Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 15 Eylül mitingi: 4+4+4 karşı mücadelenin büyüyen dinamikleri ve zayıflıkları

15 Eylül mitingi: 4+4+4 karşı mücadelenin büyüyen dinamikleri ve zayıflıkları

Eğitim-Sen’in çağrısıyla yapılan 4+4+4’e karşı gösteri yürüyüş ve toplantısı, Ankara’da yapıldı.

Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanından gelen Eğitim-Sen kortejleri, ucu bucağı görünmeyen yürüyüş kolunda, yaklaşık 15 bin civarında öğretmenin katılımıyla göz doldurdu.

Eğitim-Sen kortejlerinde Eğitim-Sen’in merkezi sloganları olan “Gerici piyasacı eğitime hayır, parasız bilimsel eşit demokratik eğitim” sloganları hakimdi. Aslında çoğu siyasal parti ve gruplar dahil, yürüyüş kollarında, kısmi çeşitlemeleriyle birlikte (“gerici, yobaz, ırkçı, faşist, piyasacı eğitime hayır” ve “parasız, bilimsel, eşit, demokratik, özgür, anadilde eğitim istiyoruz”) ufku burjuva demokrasisini ve burjuva eğitim sistemini aşmayan bu sloganlar hakimdi.

Eğitim-Sen ciddi bir taban çalışması yürütmemesine karşın, kortejlerinin önemli bölümü, özellikle de Kürdistan şubeleri, oldukça canlı ve diriydi. Mardin şubesinin Türkçe “Anadilde eğitim istiyoruz” ve Kürtçe “Dilsiz yaşam olmaz” yazılı pankartı anlamlıydı. Kurtulan şubesi ise “Roboski’yi Unutmadık! 262. gün” pankartı ve katliamında öldürülen yoksul Kürt köylülerinin tek tek isimlerinin olduğu dövizlerle yürüdü.

Eğitim-Sen üyelerinin kitlesel katılımına karşın, Eğitim-Sen ciddi bir taban çalışmasına ve çoğu kendiliğinden ortaya çıkan 4+4+4’e karşı yerel veli ve kitle inisiyatiflerini örgütlemeye yönelmiş olsaydı 25 bin kişi civarındaki mitinge katılımı 3-4 katına çıkarması işten bile değildi.

Bu boşluğu başta Halkevleri olmak üzere çeşitli siyasetler doldurmaya çalışsa da, bunun da yeterli olmadığı görüldü. Halkevlerinin yaz aylarından itibaren yürüttüğü 4+4+4’e karşı yerel çalışmalar ve eylemlere karşın, bunları örgütleme ve merkezileştirme eksikliği de belirgindi. Mitingte özellikle, 4+4+4’e karşı yaygın yerel veli inisiyatiflerinin, yerel mücadele platformlarının katılımının eksikliği kendini hissettirdi.

Mitinge Eğitim-Sen dışındaki kamu çalışanı ve işçi sendikalarının, meslek örgütlerinin katılımı ise zayıf ve destekçi pozisyonunda kaldı. DİSK korteji 500 kişi, TMMOB korteji bin, TTB korteji 100 kişi civarındaydı. BES bin kişi, SES 200 kişiyle yürüdü.

Direnişteki işçi-sendika kortejleri ise canlılık ve coşkularıyla öne çıktı. Dev Sağlık-İş, Enerji-Sen ve Hava-İş kortejleri birlikte yürüdü, yer yer işten atılmalara ve sendika-grev yasaklarına karşı birlikte sloganlar attı. Özellikle tüm yürüyüş kollarına binlerce bildiri dağıtan, direnişlerine ilişkin açıklama ve destek çağrıları ve duvar yazılamaları yapan direnişteki Havayolu işçileri etkindi.

Çeşitli sol ve devrimci siyasetlerin katılımı oldukça zayıf kaldı. Halkevleri Öğrenci Kolektifleri’yle birlikte bin 500 kişi, EMEP, ÖDP, TKP biner kişi, ESP 200 kişilik katılımlar ve Eğitim-Sen’den pek farklılaşmayan içeriklerle mitingte yer aldı. CHP’nin de 500 kişilik bir kortejle yürüdüğünü kaydedelim. Devrimci örgüt ve grupların katılımı ise 20-200 kişi arası katılımlarla sınırlı kaldı. Öğrenci Muhalefeti 500 kişilik kortejle yürüdü.

Sol ve devrimci parti ve örgütlerin zayıflığı katılım kadar, politikalarındaydı. Çoğunluğunun pankart, döviz, sloganlarında eğitim sorunu ve mücadelesi, Eğitim-Sen’inkinden pek az farklılık gösteren dar bir demokratik muhalefet ve AKP karşıtlığı sınırlarındaydı. Karşıtlık ekseni, faşizme karşı burjuva demokrasisi, 4+4+4’e karşı idealize edilen bir burjuva demokratik “parasız, eşit, özgür, anadilde eğitim” olarak konuldu.

Devrimci Proletarya ise, “4+4+4’ü de, burjuva eğitim sistemini de parçalayacağız!” pankartıyla, burjuva eğitim sistemini tüm biçimleriyle işçi sınıfının uzlaşmaz karşıtlığı ekseninden hedefe koyarak yürüdü. “Sınıfa karşı sınıf, kapitalist eğitime karşı sosyalist eğitim” dövizleri yükseltildi.

4+4+4’e karşı muhalefet büyüyor. 15 Eylül’de alana yansıyan bu muhalefetin ve hareketin halen oldukça küçük bir kesimi. Yerellerde, okullarda, mahallelerde öğretmenlerin, kadınların, öğrencilerin inisiyatine dayanan bu mücadelenin daha yığınsal, örgütlü ve merkezi düzeye yükseltilmesi sorunu önem kazanıyor. Bunun kadar önemlisi, 4+4+4’e karşı mücadeleyi net bir sınıf eksenine oturtabilmek. Öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin, ezilen cins, ezilen ulus, ezilen mezhepten işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesini sınıf eksenine, burjuva eğitim sistemine köktenci karşıtlık eksenine oturtabilmek. 4+4+4’e karşı büyüyen muhalefet, tıpkı sağlık alanında olduğu gibi eğitim alanında da sosyalist devrim ve sosyalist demokrasi, işçi demokrasisi ajitasyon, propagandasına da elverişli bir zemin sunuyor. 4+4+4’e karşı mücadelenin 15 Eylül’den sonra sönümlenmemesi için, yerellere dağılıp kalmayıp onları da bir üst mücadele düzeyine çıkartan, bütünden ve yerellerden birlikte, iç içe gelişen ve eylemleri süreklileştiren bir hareket olarak örgütlenmesi gerekiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*