Anasayfa » GENÇLİK » 17 Eylül itibarıyla 2014 yılında en az 39 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi

17 Eylül itibarıyla 2014 yılında en az 39 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi

1 Ekim 2013’te, İstanbul Esenyurt Özel Doğa Hastanesi’nin tabela takma işini yaparken 17 yaşındaki Eren Eroğlu iş cinayetinde can verdi. Dün Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde davası görüldü. Eren şahsında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm çalışan çocuklar için ADALET talebini tekrar haykırıyoruz. Eroğlu ailesinin yanındayız, Eren’i unutmayacağız…

Eren’in iş cinayetinden, yüksek gerilim hattı geçen bir arsada, yönetmelikte belirtilen kesinlikle girilmeyecek alanı ihlal ederek bina inşaatına ruhsat ve kullanıma izni verdiği için Esenyurt Belediyesi yetkilileri, kesinlikle girilmeyecek 5 metre mesafeyi tapuya şerh ettirmediği için TEİAŞ yetkilileri, bu ihlale rağmen binaya Hastane Binası Ruhsatı verdiği için İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ve gerekli önlemleri ve eğitimleri aldırmadan binaya çıkaran İşveren şirketleri TDS Reklam ve Özel Doğa Hastanesi yetkilileri sorumludur…

Diğer yandan Eren’in yaşamını yitirmesi ülkemizde çalışan çocuklar ve bunun zeminini oluşturan sosyal, iktisadi nedenleri ve onların ölümlerinden ayrı değildir…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler… ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten; devletten ve sermayeden bağımsız bir koordinasyon, bir emek örgütüdür… Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla 2014 yılının ilk sekiz ayında en az 39 çocuk işçi yaşamını yitirdi…

Ocak ayında 5 çocuk işçi,d
Şubat ayında 5 çocuk işçi,
Mart ayında 3 çocuk işçi,
Nisan ayında 4 çocuk işçi,
Mayıs ayında 2 çocuk işçi,
Temmuz ayında 9 çocuk işçi,
Ağustos ayında 9 çocuk işçi
Eylül ayında ise 2 çocuk işçi can verdi…

Tarım işkolunda 23 çocuk işçi,
İnşaat işkolunda 5 çocuk işçi,
Ticaret işkolunda 2 çocuk işçi,
Konaklama işkolunda 2 çocuk işçi,
Genel İşler işkolunda 2 çocuk işçi,
Kimya işkolunda 1 çocuk işçi,
Tekstil işkolunda 1 çocuk işçi,
Gıda işkolunda 1 çocuk işçi,
Metal işkolunda 1 çocuk işçi,
Taşımacılık işkolunda 1 çocuk işçi can verdi…

Trafik, Servis kazası nedeniyle 13 çocuk işçi,
Düşme nedeniyle 5 çocuk işçi,
Ezilme, Göçük nedeniyle 5 çocuk işçi,
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 5 çocuk işçi,
Diğer nedenlerden dolayı (Yıldırım düşmesi vb.) 5 çocuk işçi,
Elektrik çarpması nedeniyle 4 çocuk işçi,
Patlama, Yanma nedeniyle 1 çocuk işçi
Nesne Düşmesi, Çarpması nedeniyle 1 çocuk işçi can verdi…

7 genç kadın ve 32 genç erkek 2014 yılında iş cinayetlerinde can verdi…

6 yaşında bir çocuk işçi,
10 yaşında bir çocuk işçi,
12 yaşında bir çocuk işçi,
13 yaşında yedi çocuk işçi,
14 yaşında üç çocuk işçi,
15 yaşında altı çocuk işçi,
16 yaşında on iki çocuk işçi,
17 yaşında sekiz çocuk işçi can verdi…

5 çocuk işçi Adana’da;
3 çocuk işçi Şanlıurfa’da;
Ankara’da iki , Bursa’da iki , Düzce’de iki , Gaziantep’de iki , Hatay’da iki , İstanbul’da iki, Konya ve Mardin’de de iki çocuk

1’er çocuk işçi ise Ağrı, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Karaman, Kilis, Kocaeli, Malatya, Muğla, Osmaniye, Rize, Samsun, Şırnak, Tokat ve Muş’ta can verdi…

Ülkemiz yasalarına göre “14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişi” çocuk işçi; “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi” genç işçi olarak tanımlanmaktadır. Ancak yoksulluk koşullarından dolayı çocuklar tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde çok daha erken yaşlarda “ekmek parası” için hayata atılmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2013 yılı sonunda hazırladığı “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda, 6-17 yaş arasındaki 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bininin çalıştığı belirtiliyor. 6-14 yaş arasındaki çocukların ise -yasak olmasına rağmen- 292 bininin çalıştığı ifade ediliyor. Çocukların çalışması okumalarına da engel oluyor. Rapora göre söz konusu 292 bin çocuğun yüzde 20’si zorunlu eğitime devam edemiyor. Lise çağı da farklı bir görüntü sunmuyor. 15-17 yaş grubundaki çalışan çocukların ise yüzde 66’sı liseye gidemiyor.

Çocuk işçiliğini güvencesizliğin kaynağı haline getiren nedenleri incelersek bunların ailelerin yoksulluğu, köyden kente göç, eğitime ulaşamama, 4+4+4 eğitim sistemi ve sermayeleştirme süreci ile birlikte kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı olduğunu görürüz…

Bizler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak çocuk işçiliği 18 yaşın altı olarak tanımlıyoruz. Yukarıdaki verilerden de görüleceği üzere çocuk işçiler güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağıdır ve çocuk işçi cinayetleri oranının artacağı da aşikârdır.

Oysa SGK’nın açıklanan son verileri olan 2012 istatistiklerine baktığımızda sadece 15-17 yaş grubunda 1 genç işçinin hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Bu durum hemen hemen her yılın istatistiğinde benzer bir seyir izlemektedir. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geçen yıl Kasım ayında yanıtladığı bir soru önergesinde 2012 yılında yapılan teftişler sonucu işyerlerinde 5 bin 960 çocuğun çalıştığının tespit edildiğini ifade ediyor. Benzer açıklamalar sık sık yapılıyor. Bu söylemler ve uygulamalar devletin Türkiye’de çocuk işçiliğini hasıraltı etme çabasının en çıplak göstergesidir.

Paralel bir yaklaşımı Avrupa Birliği (AB) de izliyor. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle, Türkiye’nin çocuk işçi çalıştırmayla mücadelede başarılı olduğunu belirtiyor, “Türkiye 2014 itibarıyla çocuk işçi çalıştırmayı bitirmeyi taahhüt ettiğini ve ILO’nun Türkiye’yi 2006 yılında çocuk işçilikle mücadelede başarı sağlayan üç ülkeden biri seçmesine neden olduğunu” söylüyor… Yani devletin Türkiye’de çocuk işçiliğini hasıraltı etme çabasına AB de ortak oluyor…

Çocuk işçiliğin bir biçimi tarım ve inşaat gibi mevsimlik işlerdir. Tarım sektöründe toplayıcılık başta olmak üzere birçok işi yüklenen çocuk işçilerden özellikle kız çocukları sektörün görünmez gücünü oluşturmakta ve daha fazla yıpranmaktadır. Çünkü kız çocukları ev içi emek sürecine de dahil olmaktadır. Bu aşırı fiziksel yorgunluk çeşitli hastalıklara ve psikolojik yorgunluklara neden olmaktadır. Ayrıca kız çocuklarının eğitim gibi birçok olanağa da ulaşmaları daha zordur. İnşaat işlerinde ise erkek çocuklar çalışmaktadır. Burada sadece hafif, yardımcı işler yapmaz, bizzat tehlikeli işleri de üstlenirler.

Çocuk işçiliğin bir diğer biçimi olan çırak / stajyer olarak çalışan çocuk işçiler ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile sermayenin işbirliği çerçevesinde organize sanayide ve fabrikalarda uzun çalışma saatlerinde, çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Çalışma sürelerinin bir kısmı teorik eğitime ayrılan çıraklar öğrenci sayılmakta, MEB’in belirlediği işkollarında çıraklık sözleşmesi yapılarak çalışmaktadır. Ki bunun yaşı 13’tür. Stajyer çocuk işçilerin notunun yarısını patron vermektedir. Bu koşulları yüzünden uzun saatlerde ve ucuza çalıştırılırlar. Hatta meslek okulları sanayinin fason işletmeleri haline gelmiştir. Çünkü Koç’un da dediği gibi “Meslek lisesi memleket meselesi”dir. Son olarak MEB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, AB Türkiye Delegasyonu’nun Ankara’da gerçekleştirdikleri konferansta, işverenlerin nasıl bir mesleki eğitim istediğinin masaya yatırılması; Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) kapsamında meslek liselerinin iş piyasasına göre şekillenmesi; 21 pilot ilin seçildiği proje kapsamında, iş adamlarının da olduğu yönetim kurullarıyla liselilerin “kalitesi”nin belirlenmesi süreci hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu koşullarda çocukların işçi sağlığı koşulları da göz ardı edilmektedir. Organize sanayi bölgelerinde kesilme, patlama, ezilme ve zehirlenmelere maruz kalmaktadırlar. Ayrıca ağır yük kaldırmak, havasız ve sağlıksız koşullar, kimyasallar vb.yüzünden meslek hastalıklarına maruz kalmaktadırlar.

Genel olarak çocuk işçiliği ve ölümleri yaz aylarında artmaktadır. Bunun nedeni de kalıcı çocuk işçilerin yanına harçlığını çıkarmak için hemen hepimizin çocukluğunda yaz aylarında yaptığı oto kaportacı, berber, inşaat, depo, esnaf, çoban vb. yanında çalışma ya da simitçi, boyacı, sucu, mendilci vb. olma hali ile çocuk işçiliğin kat be kat genişlemesidir.

13 yaşındaki kimya işçisi Ahmet Yıldız’ın plastik enjeksiyon makinesine sıkışarak can vermesi, hastaneye trafik kazası geçirdi diye getirilmesi ve işverenine açılan davada 30 bin 40 TL ceza verilmesi, bunun 24 taksite bölünmesi Türkiye’de çocuk işçiliğin özetidir…

Çalışan çocukların ölümünün sorumlusu sermaye ve devlettir…
Adalet istiyoruz…

17 Eylül itibarıyla 2014 yılında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk işçiler Bedirhan Ok, İsmail Gür, Seda Nur Tatar, Çetin Akdoğan, Zehra Alda, Ayşe Alda, Oğuzhan Çalışkan, Emin Halastar, E.P., Kübra Yaşatır, Süleyman Sertan Buluş, Nacin Freyş, Hale Çelik, Sedat Yalçın, Furkan Çavuş, Osman Özen, Ali Saltık, Barış Ergin, Yasir Geylani, Yılmaz İdareci, Hamitcan Aslan, F. Y., Sebahat Ö., İbrahim Can Duran, Resul Yılmaz, Hüseyin Demir, Ali Fırat Belder, Ahmet Güneysu, Seyrani Köstü, Emre Aksüt, Abdul Hakim, Yavuzhan Gemici, Mehmet Öztürk, Serdar Özdemir, Osman Avcı, İbrahim Bozkurt, Yücel Arı, Samir Muhammed ve Berkan Altay’ı saygıyla anıyoruz!

İletişim
http://www.yanginkulesi.org
http://www.guvenlicalisma.org
http://www.facebook.com/guvenli.calisma
https://www.facebook.com/yanginkulesi
http://twitter.com/guvenlicalisma
guvenlicalisma@gmail.com
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*