Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 2013-2014-2015 Yıllarında En Az 912 Tarım İşçisi Yaşamını Yitirdi

2013-2014-2015 Yıllarında En Az 912 Tarım İşçisi Yaşamını Yitirdi

Merhaba,
Havaların ısınması ile birlikte ülkemizin dört bir yanından tarım işçilerinin ölüm haberleri gelmeye başladı. Diğer yandan geçtiğimiz yıllarda Isparta, Düzce, Urfa gibi şehirlerimizde uygun olmayan taşıma koşullarından dolayı yaşanan toplu işçi ölümlerinin habercisi gibi yine işçiler kapalı kasa kamyonet, traktör römorku gibi araçlarla taşınıyor. Küçük üreticiler, çiftçiler ise sabahtan akşama kadar aile emeği verirken geçinemiyorlar. Nitekim geçtiğimiz gün Adana’da tarlada 40 Kuruşa alınan patatesi yollara döken çiftçileri önce polis tartakladı sonra haklarında Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açıldı…
Tam da bu noktada aşağıda tarım emekçilerinin yaşam koşullarını ve iş cinayetlerini içeren raporumuzu paylaşmak istiyoruz.
28 Nisan Dünya iş cinayetleri ile mücadele ve anma günü vesilesiyle de:
“İş cinayetlerinde ölenleri analım, tüm işçiler-emekçiler olarak haklarımız için mücadele edelim”
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
 
2016 yılının ilk üç ayında en az 59 tarım emekçisi,
2013-2014-2015 yıllarında ise en az 912 tarım emekçisi yaşamını yitirdi…
 
 
Mart ayı ile beraber ülkemizin dört bir yanından tarım sektöründe iş cinayetleri haberleri gelmeye başladı. Geçtiğimiz yıllarda da gördüğümüz bu manzarada kitlesel ölümlerin de gerçekleşeceği muhakkak. Oysa özellikle ulaşıma dair alınabilecek önlemlerle tarımdaki iş cinayetlerinin büyük bir çoğunluğunun önlenebileceğini biliyoruz. Bu noktada raporumuzda tarımdaki sorunlara değinip farklı emek gruplarının çalışma koşullarını gözler önüne sermeye çalışacağız. 
 
Çiftçiler – Küçük üreticiler
Ülkemizde, tarımda küçük üreticiler mülksüzleşme-yoksullaşma sarmalı içinde varlıklarını sürdürmekteler. Özellikle 1980 sonrası uygulanan neo-liberal politikalarla birlikte mazot, gübre, ilaç gibi girdi fiyatlarının yükseltilmesine karşın sübvansiyonların kesilmesi sonucu küçük üreticilik yoğun bir çöküş sürecine girdi.
 
Diğer yandan tarım sektöründeki devlet işletmelerinin özelleştirilmesi, GATTS anlaşmaları vb. adımlarla uluşlararası tekellerin önü açıldı. Yine Doğrudan Gelir Desteği gibi uygulamalarla ülkenin yerel tarımsal dokusu çözüldü ve üretim yapılmamasının önü açıldı.
 
Bu uygulamalar sonucu küçük üreticiler sabahtan akşama kadar aile emeği vererek çalışmalarına rağmen üretimin gideri karşılamaması sorunu ile karşılaştılar. Böylece büyük işletmelere bağımlılık ve göç süreçleri hızlandı. Yine AKP hükümetinin borçlanmayı özendirerek üretimi teşvik projeleri sonucu yıkım hızlandı.
 
Nitekim yıllar içinde tarımsal nüfus hızla küçüldü. Türkiye tarımsal olarak kendine yetememeye ve dışarıdan gıda-hububat almaya başladı. HES, otoyol, maden gibi projelerin hayata geçirilmesi için yapılan kamulaştırma kararları tarım-sanayi makasının hızla açılmasının önemli bir dönüm noktasını oluşturdu.
 
1980 yılında halkımızın yüzde 56’sı kırlarda yaşarken şimdi bu oran yüzde 22’lere düştü. Göç eden nüfus ise kentlerde sırasıyla hizmet ve sanayi sektörüne kaydı. Yine işsiz ordusuna milyonlar eklendi…
 
Yani Türkiye’de küçük üreticinin durumu bugün şudur: Sabahtan akşama kadar aile emeği veren ancak geliri giderinden fazla, arazisi olan ancak yoksullaşmış, borçlanmış ve aç bırakılmaya çalışılan ancak gururunu koruyan milyonlar. Bu durumu herhalde geçtiğimiz günlerde Adana’da 30 kuruşa satmaya zorlandıkları patateslerini yere döküp eylem yapan, polis tarafından yumruklanan ve havaya ateş açılan, haklarında Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açılan çiftçiler özetliyor…
 
Mevsimlik tarım işçileri
Ülkemizde Cumhuriyet döneminden beri mevsimlik tarım işçiliği yapılmaktadır. Yalnız mevsimlik tarım işçiliğini de kendi içinde üçe ayırmalıyız.
 
Birincisi kendi bölgesinde çalışan yerli mevsimlik tarım işçileri. İkincisi gittiği bir tek bölgeye giderek oraya bir mevsim boyunca yerleşen tarım işçileri, örneğin Urfa’dan Adana’ya pamuğa giden tarım işçileri. Üçüncüsü ise gezici mevsimlik tarım işçileri. Bunlar Mersin’de bir iki hafta boyunca seralarda portakal limon toplayıp sonra Aydın’da tütün, Balıkesir’de çilek, Adapazarı’nda fındık, Ordu’da fındık topluyor. Dönüş yolunda da Yozgat’ta nohut topluyor. Bu üçüncü grup yani gezici tarım işçiliği 1990’lardan önce nadir görülüyordu, 1990’dan sonra ve özellikle 2008 krizi sonrası büyük bir artış gösterdi.
 
En kötü çalışma koşullarına maruz kalan gezici tarım işçilerini topraksız köylülerin yanı sıra geçinemeyen küçük üreticiler ve ortakçılar oluşturur. Gezici tarım işçiliğinin en çok görüldüğü şehirler ise Adana, Adıyaman, Hatay, Urfa ve Düzce’dir.
 
1- Kadın işçilerin durumu: Tarımda kadın işçiler toplam istihdamın neredeyse yarıdan çoğunu oluşturmaktadır. Kadın tarlada çalışmanın yanı sıra ev içindeki işleri de üstlenmiştir. Ayrıca emeğinin karşılığı olan ücretinin denetimi kendinde değil aile otoritesi olan babaları ya da kocalarındadır. Ücreti erkekten düşüktür. Yine çocuk emeğini de değerlendirirken bu mevcut durumdan ayrı bakamayız.
 
2- Dayıbaşılık: Mevsimlik tarım işçiliğinde yüzlerce işçiye aracılık yapan ve her işçinin yevmiyesinden ortalama yüzde 10 pay alan dayıbaşları esasen tarımdaki taşeronun adıdır. Dayıbaşı akrabalık, köylülük vb. ilişkiler vasıtasıyla işçilerle kurduğu feodal güven ilişkisi üzerinden tarımdaki üretim sürecinin denetimini gerçekleştirir.
 
3- Barınma ve ulaşım sorunu: Mevsimlik tarım işçileri kurulan çadır kentlerde kalmaktadır. Ancak çadır kentlerin durumu hiçte televizyonların verdiği gibi değildir. Yerel halkla görüşmeyi engelleyen yani fiziksel olarak tecrit edilen tarım işçileri barınma, beslenme, altyapı gibi olanaklardan yoksun bulunmaktadır. Yine çocuklar eğitim imkânına sahip olamamaktadır. İşçiler kapalı kasa kamyonet, traktör römorku gibi uygun olmayan koşullarda taşınmakta ve her yıl yüzlerce tarım emekçisi yollara savrulmaktadır. Oysa mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarının iyileştirilmesi, ulaşımı gibi genelgeler çıkarılmasına rağmen devlet kendi yasalarına uymamaktadır.
 
3- Göçmen işçiler ve ırkçılık: Konuyu şöyle özetleyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde İzmir’in Torbalı ilçesinde kalan üç bin göçmen, jandarmanın ‘Geldiğiniz kampa gidin, yoksa sizi zorla göndereceğiz’ sözleri sonrası dayıbaşları tarafından Manisa ve Aydın’daki tarım arazilerinde çalıştırılmak üzere kamyon kasalarına bindirilerek götürüldü. Yani Avrupalının beğenip almadığı göçmenler Türkiye’de mevsimlik tarım işçiliği gibi vasıf gerektirmeyen, emek yoğun işlerde, perişan yaşam koşullarına mahkum edilerek 20 TL yevmiyeye dayıbaşlarının eline bırakılıyorlar. Dibe doğru yarış, her defasında yeni bir çaresizler kitlesiyle coşturuluyor. Yerli işçiye karşı 1990’larda köyü yakılan Kürt köylüsü şimdi de Kürt mevsimlik işçisine karşı ülkesi yakılan Suriyeli…
 
 
Tarım sektöründeki iş cinayetleri her yıl artış gösterdi. Yıllara göre dağılımına bakarsak;
2013 yılında en az 198 tarım emekçisi,
2014 yılında en az 309 tarım emekçisi,
2015 yılında ise en az 405 tarım emekçisi,
Yani üç yılda iş cinayetlerinde en az 912 tarım emekçisi yaşamını yitirmiştir…
 
 
Son üç yıla baktığımızda Mart ve Nisan ayları ile beraber tarım sektöründe iş cinayetlerinde sıçramalı bir artış olduğunu görebiliyoruz. Bu durum geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi toplu işçi katliamlarının da habercisi…
 
 
Tarım sektöründe üç yılda gerçekleşen 912 iş cinayetinin mesleki dağılımına bakarsak;
283’ü tarla ve 93’ü orman işçisi olmak üzere en az 376 mevsimlik tarım işçisi,
Çiftçi, arıcı ve besici olmak üzere en az 432 kendi nam ve hesabına çalışan emekçi,
67’si işçi ve 16’sı kendi nam ve hesabına çalışan olmak üzere en az 83 çoban,
12’si işçi ve 9’u kendi nam ve hesabına çalışan olmak üzere en az 21 balıkçı yaşamını yitirmiştir…
 
 
Tarım sektöründe üç yılda gerçekleşen 912 iş cinayetinin nedenlerine bakarsak;
Trafik, servis kazası nedeniyle 358 emekçi,
Diğer nedenlerden dolayı (Kalp krizi, KKKA, intihar, yıldırım düşmesi vb.) 185 emekçi,
Ezilme, göçük nedeniyle 183 emekçi,
Zehirlenme, boğulma nedeniyle 78 emekçi,
Elektrik çarpması nedeniyle 49 emekçi,
Düşme nedeniyle 35 emekçi,
Kesilme, kopma nedeniyle 16 emekçi,
Patlama, yanma nedeniyle 4 emekçi,
Nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 4 emekçi yaşamını yitirmiştir…
 
 
Tarım sektöründe son üç yılda gerçekleşen iş cinayetlerinde 199 kadın ve 713 erkek emekçi yaşamını yitirmiştir. Yıllık raporlarımızda yüzde 7-8 civarında olan kadın işçi ölüm oranı tarımda yüzde 22’ye yükselmiştir. Bu oran tarım işçilerinde daha yüksek küçük üreticilerde ise daha düşüktür.
 
 
Tarım sektöründe son üç yılda yaşanan 912 iş cinayetinin yaş gruplarına göre dağılımına bakarsak;
14 yaş ve altında 35 çocuk emekçi,
15-17 yaş aralığında 57 çocuk-genç emekçi,
18-27 yaş aralığında 98 emekçi,
28-50 yaş aralığında 311 emekçi,
51-64 yaş aralığında 209 emekçi,
65 yaş ve üstünde ise 129 emekçi yaşamını yitirmiştir.
73 emekçinin ise yaşını yeterli bilgi olmadığı için öğrenemedik.
 
Dikkat edilirse 18 yaşa kadar olan çocuk işçilik yüzde 10 oranına ulaşmıştır. Yine 51 yaş ve üstü yaşlı emeği ise yüzde 37 ile iş cinayetlerinin en çok yaşandığı yaş grubunu oluşturmaktadır. Yani tarımda yaşlı ve çocuk emeğinin istihdamda özel bir yeri, önemi bulunmaktadır.
 
 
Tarım işkolunda üç yılda tespit ettiğimiz 912 iş cinayeti 77 şehirde gerçekleşti.
 
51 ölüm Manisa’da; 41 ölüm Konya’da; 40 ölüm Adana’da; 39 ölüm Sakarya’da; 35 ölüm Bursa’da; 32 ölüm Şanlıurfa’da; 31 ölüm Isparta’da; 27’şer ölüm İzmir ve Samsun’da; 25 ölüm Mersin’de; 23 ölüm Balıkesir’de; 22’şer ölüm Adıyaman, Antalya ve Aydın’da; 20 ölüm Kastamonu’da; 18 ölüm Muğla’da; 16 ölüm Düzce’de; 14 ölüm Erzurum’da; 13’er ölüm Bolu, Kahramanmaraş ve Ordu’da; 12 ölüm Kocaeli’nde; 11’er ölüm Ankara, Kütahya, Malatya, Rize, Sivas, Tokat ve Yozgat’ta; 10’ar ölüm Bartın, Bilecik, Burdur, Çorum, Edirne, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Mardin ve Zonguldak’ta; 9’ar ölüm Çanakkale, Karabük, Karaman ve Kayseri’de; 8’er ölüm Aksaray, Kırıkkale, Tekirdağ ve Van’da; 7’şer ölüm Afyon, Denizli ve Diyarbakır’da; 6’şar ölüm Amasya, Bingöl, Hatay ve Osmaniye’de; 5’er ölüm Giresun’da; 4’er ölüm Artvin, Çankırı, Hakkari, Kilis, Muş, Nevşehir, Şırnak ve Uşak’ta; 3’er ölüm Gümüşhane, Kars, Niğde, Siirt ve Sinop’ta; 2 ölüm Batman, Bitlis ve İstanbul’da; 1’er ölüm ise Bayburt, Erzincan, Iğdır, Kırşehir, Trabzon ve Yalova’da yaşandı…
 
İletişim
0505 983 54 70 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*