Anasayfa » GENÇLİK » 2009 Yılı Çocuk Hak İhlalleri Raporu

2009 Yılı Çocuk Hak İhlalleri Raporu

Bu gün (26 Ocak 2010) İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi tarafından 2009 yılı çocuk hak ihlalleri raporunu kamuoyuna ve basına açıkladı.

İnsan Hakları Adana Şubesi Çocuk Komisyonu tarafından hazırlanan rapor İHD binasında Adana Şube başkanı Av. Beyhan Günyeli tarafından okundu. Basın açıklaması sonunda yine Pozantı Cezeevi’nde “örgüt lehine propaganda” yaptıkları iddiası ile tutuklanan çocuklardan birinin ailesi İnsan Hakları Adana Şubesi’ne gelerek, polis tarafından çocuklarının işkence gördüğüne dair suç duyurusunda bulundular. Aşağıda ise 2009 yılı çoçuk ihlalleri raporunda da anlaşıdığı üzere Adana ilinde çoçuklara yönelik hak ihlalleri oldukça kabarık..

2009 Yılı Çocuk Hak İhlalleri Raporu

Ülkemizde yaşanan siyasal, toplumsal ve ekonomik sorunlardan en fazla çocuklar etkilenmektedir. Bir yandan yaşanan çatışmalı ortam diğer yandan yürütülen ekonomik ve sosyal politikalar çocukların bedensel ve düşünsel gelişimlerini sekteye uğratmaktadır. Geleceğimiz olan çocuklarımızı bazen sokaklarda mendil satarken darp edilmiş bir halde izlerken bazen ağır çalışma koşullarında ucuz iş gücü olarak kullanıldıklarına tanık oluruz. Bazen küçücük ellerinde kocaman taşlarla görüntülenen çocuklarımızı bazen de bir mermiyle parçalanmış cesetleri haber bültenlerine konu olur. Küçücük bedenleri dört duvar arasına hapsedilir bazen, bazen de polise taş attıkları gerekçesiyle devlet güvenliğini koruyan mahkemelerce on yıllara varan hapis cezasına çarpıtılır çocuklarımız…

Ülkemizdeki bu olumsuz tablonun adeta küçültülmüş fotoğrafıdır ilimizde yaşananlar… Adana çocuk hak ihlalleriyle sık sık gündeme gelen bir ildir. İlimizde özellikle toplumsal gösterilerin odağındaki küçük çocuklar büyük hak ihlalleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Çocukların gözaltına alınmasıyla birlikte başlayan kötü muamele ve işkence polis otosunda ve götürüldükleri karakollarda etmektedir. Ardından yargılanma süreçlerinde yaşanan hukuksuzluk, tutuklanarak cezaevine konulmaları ve cezaevinde yaşanan ihlallerle, ihlal zinciri devam etmektedir. Çocuk Şube Müdürlüğü’nün verilerine göre; Adana da 2009 yılında yaşları 13 ile 18 arasında değişen 3155 çocuk gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan 122 çocuk toplumsal olaylar nedeniyle gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan çocuklardan 299 çocuk tutuklanmıştır. Yine tutuklanan 54 çocuk toplumsal olaylar nedeniyle tutuklanmıştır. Çocuklarla ilgili toplam 2306 vaka yaşanmıştır. 2009 yılında çocuk hak ihlalleriyle ilgili derneğimize 62 başvuru yapılmıştır.

Yaşanan hak ihlalleri başlıklar halinde sıralanmıştır:
1. Polis Otosunda ve Emniyette Çocuklara İşkence ve Kötü Muamele
2. Gözaltına Alınan Çocuklar Karakola Değil Portakal Bahçesine !
3. Kolluk güçleri toplumsal olaylarda orantısız güç kullanmaya devam ediyor…
4. Hak ihlalleri cezaevlerinde de devam ediyor.

a-) Kürkçüler E Tipi Cezaevi Girişinde Çocuklara Sistematik İşkence
Kötü muameleye maruz kalarak gözaltına alınan çocuklar, tutuklandıktan sonra da kötü muamele ve işkence görmeye devam etmektedirler. Çocuklar tutuklandıktan sonra çeşitli gerekçelerle Çocuk Cezaevi olan Pozantı Cezaevi’ne götürülmemektedirler. Kürkçüler E tipi cezaevine götürülmektedir.

b-) Pozantı Çocuk Cezaevinde Çocuklara İşkence ve Kötü Muamele gerek tutuklu çocuklar gerek tutuklu çocukların avukatları gerekse de aileleri tarafından aktarılan hak ihlalleri başlıklar altında şöyle sıralanabilir.
– 6 kişilik ranzada 13 kişinin yatmaya zorlanması.
– Ellerinin ıslatıp plastik borularla ellerine vurulması.
– Sağlık sorunlarıyla ilgilenilmemesi.
– Cezaevinde kötü koşullara itiraz ederek açlık grevi başlatan Y.A (16) adlı çocuk tutuklunun aynı suç niteliğinde tutuklu ve hükümlü bulunmayan Kozan Cezaevine sevk edilmesi.
– 18 yaşını dolduran çocukların farklı cezaevlerine nakledilmek yerine tek kişilik hücrelerde tutulmaları.
– Çocuklara koğuş ağası seçmeleri yönünde baskı uygulanması.
– Çocuklara zorla İstiklal Marşı okutulması.

Çocuklara ağır cezalar

2009 yılında derneğimizin ulaşabildiği verilere göre; 48 çocuğa kolluk güçlerine taş attıkları ve örgüt propagandası yaptıkları gerekçeleriyle toplam 203 yıl 3 ay 15 gün ceza verildi.

Çocuklar hakkında talep edilen cezalar TCK nin örgüt üyeliğini düzenleyen 220/6, 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüş kanuna dayandırılmaktadır.

Çocukların özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerek Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AHİS) gerekse Anayasa hükümlerine aykırılık taşımaktadır. ÇHS, 18 yaşın altında olan herkesi çocuk olarak kabul etmekte, AİHS ise çocukların yargılanmalarının yetişkinlerden ayrı ve daha bir özenle yürütülmesi gerektiğini, çocuklara özgü soruşturma ve yargılama tedbirleri başvurulmasını düzenlemektedir. Çocukların özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanmasını önünü açan düzenleme 3713 sayılı yasanın 9 ve 13 maddelerinde yapılan değişiklerin sonucudur.

Bütün bilimsel verilerin ortaya koyduğu gibi toplumsal olaylarda kanunla ihtilafa düşmüş çocukların yaşanan olayların -içinde yer aldıklarını kabul edenler için bile- kapsamına, amacına ve sonuçlarına ilişkin ne bilgileri ne de bu tür bir sosyal olguyu değerlendirmeye yetecek bilişsel kapasitelerinin olmadığı bilinen bir gerçektir. Çocuk Koruma Kanunu ve Çocuk Mahkemeleri çerçevesinde, sosyal inceleme raporları hazırlanması bir zorunluluktur. Bu zorunluluk ne yazık ki TMK’nu uyarınca kurulan Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde TMY temelinde 15 ve 18 yaş arası çocuklara açılan davalarda geçerli değildir. Özel Yetkili Ağır ceza mahkemelerinde yargılanan hiçbir çocuk için sosyal inceleme raporu hazırlanmadığı gözlemlenmiştir. Mahkeme kararları genellikle kolluk kuvvetlerinin raporlarına dayanmaktadır.

İHD Adana Şubesi’nden tavsiyeler

1. Kanunla ihtilafa düşmüş tutuklu çocuklar, çocuğun yüksek yararı ilkesi uyarınca hemen salıverilmelidir.
2. Çocukların tümü yetişkinler için kurulmuş olan Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde değil çocuğun yüksek yararı ilkesi temelinde çocuk mahkemelerinde yargılanmalıdır.
3. Çocukların suça iştirakleri için nedenleri ortaya koyan ve bundan korunmaları için öneriler geliştirmesi gereken Sosyal İnceleme Raporları ayrıntılı hazırlanmalıdır.
4. 12-15 yaş arası çocukların davranışlarının sonuçlarını anlayabildiklerine ve ayırt edebildiklerine ve iştirak edilen suçu anladıklarına ilişkin raporlar uzman kişilerce verilmelidir.
5. Dava süreçleri incelendiğinde yasal ve yargısal prosedürlerle ilgili pratik problemlerin ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. TMY uyarınca mahkemeler sanıklar için tedbir kararı veremez. Bu nedenle TMY ve TCK’nun ilgili maddeleri uyarınca çocukların hiçbir hukuki koruması kalmamakta ve yetişkinler gibi yargılanıp cezalandırılmaktadırlar.
6. Hiçbir çocuk, eğitim hakkı dahil olmak üzere haklarından yoksun bırakılmamalıdır. Çocuklara yargılama süreci sırasında ve sonrasında psikolojik ve gelişimsel destek sağlanmalıdır.
7. Çocuğun saygınlığının gözetilmesi, yasaları ihlal eden çocuklara yönelik her tür şiddetin yasayla yasaklanma ve önlenmesini gerektirir. Çocuklara yönelik kötü muamele ve işkence iddiaları ivedilikle soruşturulmalı ve sorumlu kolluk güçleri cezalandırılmalıdır.
8. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Yasasının 9. ve 13. maddeleri, Türk Ceza Yasası’nın 220/6 ve 314/4 maddeleri ile ilgili acil değişiklikler yapılması gerekmektedir, zira bu maddeler Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Türkiye tarafından imzalanan Uluslararası anlaşmalara aykırılık teşkil etmektedir.
9. Bu maddeler Anayasanın 2. Maddesine (Cumhuriyetin nitelikleri konusundaki Hukukun Üstünlüğü prensibi) Anayasanın 10. Maddesine (yasa önünde eşitlik), Anayasanın 38. Maddesine (Suç ve cezalarla ilgili prensipler), Anayasanın 11. Maddesine (Anayasanın üstünlüğü prensibi),Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve 7. Maddelerine, ve son olarak Çocuk Hakları Sözleşmesine Anayasanın 90. Maddesi gereğince(uluslararası sözleşmenin üstünlüğü) aykırıdır.
10. Devleti gerek ulusal yasalar gerekse uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri tamamıyla yerine getirmek için gerekli önlemleri almaya ve çocukların “terör örgütü üyesi” olarak değerlendirildikleri mevcut politikayı değiştirmeye davet ediyoruz.
11. Kanunla ihtilafa düşen çocukların yaşadığı sorunlar gerçekçi bir şekilde ele alınarak, sosyal, siyasal ve hukuksal yönleriyle değerlendirilmelidir.Sorunun temel kaynağının Kürt sorununda sürdürülen şiddet politikası olduğu unutulmadan, Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerekmektedir.

İHD ADANA ŞUBESİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*