Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 46 bin kadın ve çocuk maçtaydı!

46 bin kadın ve çocuk maçtaydı!

Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) seyircisiz oynama cezası verilen maçların kadınlara ve 12 yaş ve altı çocuklara ücretsiz olarak açılması kararı ilk olarak Fenerbahçe-Manisaspor maçında uygulandı. 46 bin kadın ve çocuğun izlediği maç, dünyada bir ilk olmasıyla Türkiye’nin yanı sıra dünya spor basınında da yer buldu.

Kadın ve çocukların maça gidişi, maçı giyim, tezahürat biçimleri dahil nasıl izledikleri, basının yanı sıra sosyal paylaşım ağlarında azımsanmayacak bir gündem oluşturdu. Erkek taraftarların yaptığı yorumlarda “Şükriye Saracoğlu stadı”, “kadınlar matinesi”, “vuvuzela” gibi erkek egemenliğinin dilinden ifadeler öne çıktı. “Maç sırasında dizi izleyen kadın”, “çocuk bezi değiştiren kadın” görüntüleri bu yorumlarla bezenirken, aynı zamanda kadınların genellikle yabancısı oldukları futbol dünyasına girişleri ve bunun kadınlar üzerindeki etkileri, erkeklerin küfrettiği ve sonrasında döner bıçaklarının konuştuğu maçlardan farkı da işlendi:

“… binlerce kadın maça gitmiş çoluğuyla çocuğuyla. Orada çok değişik, çok güzel 2-3 saat geçirmişler. ve bunun mutluluğuyla evlerine dönüyorlar. Hiçbirinde en ufak bir üzüntü yok. Neden berabere kaldık biz yaaa diye tribe girmemişler. Ağızlarında küfür yok. Yüzleri asık değil, gülüyorlar, eğleniyorlar evlerine dönerken.Ssonuç olarak sosyal hayatlarına bir boyut katmışlar. Tıpkı sinemaya gitmiş gibi, tiyatro izlemiş gibi”…

Bu nasıl “ceza”?

Çoğunluğunu orta sınıf kadınların izlediği, öncesinde Fenerium mağazalarından kıyafet ve aksesuar alışverişi yaptıkları maç, en başta “Bu nasıl ceza?” sorusunu uyandırıyor! “Cezalı” takım, taraftarlarının alışılageldik “ana avrat” küfürlü tezahüratının “coşturuculuğundan” “mahrum” kalıyor kalmasına; fakat şifreli kanal ve reklam gelirlerine dokunulmadığı gibi, maç biletlerinin TFF tarafından karşılanmasıyla da hiçbir gelir kaybına uğramıyor. Metris havalandırmasında volta atan birkaç şikecinin vurduğu lağım suyu ortamına sözde çarpı çeken “temiz futbol” bayrağı dalgalanadursun, yarım milyar dolarlık bütçesiyle futbolun sermaye ilişkileri ve gelirleri TFF nezdinde kapitalizm tarafından çoktan güvence altına alınmış durumda!

Tribünlere edep kazandırmak!

Maça ilişkin Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından öne çıkarılan, kadınların tribünlere edep kazandırmadaki rolü oldu. Kadın taraftarlar, TFF tarafından kutlandılar. TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, maç öncesinde “İlk yeniliğimiz, ülke futbolunu güzelleştirmek ve futbol dünyamıza renk katmak üzere kadınlarımıza sorumluluk vermek olacak. Kadınlarımızı ve 16 yaş altındaki çocuklarımızı statlarımıza davet ediyoruz. Kısa sürede tamamlayacağımız düzenlemeyle, kadın ve çocuklarımızı statlara ücretsiz alacak, oluşacak ekonomik yükü de Türkiye Futbol Federasyonu olarak karşılayıp kulüplerimizin gelir hanesine yazacağız. Böylelikle kadınlarımız ve çocuklarımız, tuttukları takıma destek verip renk katarken aynı zamanda gelirlerinin artmasına da katkıda bulunuyor olacaklar” dedi. TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ da maçtan sonra “İyi bir örnek oldu, doğru bir örnek oldu. Stadyumlarda özlem duyduğumuz bir görüntüydü. Dünyada bir rekor gibi görebiliriz. Bu kadar kadının bir arada maç seyrettiğini sanmıyorum” değerlendirmesini yaptı. Kanada’dan yayın yapan thestar.com’un maçla ilgili haberinde de, “İngiltere futbolda şiddet sorununu stadyumların tamamen erkek ortamını aile dostu alanlara dönüştürerek çözdü” yorumu yer aldı. Buna göre, İngiltere’de futbolda şiddet konusunda son derece sert yasal önlemler alınmasına rağmen en önemli caydırıcı etmen, kadınların futbol tribünlerine daha yüksek oranda girmesiydi.

Futbol maçları örneğinde yapılan, kapitalizmin genel eğilimi uyarınca kadınların sosyal yaşamın uzun yıllar dışında bulundukları bir boyutuna giderek daha geniş ölçekte dahil edilmeleridir. Sermayenin çoklu birikim sürecinin bir unsuru olan futbol sermayedarları, kadınların varlığıyla tribünlerin daha temiz olacağını söyleyerek futbol maçlarına gelmelerini bir süredir teşvik ediyorlardı. Bunun da bir kanalı olarak klüp kongrelerinde kadın üye sayısı artmaya başladı -örneğin FB’nin 10 bin küsur kongre üyesinin beşte biri burjuva kadınlardan oluşurken, futbol klüplerinin yönetim kurulundaki tek kadın üye olan Yasemin Merçil de FB’de. Kadın futbol takımlarının sayısı da arttı. Böylelikle hafta sonlarında ev işine yüklenen, alışverişe çıkan, bu sırada maçlara odaklanan eşiyle “sevimli krizler” yaşayan, futboldan anlamayan kadın tipi, orta sınıf temelli olarak değişmeye durdu. Forma ve aksesuarlarıyla “kız kıza” televizyon başına geçen, tezahürat yapan kadınlar reklamlarda yer bulurken, kadınlar futbol maçlarına daha fazla gitmeye başladılar. Burada elbette ki biricik motif, kadınlara da bilet, forma ve aksesuar satılması, şifreli kanallardaki maç izleme oranlarının yükseltilmesi değildi. Bunun da içerisinde yer aldığı tarzda, kapitalist üretim ilişkilerinin bugünkü orta-ileri gelişme düzeyinde, kapitalizmin toplumsal egemenlik ve kapsayıcılığının, kadınlar üzerindeki etkisinin derinleştirilmesi ve bunun hiç de kabaca değil, politikanın cinsiyetlendirilmesiyle yapılmasıydı. Kadınlarla çocukların tribünlere davet edilebilmesi için futbolda şiddetin düzeyi bir nebze düşürülmeli, tersinden ise kadınların varlığı bunu sağlayacak tarzda öne çıkarılmalıydı. Kadınları cinsel tacize uğrayacakları, galiz küfürlerle bezenmiş, döner bıçaklarının konuştuğu bir ortama davet etmenin bir anlamı yoktu!

Kadınlar, burjuva sivil toplum örgüsünün en kitlesel paydalarından biri olan tribünlerde yerlerini almaya binlerce yıldır kendilerini biçimlendiren özelliklerine atıfta bulunularak çağrıldılar. Görünen o ki, 1 dakikalık bir küfür “seansı” dışında tribünlere edep kazandırma “sorumluluklarını” yerine getirmekle kalmadılar, aynı zamanda bu aktiviteden hoşnut kaldılar; muhtemelen futbol dünyasına girişlerinin aile yaşamlarında da etkide bulunacağını düşündüler!

Futbolu toplumu afyonlamaktan çıkarıp tıpkı doğuşundaki gibi bir oyuna dönüştürecek; zeka ve fizik kondisyonun, strateji ve taktiğin, kolektivite ile bireysel yetilerin, sahadaki ile kulübedekinin gerçek bir bileşimi haline getirecek olan da, “istenmeyen görüntüler”e son verecek olan da, onun sermaye egemenliğinden çıkmasıdır. Kadınlara atfedilen rolün yerine getirilmesi şiddet oranını düşürmesine düşürür fakat futbolun sermaye karakterine ve ilişkisine son veremez. Dahası, bu karakterin ve ilişkinin meşruiyetini kadınları da kapsamış olarak artırır ve niteliklendirir -FB maçında Aziz Yıldırım maskesi takan kadınlar da bunun ifadesidir. Futbolun küfür ve şiddetten tamamen temizlenmesi, onun şike, şiddet, star sistemi, fanatizm ve milliyetçilikle bezeli bir sermaye birikim alanı olmaktan çıkmasıyla mümkündür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*