlemek zorunda kaldığı çözüm “sürecini” pratik adımları atmayarak, Öcalan’ ın reformist eğilimlerini son sınırına kadar zorlayıp süreci zamana yayarak çürütmesi, böylece memlekette tesis ettiği hegomanyayı ulusal harekete, kürt emekçi halkına doğru genişletme isteğini, ikiyüzlülüğünü açık ediyor. Kürt halkına -varlığınız varlığımıza armağan olsun diye- varlığınızı tanıyoruz demenin dışında ( ki onuda kanırta kanırta söyleten militan,gözüpek mücadeledir) bir adım atmıyor. Atacağı her adımın daha geniş demokrasi ve özgürlük taleplerine altlık olacağını, neoliberalizm koşullarında sıkı denetim altında tutulması gereken işçi sınıfı, emekçi kitleler ve kürt halkının buradan oluşturacağı moralle taleplerini yükselteceğini biliyor. Fakat yükselen mücadele koşullarında gün geçtikçe talepleri daha fazla zamana yayma olanakları da daralıyor. Dişe diş, kora kor mücadele neoliberal muhafazakar gericiliği kendi korkularıyla yüzleşmeye zorluyor. Ama o her fırsatta bu yüzleşme yerine ulusal hareketi, onun önderlerini küçümsüyor, aşağılıyor, hakaret ediyor. Bu politikalar bir yerinden patlayacaktı. Tedavi etmek yerine öylece bırakılan yara enfeksiyon kaptı. Kobané bu iltihaplanmış yarayı patlattı ve tedeavi sürecinin önünü açtı. Ve esas olarak şunu gösterdi: Tedavinin tüm olanakları kitlelerin elindedir. Kendi yaranızı kendiniz, özgücünüzle iyleştireceksiniz. Zor militan mücadele bütün sağlık görevlilerini de materyallerininde sağlayacak yegane ihtiyaçtır. Nasıl ki işçi sınıfı tüm kaderini burjuvazinin eline ve niyetine terkettiğinde başına SOMA geliyorsa, asansörlerde onar onar ölmek geliyorsa, Kürt halkıda kaderini AKP hükümetinin, mali oligarşik yapının ellerine bıraktığında başına daha farklı şeyler gelmeyecektir. İşçi sınıfı çalışma ve yaşam koşullarını devrimci bir siyasi duruşla, sınıf olarak denetimine alması gerektiği gibi, Kürt halkı da reformist müzakere anlayışı yerine, militan devrimci mücadeleyle taleplerini yükseltmelidir. Ancak o zaman müzakere masaları da istenen biçim ve içerikte kurulabilecektir.

Ulusal hareket, kürt halkının devrimci militan potansiyeli devletin beklediğinin aksine çürütülmemiştir. Kobané Serhıldan’ ıyla ayakta olduğunu, daha nelere muktedir olabileceğini de göstermiştir. Ki bu daha başlangıçtır ve devlet beklenen adımları atmazsa başka şeyler de muhtemelen gündeme gelebilecektir.

Kobané’ de süren direniş kuzey’de de kıvılcım olmuş, emekçi Kürt halkını ve gençliğini eyleme çağırmıştır. Stalingrad faşizmin saldırısı altındaki sosyalist anavatanın savunulmasıydı. Faşizmin yenilgisi dişe diş bir mücadeleyle Stalingrad’ da başlamış ve arkası çorap söküğü gibi gelmişti. Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinin eşiği şimdi Kobané’ dir. Kobané Kobanégrad olup, IŞİD ve tüm destekçilerini yendiğinde özgürlük ve demokrasinin kapıları da açılacaktır. Kürt ulusal hareketi şunu anlamalıdır, Kobané düşerse Ankra düşmez. Ankara’ da simgeleşmiş burjuva inkar, baskı asimilasyon ve egemenlik ilişkileri ancak Kobané ayakta kalırsa, zafer kazanırsa düşecektir. Ve tüm güçler, olanaklar Kobané’ nin kazanması için seferber edilmelidir. Kobané salt Kobané değil, çok daha fazlasıdır.

Ercan Akpınar

1 No’ lu F Tipi Hapishanesi
B1-53

Sincan /Ankara

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*