Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kuz: İTO önünde direniş çadırı kuracağız

Kuz: İTO önünde direniş çadırı kuracağız

Haberlink.com’un Teknopark direnişçisi mimar Burçin Kuz ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz

Teknopark işçileri haklarını alabilmek için 11 Ocak’tan itibaren İTO önünde çadır kurup sürekli direnişe geçmeyi planlıyor. Bizde Haberlink olarak direnişteki işçilerden mimar Burçin Kuz’la süreç, yaşananlar ve yapacakları eylemlilikler üzerine röportaj yaptık. Beyaz yakalı işçilerle, mavi yakalı işçileri buluşturan Teknopark direnişi sınıf dayanışması açısından görmek istediğimiz bir eylem olarak karşımıza çıkıyor..

1.Direniş kararını verme sürecinizi, ailenizin ve iş arkadaşlarınızın yaklaşımını kısaca anlatabilir misiniz?

Teknopark İstanbul projesinde Mayıs 2012 tarihinden itibaren ince işler taşeronunun şantiye şefi olarak çalışırken, maaşlarımın ödenmemesi sebebiyle Ekim ayında sözleşmemi tek taraflı olarak feshettim. Aynı dönem sahada çalışan mesai arkadaşlarım ve diğer taşeron çalışanları içinde benzer bir süreç işliyordu. Ancak herkes ana firma Uzunlar İnşaat’ın “itibarı büyük” olmasından kaynaklı söylenenlere çabuk inanıyordu. Ben de aynı süreçte ana müteahhide geçmem teklif edilerek ikna edilmeye çalışıldım. Güya tüm sorunlar geçiciydi, hep en yakın zamanda çözülecekti…
Böyle böyle oyalanarak haftalar geçti. Herkesin kafası karışıktı, benim taşeron hakkında icra takibi başlatmış olmam ve SGK’ya şikâyet etmiş olmam bile o süreçte erken atılmış bir adım gibi dahi görüldü pek çok arkadaşım tarafından.
Ardından benim ana firmanın teklifini geri çevirip geçinebilmek için yeni bir işe girmemle birlikte, süreç de kişisel bunalımlar olarak kendini göstermeye başladı. Artık doğru düzgün uyku dahi uyuyamıyordum. Çalışıyordum ancak “ya yine paramı alamazsam” kuşkusu ve bir şey yapamamanın çaresizliği peşimi hiç bırakmadı.
Bu süre içinde birlikte çalıştığım ustalar ile telefon görüşmeleri yapıyordum ancak herkes “bu hafta ödenecek” lafına o kadar alışmıştı ki, birlikte ne yapabiliriz kısmını çok geç tartışmış olduk.
Benim açımdan o süreç işte böyle sürdü. Bu süre boyunca ailem ve arkadaşlarımın çok fazla desteğini gördüm. Kira ödemesinden, günlük harcamalara kadar beni rahatlatmaya çalıştılar. Artık bu sorunu sokağa çıkarak çözmeye çalıştığımda da, bu tarz eylemliliklere pek de yakın olmayan ailem bile “seninle gurur duyuyoruz” diyebildi.

2.Nasıl bir araya geldiniz? Şu ana kadar yaptığınız eylemliliklerden bahseder misiniz?

Sorunu çözeceklerine inancımızı yitirdiğimizde, Aralık’ın son haftası bizim taşeron firmada çalışan ekip başları ile bir araya geldik. ÇHD’nin Çalışma Yaşamı Komisyonu üyesi, benim de deneyimine güvendiğim bir avukat arkadaşımın yanına gittik. Süreci detaylı anlattık, birlikte neler yapılabileceğini tartıştık. Projenin sahiplerinden İstanbul Ticaret Odası’nın önünde bir basın açıklaması yapmaya karar verdik.
28 Aralık Cuma günü ilk eylemimizi yaptık. İTO önüne giderek ücret hakkımızı talep ettik. Bizi görünce sanıyorum şaşıran yetkililer, ilk hafta bizden bir heyet ile görüşmeyi kabul etti. Böylece İTO Genel Sekreteri Cengiz Ersun ile görüştük. Ersun açıkça projenin kasasının kendilerinde olduğunu kabul etti ancak, bugüne kadar ödemeleri düzenli yaptıklarını ve ödenecek bir kuruş paralarının olmadığını ifade etti.
Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Orada avukatımızın da belirttiği gibi, işçi ücretleri ödenmeden ödemelerin yapılmış olması kanunen mümkün değil. Yöneticiler kamu ödenekleri üzerinden bütçesi sağlanan böyle bir projede ya usulsüzlük yaptılar ya da genel sekreter açıkça yalan söylüyor. İki türlü de durum kabul edilemez.
Ertesi hafta Cuma günü de aynı şekilde İTO önüne gittik. Durumdan bir hayli rahatsız olan İTO yöneticileri bizleri polis saldırıları ile korkutabileceğini düşündü, sanıyorum. Polis gaz bombaları ve coplarla ücret hakkını isteyen biz işçilere saldırdı. 4 arkadaşımız polisin kullandığı gaz sonucu hastaneye kaldırıldı.
Ardından Pazar günü, ailelerimizle birlikte bu saldırıyı kınamak ve vazgeçmeyeceğimizi göstermek için Kadıköy’de bir basın açıklaması yaptık.
Bundan sonra da eylemlerimizi büyüterek devam edeceğiz. 11 Ocak Cuma gününden itibaren İTO önüne direniş çadırı kuracak ve her gün orada olacağız. Ta ki ücretlerimiz ödeninceye kadar…

3.Direnişe geçen kaç işçisiniz? Bu kadar büyük bir inşaatta neden sadece 45 işçi direnişe geçiyor? Diğer işçiler neden yoklar?

Aynı taşeron firmada çalışan işçiler olarak yaklaşık 45 kişiyiz. Çoğunluğu Van’dan gelen işçiler bunlar. Kışın iş imkanı bulamayanların bir kısmı süreç uzayınca Van’a geri dönmüşler. Şu anda eylemlerde 20-25 kişi bir araya geliyoruz. Bunların hepsi ince taşeronu Telci Yapı’da çalışan işçiler. Diğer taşeronda çalışan arkadaşlarımıza ulaşmamız uzun sürüyor, ilk eylemimize inşaat mühendisi bir arkadaşımız da gelmişti. Geçtiğimiz haftaki polis saldırısı haber bültenlerinde yer alınca bir çok arkadaşımızın haberi olmuş, aradılar geleceklerini söylüyorlar.
Dediğiniz gibi, çok büyük bir şantiye, aslında bu durum yüzünden mağdur olan çok fazla işçi var. Ancak hepsi farklı taşeron firmaların çalışanları ve şantiye durduktan sonra iletişim kurma şansımız çok azalıyor. Şantiyelerdeki sirkülasyonun çok yoğun olduğunu da göz önüne alırsak, bu kadar işçinin dahi bir araya gelmesi çok sancılı bir sürecin ardından oldu diyebilirim.

4.Direnişteki işçiler arasında tek kadınsınız. İş yaşamında ve direnişte kadın olmaktan kaynaklı sorunlar yaşadınız mı?

Şantiyede kadın olmak başlı başına zor tabii ki. Sahada birlikte çalıştığınız mesai arkadaşlarınızla ilk kurduğunuz ilişki bile çoğu defa sorunlu başlıyor. “Bu kız çocuğu nereden bilecek?” tarzında cümlelerle çok karşılaştım. İmalatı kontrol eden teknik elemansanız zaten işçilerden ayrı düşünülüyorsunuz, “tuzu kuru” kesimdesin pek çok insana göre. Bir de kadın çalışansanız, zaten evi geçindirmiyorsunuzdur, maaşınızdaki gecikme pek de önemsenmiyor. Bu sürecin başında çalıştığım firmanın sahibi 2 aylık maaşımı ödemeyip bir de “senin sıkıntı yaşadığını bilmiyordum” diyebildi örneğin. Özellikle polis saldırısından sonra işçi arkadaşlar ‘bu kız bile buradaysa bizim kesin burada olmamız lazım’ dediler. Benim bir mimar, bir kadın olarak direnişte olmam işçiler arasında motivasyon yarattı.

5.Taşeronlaştırma ile işten çıkarma arasında bir bağ var mıdır?

Şöyle bir bağ var elbette, taşeronlaştırma her alanda güvencesizliği beraberinde getiriyor. Bu durum bizim hayatımıza aynı işin çok daha ucuza ve çok daha az kişi ile yapılmasını getiriyor. Her an işten çıkarılabilirsiniz, her an çalıştığımız taşeron ortadan kaybolabilir, ücretlerinizi almadığınızda, bizim örneğimizde olduğu gibi taşeronda çalıştığınız için yok sayılırsınız. İnşaat özelinde örneğin, taşeronda çalışıyorsanız, sirkülasyonun çok olduğunu ve işin kısa süreli olduğunu bilirsiniz. İş Kanununda yazan ihbar, kıdem tazminatı sizin için hiçbir şey ifade etmez.

6.İlk kez beyaz yakalılarla mavi yakalıları birlikte direnişe geçerken görüyoruz. Bunun nedeni nedir?

Sanıyorum ilk olmasa da, bu durum hepimiz için olağanın dışında. Hâlihazırda inşaat sektörü için örgütlenme bir sorun alanı iken, bu tarz bir eylemlilikte bir mimarın olması insanlara ilginç geliyor. Geçtiğimiz Cuma günü polis saldırısından sonra bir web sitesinde yayınlanan haberin altına biri bir yorum yazmış: “Bu Burçin Kuz inşaat işçisi mi, ne işi var orada” diye. Az önce bahsettiğim gibi teknik eleman olarak insanların gözünde “tuzu kuru”sunuz. Sizin ücretinizi alamamanız mümkün değil. Biz ilk bir araya geldiğimizde aynı sıkıntıyı yaşadığım işçiler “sizin de alamadığınızı bilmiyorduk” dediler. Hala da ilginç geliyor bu durum onlara.
Ama benim için şaşırtıcı değil. Çalıştığım her işte iş kanununa tabi olarak, bir fiil çalışıyoruz. İmalatları kontrol etmek bizi patronun elçisi yapmıyor. Ben kiminle aynı kaderi yaşıyorum, gayet net görebiliyorum. Elbette bugüne kadar böyle çok fazla deneyim olmaması ve bu tarz durumlarda teknik elemanların direnişe destek olmak bir yana, direnişi karalamada kullanıldığı görüyoruz. Bugün Abdi İbrahim direnişindeki arkadaşlara mühendislerin tutumunu sorduğumda, aynı sürecin kendilerini de beklediği halde kendilerine karşı çok mesafeli olduklarını öğreniyorum.
Bu da hep konuştuğumuz şey aslında, teknik elemanlar onları cendereye alan bu kafa karışıklığı içerisinde gerçekleri görüp harekete geçiremiyorlar. İşçi hareketinin çok fazla deneyimi olsa da bu deneyimler teknik elemanlar için yeni yeni oluşuyor.
Biz, en duyarlımız bile emek mücadelesinde “destek güç” olmaya çok alışmışız. Kendimiz bir parçası olmaya gelince tutuk kalabiliyoruz!

7.Direnişinize ana akım medya ile internet basınının desteği/yaklaşımı arasında nasıl farklar var?

Eylemimiz ilk hafta sol basın dışında herhangi bir yerde geçmezken, geçtiğimiz hafta yaşanan polis saldırısı ile birlikte şaşırtıcı bir şekilde ana haber bültenlerinde oldukça verildi. Tabii talebimiz ve neden orada bulunduğumuzdan çok “işçiler emniyet amirini dövdü” şeklinde. Her ne kadar bu tarz haberler bizi karalamaya çalışmış olsa da, görüntüler çok açıktı, talebimiz çok açık, bu haberler dahi bize güç kattı diyebilirim.

8.Direnişinize TMMOB’ye bağlı odaların, sendikaların, diğer demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, derneklerin desteği/yaklaşımı nasıl oldu?

Sürecin başından itibaren emekten yana herkese çağrılar yapıyoruz, bunun bir karşılığı oldu diyebilirim. Yeterli midir, elbette ki değil, sanıyorum bu süreç geliştikçe destekler de artacaktır. Şu ana kadar ÇHD, OSİM-DER ve İnşaat İşçileri Derneği ile direnişteki işçi arkadaşlarımızdan çok anlamlı destekler aldık. Bunların dışında TMMOB içindeki pek çok duyarlı arkadaşım kişisel desteklerini sundu. Umuyorum yakın zamanda bu destek daha örgütlü bir biçim kazanır.

9.Şu an talebiniz tam olarak nedir? Talebiniz karşılanıncaya kadar direnişinizi devam ettirecek misiniz?

Talebimiz çok net. 4 ayı bulan ücretlerimiz ödenene kadar proje sahiplerinin peşini bırakmayacağız. 11 Ocak Cuma gününden itibaren İTO önünde direniş çadırı kuracağız. Pazartesi günü projedeki tüm yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bu haksızlığa kimin eli bulaştıysa, hepsini teşhir edeceğiz.

haberlink.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*