Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 4.5G ile Hızlanan Kapitalist Piyasadır

4.5G ile Hızlanan Kapitalist Piyasadır

Türkiye’de 4.5G olarak bilinen 4. Nesil Mobil iletişim teknolojisi 1 Nisan’da çalışmaya başladı. Dünya genelindeyse 100 ülkede en az 250 milyon kişi tarafından daha aktif kullanıldığı düşünülüyor. Türkiye ve diğer çok uluslu tekelci telekomikasyonların Türkiye’de alal acele getirdikleri 4.5G teknolojisiyle koparılan kıyamet aslında tamamlanmış değil. Ciddi alt yapı sorunları yaşıyor. 4.5G eğer telefon ve sim kartla birlikte LTE uyumluysa, 150 Mbps hız transfer genişliğine kadar ulaşabiliyorsa 4.5G kullanabileceğimiz söyleniyor. Buna birçok operatörün alt yapısı pek hazır değil. Koparılan yaygaraya rağmen acaba fiber kablo ile daha tam tamına sağlamakta ve garanti edilmekte zorlanılan internet hızı, kota limitleri 4.5G ile nasıl hemen 150 mbps’ye ulaşıyor?

3G ile 4.5G arasındaki frekans miktarı birinde 183 iken diğer 573 Mhz düzeyindedir. Yalnız işin garip tarafı, 4.5G dünyada şu an en gelişmiş geniş bant transfer hızıyken, Türkiye daha 3G’den bile tam verim sağlanamamıştı.
Apar topar eksik gedik start verdikleri, milyarlarca Euro ödedikleri ihalelerde, şimdi her noktayı yüksek veri transferi sağlayacak baz istasyonları haline getirmeyi planlıyorlar. Elbette bu hıza ve daha fazlasına 5G ile ulaşmak mümkün olacaktır. Peki, bunun doğaya ve insanlığa yaptırımı ne olacaktır bu hiç konuşulmuyor. Milli hasıla dedikleri aslında bölgesel ve küresel rekabet düzeyine erişmek için tekelci sermaye ekonomisinin dünya kapitalist ekonomisi içinde kendini var etme hezeyanından başka bir şey değil.

İşin klasik tanımlamaları, telekomikasyonların yüksek bütçeler döktükleri 4.5G ihalesi için acısını hemen faturalara yansıtarak çıkartacakları düşüncesidir. Yani malın artan kalitesinin fiyatlara yansıması. Ama bundan önce her şirketin kendi kendisinin çıkarından ziyade yerel, bölgesel kapitalist ekonomilerin sıçrama yapması, kullanıcıların enformasyon ihtiyacının hacmini yükseltmek ve onlara hız değil, veri paketi satmak işin ilk dalaveresini oluşturuyor. Tabi bu enformasyon üretiminin sınırlanması değil, insanların veri transferinin önünde blokaj ve yüksek ücretlerle korkutmaktan daha akıllıca olarak kitlesel etkileşimleri, sağladıkları reklam çılgınlığından, vurup kaçma, sürpriz fatura şeklinde değil insanları kendi kontrolleri altına almaları şeklinde daha uzun soluklu bir üretim-tüketim ve sömürü bağımlılık mekanizmasını işletecekleri şeklinde görünüyor.

4.5G dünyada üretimin değişen yapısıyla birlikte kitlelerin haberleşme, düşünce ve etkileşiminin, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünün bir aracı olmak için hızlanamaz tam tersi bunları boğmak ister. İnsanlığın bilgi birikim, zeka ve duygusal düşünce durumunun reklamlar vasıtasıyla internetin nesneler dünyasına nakli, sermayeye kattığı artı değer ve meta ilişkileri ile sınırlanıyor.

4.5G’nin ücretsiz olması, uyumlu olmayan sim kartların telekomikasyonlarca ücretsiz dağıtılmasının altında yatan sebepte bu. Çünkü veri transfer hızı arttıkça başta enformasyon olmak üzere tüketimde artacak, telekomikasyonların dönüşüm geçirdiği gsm mobil bazlı iletişim şekli, tüm üretimde kullanılan kullanılmayan tüm cihazların bu ağlara bağlı olmasıyla, daha da çok internet pazarı ve istasyonları haline geleceğe benziyor. Sadece Telekom karları ile değil, değişen üretim ilişkileriyle bağlantılı büyük sermayenin sömürüsünü azamileştirecek, bir sermaye stratejisi olarak ticari sevk hızını arttıracak bir birikim sürecine geçişi de ifade ediyor.

İşçi sınıfının on yıllardır el konulan birikmiş emeğiyle teknolojinin kötü niyetli kullanımı ve ihaleler yoluyla işletilmesi, uyuşturucu görevi görecek, özgürlük değil sansürler artacak, yüksek ücretler yeniden fatura yoluyla vergi ve reklamlar yoluyla yine toplumun geniş işçi kesimlerinden eğlenceli dalaverelerle çıkarılacaktır.

Bir başka boyutta, 4.5G teknolojisinin kontrolsüz bir biçimde insanların içinden geçen yüksek radyasyon frekanslarına işaret ediyor. Kar dışında insan sağlığının hiç bir önemi olmadığını gösteriyor. 4.5G’nin sadece teknolojinin gelişmesiyle ilgili değil, kar uğruna, denetimsiz bir hırsla insanı ve doğayı tahrip eden baz istasyonları haline gelmesini sağlıyor.

Tüm bunların dışında, insanlığı doğayla yabancılaştıran kapitalizmin karşısında, teknolojinin kar için değil, insan ihtiyaçları için işlediği ve daha da çok geliştiği sosyalizmde, makine ve çipler insanı aşırı çalıştırma ve kontrol etme aracı olmaktan çıkıp insanlığın hizmetine geçebilir. İnsanlığın ortak gelişkinliği ve denetimiyle çalışmayı zorunlu ve köleleştirici olmaktan çıkartacak olan komünizmin özgürleştirici dünyası olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*