Anasayfa » GÜNDEM » 15 Temmuz ve “Dostum Vladimir”

15 Temmuz ve “Dostum Vladimir”

15 Temmuz’da ki darbe girişimi ve aka bindeki gelişmeler hakkında dünyanın her köşesinde konuşmayan yorum yapmayan neredeyse kimse kalmamıştır.Hepimizin günlük ana yorum konusu oldu.Ekran başında,masa başında,kahvede,sokakta da,işte okulda konuşulan, tartışılan, bilinenlerin tekrarına girmeye gerek yok.

Kuşkusuz ki Türkiye ve Kürdistan işçi ve emekçileri açısından Darbe ve OHAL, her ikisinin de karşısında olmak için yeterince acı dolu bir tarihsel deneyimi var. Toplu katliamlar, yargılı yargısız infazlar,gözaltında kayıplar,işkenceler,idamlar,faili belli/belirsiz suikastlar…..ve.ve.ve….

DARBE ve OHAL çerçevesi içinde Türkiye sınırlarına sıkıştırılmanın ötesindeki gelişmeler ise neredeyse en az ele alınan kısmıdır.,Çok yönlü global sermaye krizinin çıkış ve çözüm arayışının yarattığı gerilimler, ardı ardına kapatılan iş yerleri ,kitleselleşen işsizlik,yaygınlaşan yoksulluk,güvencesizlik,gelecek endişesi,ardı ardına patlayan bombalar ve kitlesel ölümler, kitlesel göçler,yükselen ırkçılık,sıklaşan amoklauf saldırıları,dinci gerici yaşam tarzı değerlerinin dayatılması ve kurumsal işleyişler içine dahil edilmesi,kaotik bir tablo ve bu tablodan etkilenen yaşam standartlarını yitiren kitlelerin yükselen isyan ve mücadeleleri çağına tanıklık ediyoruz.Bütün bu gelişmeler iki sınıfın bileşenleri-burjuvazi ile işçi ve emekçiler- içerisinde birikimi,gerilimi ve patlamayı olgunlaştırıyor. Sermaye cephesinden; emperyal ülkeler,(ABD,AB,Rusya,İngiltere,Çin vb) Türkiye ve Ortadoğu/Kürdistan vb. Pek çok ülkede sosyo- ekonomik, politik ve siyasal ilişki , çıkar ve çelişkiler içiçe geçmiştir.

Bu çatışmalar,çelmeler,ittifaklar dengeler dengesizlikler içerisinden DARBE ve OHAL okuması yapmak durumundayız. Basitçe ve ilk elden görünen olgular üzerinden değerlendirmeler , günü ve geleceği, taktik ve stratejik olarak likide etmekten başka bir işe yaramaz. Darbe girişimi ve bunun hazırladığı zemini fırsata çeviren OHAL programı bir gece de planlanmadı,bu sadece Cemaat ve Erdoğan ile sınırlı bir iktidar ve güç savaşı da değil.Bu muhterem zatların kontrol, denetim ve hükmünde olan güç,servet,olanak,kurum ve kuruluşların hangi emperyalist ülkelerin ve sermaye gruplarının ,çıkarlarına,strateji ve politikalarına hizmet edip etmediği,ihtiyaçlarına yanıt olup olmadığı çatışmasıdır.

Türkiye’nin, ucuz ve genç işçi gücü, pazar potansiyeli, jeopolitik konumu,bir başını ABD’nin diğer başını Rusya’nın çektiği emperyalist/kapitalist ülkelerin kendi etkileri ve ittifaklarına dahil etmek istedikleri iştah kabartıcı bir ülke.

R.T. Erdoğan şahsında, ABD ,AB..emperyalist kapitalist ülkelerin ihtiyaçlarına işbirliği içinde bir dönem yanıt verildi. Fakat,gerek ABD’nin Ortadoğu’da umduğu başarıya ulaşamaması ,gerekse Türkiye’nin  otonom arzu ve emperyal hırs ürünü politikaları, ilişkileri geren ve en nihayetinde de tek neden olmasa da en önemli ve ciddi karşı karşıya gelme noktaları olan,Suriye,Kürtdistan politikası, (ABD’nin YPG’ye silah yardımı ve desteği), Türkiye’nin açığa çıkan, İŞID’e destek ve olanak sunması, vb. Politik-stratejik farklı düşmeler ve yol ayrımlarının keskinleşmesi.Bunlara eklenen mülteciler-para-Vize pazarlığı konuları AB ile yürütülen ´koz´ politikaları açmaza çıkmaza giden ilişkiler serüveni.Bu ilişkiler ağının diğer ucunda baş tutan Rusya’nın elbetteki Türkiye ile yürüyen büyük bir sermaye ilişkileri ve buna yön veren sosyo politik flörtleşme si var. Bir çok birlik ittifak ve ortak antlaşmalar içinde olan bir NATO ülkesi Türkiye ile ABD ve AB ilişkileri, gerilim ,çatışma ve restleşmeler yaşanırken ,Türkiye hava sahasında Rusya uçağı düşürülüyor Rus pilot öldürülüyor.Rusya-Türkiye gerilimi bir an da savaş çıktı çıkacak tam tamlarına dönüyor.Böylesi bir gerilim,ekonomik yaptırımlar ültimatomlar elbette ki ABD’nin işine gelen bir tablo. En önemli müttefiki olan Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini güçlü tutması ve üzerinde denetimini yitirmesi, gittikçe “en güçlü” ülke olma prestij kaybını derinleştiren ve Ortadoğu’ya müdahil olma yollarından birinin kaybı olacaktı.Rusya,aylar boyunca SU-24 jet uçağına saldıran Türk pilotlarının data transfer konuşmalarını izledi ve jet uçağını düşüren iki pilotun CIA ajanı olduklarını tespit etti. ABD’li üstlerinden aldıkları emirle uçağı düşürdüklerini öğrendi.Bu komplo filmi gibi olayda ,Türkiye Rusya ilişkilerinin ABD lehine bozulması amaçlanmıştı. Zaten Erdoğan da Rusya dan göstermelik bir özür dilemişti.

Buraya tamamını konu edemeyeceğimiz onlarca örnek ve olay aktarımı yapabiliriz lakin asıl konumuzla ilişkilendirmek babında kaba bir özetle yetinelim.Evet Türkiye´´de 15 Temmuzda bir darbe girişimi ve akabinde OHAL ile uygulanabilirlik  zemini kolaylaştırılan devletin restorasyonu ve yeni ittifak cepheleri inşa ediliyor. 2015 BM´´in Suriye için yaptığı toplantıda bir Türk diplomat; “Bir şey olacaksa, kimse tek başına yapamayacak” demişti.DARBE de OHAL de tek başına yapılmadı.DARBE ve OHAL gerek Türkiye sermayesinin, gerekse uluslararası sermaye ve Devletlerinin kriz,bunalım, çelişki ve çatışmalarının,yeni ittifak ve kamplaşmalarının Türkiye ayağındaki sonuçlarıdır. Şimdilik geçici olarak Türkiye ile sınırlı kaldı.Ne var ki Gülen´´in iade krizi,Türkiye’nin NATO dan çıkarılmasının dillendirilmesi,Kürdistan gündemi, “Darbecilik” ile alakası olan olmayan binlerce insanın apar topar isten atılıp,tutuklanmaları ,yaşamların alt-üst edilmeleri ve daha pek çok netameli konu şiddet ve gerilimi boyutlandıracak. Daha dün neredeyse birbirlerine savaş açacak raddeye gelmiş olan Erdoğan ve Putin bu gün ´´..dostum Vladimir“ oluverdi.

-Doğal gaz,Nükleer Santral projeleri dahil ikili ekonomik işbirliği projeleri,

-Uluslararası ve bölgesel sorunlar,

-Suriye Ortadoğu,

-Yukarı Karabağ sorunu!

-Gülen Cemaati sorunu gibi bir çok konu da ortak kararlar alacaklar.Bu ittifak ve stratejik hedeflerde çıkarsal yaklaşımları, hem kendi içinde hem de diğer güç ve birliklerin çıkarlarıyla kaçınılmaz çatışmaları inişli çıkışlı devam edecektir.

Çokça duyduğumuz “kandırıldık”  mavraları ve mağdur gözyaşlarıyla görece bir kitle sürecin gerçek “kandırılanları” haline getirildi.

Tozlu dumanlı havada, kitleler ,ya darbeci ya burjuva parlamenter sistem savunucusu seçenekleri ile karşı karşıya buldu kendini. Tüm sürecin iç karartıcı ve umutları yerle bir edici atmosferine rağmen “direnenler de var bu havalarda!”. Yön ve yönelim stratejik olana kilitlenmedir.Kapitalizmin tüm iç çelişki ,çatışma ve bunalımlarından zararla çıkan işçi ve emekçiler olmuştur.Aynı koşullar altın da devrimler de doğmuştur.Ekim devriminden

kısa bir süre önce Lenin “acaba devrimi görecek miyiz..” demiştir.

Bir yorum

  1. Kısa süre içinde devrimmi olacak

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*