Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 15 işçi, haksız yere işten çıkarıldıkları gerekçesiyle Çorlu’daki fabrika önünde direnişte

15 işçi, haksız yere işten çıkarıldıkları gerekçesiyle Çorlu’daki fabrika önünde direnişte

İşten atılan işçiler, Trakya ayazına rağmen fabrika önünden ayrılmıyor.

Çorlu’da Trakya’nın soğuğunda 15 işçi, kurdukları derme çatma çadırda sabahtan akşama kadar bekliyor. Soğuğun etkisini, sıkı sıkıya sarıldıkları montları ve kaşkollarıyla çadırın ortasındaki sobanın etrafında daire oluşturarak kırmaya çalışıyorlar. Bu 15 kişi, yaklaşık bir ay önce sendikalı oldukları için işten çıkarılan Grup Suni Deri fabrikasının işçileri. Haksız yere işten çıkarıldıkları gerekçesiyle fabrika önünde kurdukları çadırda direnişteler.
Soğuğa, kışa, kara, çamura karşı her gün onları fabrika önündeki çadırda buluşturansa, anayasal ve evrensel hakları olan örgütlenme özgürlüklerini kullanmaya cüret etmeleri. 12’şer saatlik iki vardiya halinde çalışan, ücretlerini zamanında alamayan, ikramiye vb. sosyal haklarından yararlanamayan, esnek çalışma saatleri sebebiyle haftasonu haftaiçi ayrımı olmayan bu işçiler, çareyi sendikalaşmada buldular. Kısa sürede fabrikadaki işçilerin çoğunluğu sendikalı oldu. Yönetim de dahil toplamda 102 kişinin çalıştığı fabrikada 62 işçi sendikaya üye oldu, sendika da yetki tespiti için bakanlığa başvurdu. Sendikal örgütlenmenin önünde önemli engeller olan bir yığın yasal prosedürü aşan işçiler, yıllardır emek verdikleri, alın teri döktükleri, servet yarattıkları işverenlerinin öfkesini ne yazık ki aşamadılar. Önce açıkça istifaya zorlandılar, istifayı reddeden ve işverence işin öncülüğünü yürüten 15 işçi, üç gün içinde kapı önüne konuldu.

Yakılan çadır
İşveren o günden bu yana sendikayla görüşmeyi reddediyor. Süreci uzatmak için işkolu itirazında bulundu. Beklentisi zaman içinde öncüleri dışarıda kalan işçilerin direncinin kırılması ve sendikadan istifa ederek eski çalışma tarzının devamının sağlanmasıydı. Ancak beklediği olmadı, işçiler içeride ve dışarıda sendikalarını sahiplenmeyi sürdürüyorlar.
Tabii bu arada belirli iyileştirmeler olmadı değil. Örneğin artık sekiz saat çalışıyorlar. Artık her gün bakliyat yemiyorlar. Servisleri de düzensiz değil. Maaşları düzenli yatmaya başladı. İlk günkü tehditler zaman içinde gülümsemelere, hal hatır sormalara, “aramızda 3. kişiye ne gerek vardı” sitemlerine dönüşse de işçilerin sendikayı sahiplenen en ufak sözü, hemen hakarete ve bağırmalara evriliyor. Çalışan işçiler direnişteki arkadaşlarına hal hatır sormasınlar diye servisler artık fabrikanın içine giriyor. Fabrika kapısı gün içinde zincirle kapatılmaya başlandı. Sigara içmek için bahçeye çıkan işçiler direniştekilere el salladığı için bahçede sigara içmek de engellendi. Sendikalı işçilere yüksek maaş karşılığı istifa etmeleri teklif edildi. Daha öncesinde işten kovulan ustalar davet edilip yüksek maaşla çalışma önerildi. Bu da yetmedi, işçiler 15 Ocak’ta İstanbul’da protesto eylemi gerçekleştirdikten sonra 16 Ocak gecesi çadırları yakıldı. Hem de fabrikanın hemen önünde işçilerin soğuktan korunma amacıyla kurdukları çadır, kapısında 7 gün 24 saat güvenliğin beklediği bir yerde, “kimliği belirsiz kişilerce” yakıldı ve güvenlikçiler hiçbir şeyi görmediklerini iddia ettiler. Ancak tüm bu taktikler bir işe yaramadı.

Çorlu’dan direnişlere omuz
Grup Suni Deri işçileri bu ülkenin dört bir yanından gelip Çorlu’daki fabrikada buluştular. Mardin’den, Bitlis’ten, Trabzon’dan, Sinop’tan ve Trakya’nın her yanından… Kimisi akşam olsun da birkaç kadeh içelim diye beklerken kimisi namazını kaçırmama derdinde, bir diğeri ise üyesi olduğu Çarşı grubunun desteğini alıp almayacağı hesabında… Ama ortak bir kaygıları var: Daha düzenli, daha huzurlu bir ortamda, insani şartlarda çalışmak.
Grup Suni Deri işçileri ülkenin farklı yerlerinde patlak veren işçi direnişlerine Çorlu’dan omuz veriyor. Her ne kadar ileri demokrasiye geçmiş de olsak, işçilerin artık sadece bir değil iki sendikaya dahi üye olabilecekleri açıklansa da, gençliğinde sendika temsilciliği yapmış bir Başbakanları olsa da haklarına sahip çıkmak kolay olmuyor, bedel gerektiriyor. Bizler akademide muhafazakâr kültürünü koruduğu halde girişimciliğiyle uluslararası piyasalara açılan Anadolu sermayesinin başarı öykülerini inceleyeduralım, gece gündüz durmadan üretim yapan işçilerin gözünden baktığımızda çok farklı bir ülke görüyoruz. Ve bu ülkedeki şartlara boyun eğmemenin onurunu Çorlu’da farklı memleketlerden, kültürlerden, inançlardan 15 işçi taşımaya devam ediyor.

EREN KORKMAZ: Sabancı Üni., Türkiye Çalışmaları, yüksek lisans/ Deri-İş Sendikası Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Kaynak: Radikal İki

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*