Anasayfa » BASINDAN » 18 Şubat 2011 Basın Özeti

18 Şubat 2011 Basın Özeti

Economist dergisi, Arap dünyasındaki halk isyanlarıyla birlikte, dikkatlerin yeniden Türkiye’nin demokrasi örneği üzerinde yoğunlaştığını yazıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne tam üyeliğe yaklaştırma konusunda, laik seleflerinden daha fazlasını yaptığını belirten dergi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, iktidarı boyunca darbe tehditleri ve kapatma davasıyla karşı karşıya kaldığını da ifade ediyor.

Yazıda, Türkiye ekonomisinin, küresel mali krizi zarar görmeden atlattığı ve yüzde 5’lik büyüme oranıyla yalnızca Çin ve Hindistan’ın gerisinde kaldığı tespiti yapıldıktan sonra, işsizliğin azaldığı, ülkenin, çoğunlukla Kürtlerin yaşadığı güneydoğusunda, şiddetin neredeyse durduğu da belirtiliyor.

Economist, şiddetin durmasının hükümet ile PKK’nın hapisteki lideri Abdullah Öcalan arasında sözsüz bir anlaşmayla bağlantılı olduğunun düşünüldüğünü de aktarıyor.

‘Türkiye, Putin Rusya’sı olur demek yersiz’

Mısır’a örnek gösterilen Türkiye’nin, bir yandan Rusya gibi otoriter bir rejime doğru ilerlediği eleştirilerinin çok yerinde olmadığı, Türkiye’de seçimlerin adil ve özgür olduğu, basının çoğunlukla serbest bir ortamda çalıştığı da, Economist’in değerlendirmesinde işlenen fikirler arasında.

Dergi, bununla birlikte Başbakan Erdoğan’ın giderek daha az hoşgörülü hale geldiğinin açık olduğunu da savunuyor. Economist bu fikri desteklemek için şöyle devam ediyor.

“Ülkenin en büyük medya holdingini dize getirmesi ardından, hükümet, şimdi de başka muhalif sesleri hedef alıyor. Son kurban ise ordu yanlısı eğilime sahip internet haber sitesi Oda TV oldu.”

Economist Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Süheyl Batum’un, ordu için sarfettiği “kağıttan kaplan” sözlerine de değinip; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu ifadeleri CHP’nin, generallerin borazanı olmaya devam ettiğinin kanıtı olarak gördüğünü de kaydediyor.

‘AK Parti zaferi başkanlık sistemi getirebilir’

Dergi buna karşılık CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, liberal bir tutum sergileyerek, ordunun sivillere hesap vermek zorunda olduğunu vurguladığını yazıyor.

Economist’e göre, AK Parti’nin Haziran seçiminde yeterli çoğunluğu elde etmesi durumunda yapılacak Anayasa değişiklikleriyle, mevcut parlamenter sistemden, başkanlık sistemine doğru bir geçiş söz konusu olabilir.

“Adalet ve Kalkınma Partisi’ne düşman olanların hayalini kurdukları senaryo, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan’ın başkanlık sistemi konusunda çatışarak partiyi bölmeye götürmeleri” diyen Economist, bu ihtimali zayıf gördüğünü de ekliyor. Dergiye göre, yine “hükümete düşman olanlar” için kabus senaryo ise, Milliyetçi Hareket Partisi’nin yüzde 10 barajının altında kalması.

‘Bahreyn reformcuları, devrimciye dönüştürüyor’

Orta Doğu isyanının Bahreyn ve Libya ayaklarında güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle kana bulanan gösterilerle ilgili haber ve yorumlar İngiltere gazetelerinde geniş yer buluyor.

Financial Times gazetesi, “Bahreyn’in Sünni yöneticileri, amacı anayasal monarşi getirmek isteyen onlarca yıllık bir hareketi, Mısır tipi bir sivil isyana çevirmek istiyorlarsa, yaptıkları sert müdahalelerle, doğru yolda olduklarını gösteriyorlar”, diyor.

“Başkent Manama’nın İnci Meydanı’ndaki göstericilere saldırı ve daha sonrasında tankların sokakları kontrol altına alması, Bahreyn’in reformcularını, devrimcilere dönüştürmek için, tam da gerekli olan adımlar”, gazeteye göre.

Arap dünyasının en küçük devletlerinden Bahreyn’i stratejik olarak önemli gören gazete, bu önemin altını şu sözlerle çiziyor:

“Bahreyn, Amerikan donanmasının Beşinci Filo’suna ev sahipliği yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri olarak konuşlandığı ve aynı zamanda da bölgenin finans merkezi ülkelerinden biri. Öte yandan, Şii İran ile Washington’un Körfez’deki başlıca müttefiki Suudi Arabistan arasında, bir fay hattını da oluşturuyor Bahreyn. Bölgede giderek kötüleşen kargaşa ortamı, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde yeni oluşan Arap demokrasisi hevesini sınayacak türden.”

İsyana öncülük eden cerrah

Guardian gazetesinin Manama’daki muhabiri Martin Chulov, haberinde Bahreyn’de yaşananlara daha yakından bir bakış sağlıyor.

Chulov, polis saldırısında yaralananların kaldırıldığı hastanedeki bir cerrahın, eline aldığı megafonla, göstericilere önderlik eden bir konuşma yaptığını anlatıyor:

“Hastane avlusu bir devrimi başlatmak için pek de alışıldık bir mekan değil. Fakat, dün yaralılarla birlikte Manama’nın Salmaniye Hastanesine akın eden binlerce kişi, toplandıkları o avluda bir devrimin doğduğunu ve kendilerini bugünden başlayarak polisle daha şiddetli çatışmaların beklediğine inanıyor. Hastane avlusundaki mitingin aralarında hastane görevlilerinin de bulunduğu örgütleyicileri, göstericileri kitlesel olarak sokağa çıkıp, açık şiddete başvuran devlete karşı öfkelerini göstermeye çağırdı. İşe, hastalara bakmaya gelen bir cerrah, ambulans işçileri ve hasta bakıcıların omuzları üzerinden megafonla, ‘Bahreyn halkı, haklarınızı ve onurunuzu kazanacaksınız. Size yapılanların intikamı alınacak.’ diye bağırınca, isyanın odağı haline geldi.”

Guardian muhabiri Martin Chulov’un izlenimlerinden aktardık. Gazete, Bahreyn’in çoğunluğunun Şii olmasına rağmen Sünni bir iktidar tarafından yönetilmelerinin sonucunda Sünnilerin orduda, iş dünyasında ve toprak sahipliği bakımından ağırlıkta olduğu tespitini de yapıyor.

Yorum sayfalarındaki karikatürü de, Orta Doğu isyanlarına ayıran Guardian’da, Firavun peruklu bir Hüsnü Mübarek’in başının çarpmasıyla birlikte, yanyana duran Arap yöneticilerin domino taşları gibi düşmeleri resmediliyor.

Suriye, Orta Doğu’nun domino taşları arasında mı?

Financial Times gazetesi ise, Orta Doğu’da rejimlerin domino taşları gibi devrileceği teorisini, Suriye açısından değerlendiriyor.

Başkent Şam’ın, Tunus ve Mısır’daki göstericilerle dayanışma mitinglerine sahne olduğunu yazan gazete, “Fakat Facebook üzerinden ‘öfke günü’ ilan edilen 4 Şubat günü, sokağa deri ceketli muhaberat ajanlarından başka pek kimse çıkmadı.” diyor.

Tunus ve Mısır halkıyla dayanışma gösterilerini organize edenlerin bir kısmı, 4 Şubat öncesi tutuklanmış ve bazıları tehdit edilmiş.

Ancak, gazeteye göre, bu polisiye önlemlerin gerekli olup olmadığı, pek de açık değil; çünkü, muhaberatın tehditlerinden önce de, bazı muhalif hareketler 4 Şubat mitingini desteklemeye yanaşmamış.

Financial Times’a bilgi veren Suriyeli bir insan hakları savunucusu, “Suriye’de halk, Facebook’ta perde arkasından isyan çağrısı yapanların ardından ayaklanmayacak.” diyor.

Gazete son olarak, kamusal alanda ifade özgürlüğünün sınırlı olduğu ülkede, halkın rejime karşı ne kadar öfke duyduğunu ya da ne düşündüğünü öğrenmenin zorluğuna işaret ediyor.

(BBC Türkçe)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*