Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 15 yıl gecikmiş bir 19 Aralık yazısı

15 yıl gecikmiş bir 19 Aralık yazısı

“İnsanlar ölüyor, sen insanca yaşayasın diye diyorum, anlamıyorlar, anlamıyorlar, anlamıyorlar.”

“Anlayacaklar. Belki 10, belki 50 yıl sonra ama, gelecek günü elbet, bir hüzünden bizimle beraber onur çıkaracaklar.” Bu cümleye kaç kez sarıldım, alıp da kaç kez örttüm hırsından titreyen bir yoldaşımın üzerine hatırlamıyorum. Bir defada saymıştık Aralığın 19undan 23üne kadar kaybettiklerimizi… Oysa artık ben bırakmıştım saymayı, elimizden kayıp giden yoldaşlarımı, siper yoldaşlarımı. Yüksel’de bir duvar, duvarda bir pankart, “İnsan arıyoruz bir insan az ölsün diye”… Pankartla sürüklenirken; el ele tutuşup, tutuşturdukları yüreklerinden bir çığlığı duvarların ardıyla buluşturanlar; bir ses geliyor “devrimci tutsaklar yalnız değildir” sloganını yararak. “Ben de ordaydım. Tuvalete kadar gitmiştim. Beni de alın.”

Kaç defa yaşadık, kaç defa yaşadık da yaşlandık bilmiyorum. Bir anne oğlundan önce ölmeli deyip de bedenini ölüme yatıran annelere, kapısını kapatan malum komünistleri(!) gördükte mi yaşlandık. Bizi adım adım polisin kucağına atan sınıf sendikacılarını(!) gördüğümüzde mi yaşlandık. Lale’nin bedeni gibi eriyen sokakları gördüğümüzde mi yaşlandık. Yoksa mesela alıp başını 20 yıl öncesine gidip de 20 yıl öncesinin kol kırığının acısını şimdi hisseden bir yoldaşı teskin edemediğimizde mi yaşlandık hiç bilmiyorum.

Anlayacaklar diyorum. Hristov Ruzbeh öldüğünde ben doğmamıştım bile. Benim onu anlamam gibi anlayacaklar diyorum. Sinirleri değdiği herşeyle alev alan, bu alevlerin içinde dahi ileride okuyacaklarının listesini çıkaran, hem de bunu ölmeden sadece 3 gün önce yapanlar, belki biraz olsun anlaşılır umuduyla, ne yaparsan yap hep eksik kalan günlerin utancına bir mola verip bu yazıya giriştim.

19 aralık ve sonrasında ölüm oruçlarında hayatını kaybeden 122 devrimciye saygılarımla. Anıları mücedelemizde yaşıyor, yaşayacak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*