Anasayfa » GÜNDEM » 24 saat

24 saat

thGezi’den, metal işçilerinin direnişinden, yaygınlaşan işçi ve doğa direnişlerinden rahatsızdılar. En son Arçelik LG işçilerinin polis zoruyla fabrikadan sürüklenerek çıkartılması, “yeşil yol”a karşı köylülerin ve çevrecilerin direnişine komandoların sevkedilmesi ilk belirtilerdi.

Ve tabii hazmedemedikleri Rojava. Tel Abyad’ın da PYD tarafından alınması, telaşlarını iyice büyüttü.

ABD-İran uzlaşması, PYD’nin IŞİD’e karşı muharebe gücü olarak kazandığı meşruiyet, Ortadoğu’da iflas etmiş dış politika alanlarını daha da sıkıştırıyordu.

Sol tam bir parlamentarist seçim sarhoşluğu içindeyken, AKP’nin siyasal inisiyatifi yeniden ele geçirme manevraları dört bir koldan sürdü. Suriye sınırına askeri yığınağın yoğunlaştırılması, bir yandan ABD ile kan pazarlığı, Suruç katliamı art arda geldi.

istanbulda_safak_operasyonu_h14133Devletin “ulusal güvenlik ve kamu düzeni” zirvesi, ABD ile İncirlik anlaşmasının bağlandığının açıklanması, Suriye sınırının Rojava sınırını da kapsayan 450 kilometresine “yüksek güvenlikli”, çift duvar örüleceğinin açıklanması, görünüşte IŞİD’e yönelik kara ve hava bombardımanı, PKK’ye “silah ve direnişi kayıtsız koşulsuz bırakın, yoksa çok kapsamlı temizlik harekatı başlatırız” tehditleri, son dönemlerin en kapsamlı polis operasyonları, son 24 saate sığdı.

Henüz Suruç’la başlatılan “bu Türkiye’ye karşı bir saldırıdır, terörün her türlüsüne karşıyız” söylemiyle zemini oluşturulmaya çalışılan algı operasyonları, IŞİD’in devrimcilere, solculara, Kürt yurtseverlere karşı yapılan işkenceli polis operasyonlarının kenar süsü kılınmasıyla devam etti. IŞİD’e misilleme adı altında sınırın Suriye tarafının karadan ve havadan bombalanmasını ise, TV’ye çıkan çoğu “askeri uzmanın” alenen “bu aynı zamanda PYD ve YPG’ye bir uyarı ve gözdağıdır” diye deklere etmesi, ayrıca bir açıklamayı gerektirmiyor.

IŞİD’e karşı yapılan kara ve hava bombardımanı, diğer taraftan, ABD ile yapılan anlaşmayla da güvence altına alınmış bir biçimde, Suriye sınırının Kobane-Afrin kantonları arasında kalan 90 kmlik hattın ve 40 km derinliğe kadar TSK’nın ateş hattı, yani ateşli “güvenlik bölgesi” olarak tescil edilmek istenmesidir. Emperyalizmin ihtiyar aslanı ile bölge sırtlanı arasında yapılan anlaşma, İncirlik üssünün açılması ve IŞİD’in sınır geçirgenliğini sınırlamak karşılığında, iki Kürt kantonu arasında kalan sınırın IŞİD’den ve asıl Kürtlerden ve Türkiye sınırına olabilecek göç dalgalarından arındırılmasını öngörüyor. Bu bölge emperyalist “koalisyon” güçlerinin hava koruması altında olacak ve bu bölgeye IŞİD, PYD hareketi olursa, TSK ateş altında tutabilecek, “gerekirse” kara harekatı yapabilecek… Türkiye burjuvazisi ve devletinin hedefi tabii ki, Rojava’yı yalıtıp alanını daraltmak, iflas eden bölge politikasını yeni durum ve dengeler içinden yeniden üreterek, dışına düştüğü kanlı bölge satrancına yeniden dahil olmaya çalışmak. AKP’nin bunu, ABD’yle (IŞİD’i sınırlama vaadine karşılık Rojava’yı sınırlama ve iç harekat zemini yaratma) gibi bir “alışveriş” içinden yaparken, aynı zamanda Türkiye burjuvazisinin diğer kesimleri nezdinde bunu realize etmiş, içteki “mıntıka temizliği” ile de, sermayenin dört gözle beklediği ekonomik dönüşüm programlarının da yolunu düzlemeyi vaat etmiş oluyor.

Tüm bunları bir “erken seçim” politikası olarak değerlendirmek fazlaca basitleştirmek olur. Oyun kanlı ve bölge çapında oynanıyor. Ve politika içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye doğru yapılıyor ama sadece parlamentoda yapılmıyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*