Anasayfa » GÜNDEM » 10 Ekim Gar Katliamı Davasının 3. sü Bugün Başladı

10 Ekim Gar Katliamı Davasının 3. sü Bugün Başladı

10.10.2015 tarihinde Ankara’da meydana gelen “Gar Katliamı” davasının 3. sü bugün saat 10:00 da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. 2-3-4 Mayıs tarihlerinde dava görülmeye devam edecek.

Bir önceki duruşmada hakkında yakalama kararı verilen Hatice Akaltın‘ın 17 Nisan’da Gaziantep’te yakalandığını, 18 Nisan’da Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinde SEGBİS aracılığıyla alınan ifadesinin ardından tutuklandığı belirtildi.

Salonda bulunan Hatice Akaltın’ın müşteki avukatların sorularını cevaplamaya başlamasıyla oturuma başlandı. Müşteki avukatları sorularını sorduğu sırada sanık, eşi Metin Akaltın ve Mehmedin Baraç’ın “Sorulara cevap verme” sözü üzerine sorulara cevap vermeyeceğini belirtti.

Müşteki avukatları, sanığın baskı altında savunma yaptığını ve ifadeye müdahale edildiğini ileri sürerek, sanıkların salondan çıkartılarak savunmanın devam etmesini talep etti. Mahkeme heyeti tarafından bu talep red edildi. Sorulan sorular arasında;

Av. Sarıoğlu. “Metin örgütün kasası mıydı?”. “Paralar sende çıktı. Örgütün kasası sen miydin?” “Metin’in kod adını biliyor muydun?” “Kasap Bedo lakabını duydun mu?” “Metin’le evlendiğinizden beri kaç kez ev değiştirdiniz” (Sanık, 2 kez olarak cevap verdi)
Av. Sarıoğlu: “Yakalanmadan önce evinizde kimler kalıyordu?” “Halil İbrahim Durgun kaldı mı?” (Sanık. “Evet, bir gece kaldı” )
Av. Sarıoğlu: “Esin’i evinizde sakladınız, evinizde misafir etmişsiniz. Niye sizin hakkınızda yalan söylesin?” (Sanık: Bilmiyorum)
Sanığın eşi Metin Akaltın: “Sorulara cevap verme” diye müdahalede bulundu.
Sanık, sonraki sorulara cevap vermeyeceğim” şeklinde cevap vermeye başladı.

Sonrasında sanık, sorulara yanıt vermezken kendi avukatı Oğuz Akman, müvekkilinin sorulara cevap vermesini isteyerek, “Ben müvekkilimin masum olduğuna inandığım için Gaziantep’ten geldim. Suçsuz olduğu için buradayım, sorulara cevap vermesini istiyorum, aksi takdirde de müvekkillikten çekileceğim.” ifadelerini kullandı.

Söz alan avukat Akman, müvekkilinin daha rahat ve daha net cevaplar verebilmesi için diğer sanıkların salondan çıkartılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanıklar Mehmedin Baraç ve Metin Akaltın’ın müdahalelerinin ardından Hatice Akaltın dışındaki tüm sanıkların salondan çıkartılmasına karar verdi. Sanıklardan bazılarının, salondan çıkarken Akaltın’a bir şeyler söylediği görüldü.

Sanıkların salondan çıkartılmasının ardından Akaltın, müşteki avukatlarının sorularına cevap verdi.

Hatice Akaltın, önceki duruşmalarda diğer sanıkların aksine sorulara cevap veriyor.
Çapraz sorgu devam edildi:
“Suriye’ye gittiniz mi?” “Ne kadar süreyle gittiniz?” “Suriye’de ne eğitimi aldın?”, “Metin, silah eğitimi aldı mı?”, “Metin, çanta içinde patlayıcı düzeneği ile çantasını sınırda kaybetti, sana buna ilişkin bir şey söyledi mi?”, “Metin Suriye’deyken nasıl haberleşiyordunuz?”, “Metin’le mesajlaşmışsın, herkesin kocası yanımda benimi yok korkuyorum diye, neden korkuyordun?”, “gizliliğe çok riayet eden konuşmaların var?”, “neden metin’le gizli hatlarla konuşuyordunuz?”, “o gizli hatları size sağlayan ‘abi’ kimdi?”, “bu hatları sadece kendi aranızda iletişim halindeyken mi kullanıyordunuz?”
Sanık telefon kullanmadığını söyledi. Ancak çantasından 3 adet cep telefonu, tabletler, bataryalar, yüzükler çıkmıştı.
Av: Eşiniz Halil İbrahim Durgun’un arkadaşı mı?
Sanık: Eşimin arkadaşlarını bilemem.
Av: Esin Durgun’u tanır mısınız?
Sanık:Hayır
Av: Esin Durgun yanınızda oturuyor. Tanır mısınız?
Sanık: Tanıdığınız insan tanıdığınız insan mı olur?

Avukat, Hatice Akaltın’a eşi Metin Akaltın’ın silahlı resmi olup olmadığını sordu, sanık “hayır” diye cevap verdi. Avukat, Metin Akaltın’ın silahlı resmini gösterip “bu eşiniz mi” diye sordu. Hatice Akaltın: “o oyuncak silah gibi duruyor” dedi. Avukat: “Eşiniz oyuncak sever mi?” diye sordu.
Av Karakoç: Eşin Suriye’ye gitse sana söyler miydi?
Sanık Hatice Akaltın: Söylemezdi.
Av: Eşin Suriye’ye gitti mi?
Sanık: Gitmedi.
Av: Nereden biliyorsun.
Sanık: Söylemedi.

Bunun ardından duruşmaya saat 13:30’a kadar ara verildi. 13:30’dan sonra müşteki ifadeleri başladı.

Bazı müşteki beyanları ise şöyle kayda geçti:

Müşteki Iraz Emel Kitapçı:

“Biz barış diyoruz ya, ben bu toplumda barış kelimesinin anlamının bilindiğinde inanmıyorum. Savaş diyenlerin yanında barış diyenler hain zannediliyor. Biz, bu insanların hiçbirinin evladının, görevi ne olursa olsun, ölmemesi için oradaydık. Hayatı boyunca nefretle büyüyen ve yok ederek bir şeyler yapacağını zanneden bu insanların bizi anlayacağını hiç sanmıyorum çünkü biz bu insanlarla başka dünyaların insanlarıyız.

Biz isteseydik bir elimiz yağda bir eliniz balda yaşayabilirdik ama öyle yapmadık. Biz insan olmanın gereğini yerine getirdik. Sadece bu ülkede değil dünya üzerinde açlığa, şiddete mahkûm olmuş insanlar için oradaydık. Biz kimsenin evladının ölmemesi için oradaydık. Doğruyu yaptık ama bizim yaptıklarımızdan rahatsız olan bir kesim vardı.

Ben patlama sonrası bir saat dondum kaldım alanda. Hiçbir şey yapamadım. Bir sene boyunca eşim için bir şey yapamadım diye kendimi suçladım. Bunun suçlusu ben miyim? Ben bu yükün altında ezilirken onlar ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor sokakta. Buradakiler sadece tetikçiler.

Yaşadıklarımız tarif edilemez şeyler. Benim oğlum geçen babalar gününde üzerinde ‘baba seni seviyorum’ yazan bardakla sütünü içti. Bir daha babasına sarılamayacak, sarıldığı şey bardaktı.”

Müşteki Haşim Alçın:

“Bacaklarımda 3 tane kırık var. 120 gün hastanede yattım. Olayla ilişkili herkesten şikayetçiyim”

Müşteki Emel Emre:

“Sendikamın (KESK/ESM) davetiyle Barış Mitingine katıldım. İlk patlamayı duydum, arkamı döndüğünde ikici patlamayı gördüm. Sonra sadece kaçtığımı hatırlıyorum. Tedbir almayan herkesten şikayetçiyim.”

Müşteki Hatice Kızılçay:

“SES üyesi olarak İzmir’den geldim o gün. Güvenlik önlemlerini görüyoruz mahkemeye girerken. Daha yoldan başlıyor güvenlik önlemleri. 10 Ekim’de de bu önlemler orada olsaydı, hayatta olacaktı canlarımız.

Ben kayınbiraderimi kaybettim ve onun sağ olduğunu düşünerek başka yaralıların peşinde koştum o gün. Bana bunları yaşatmaya hiç hakları yoktu. İddianameyi de okudum, neden önlemler alınmamış orada? Sanıklara yönelik dönerek; “Sizler kalacaksınız o kapılarda, bizler geçeceğiz, … kul hakkı diyorsunuz ya, size zehir zıkkım olsun.”

Müşteki Abdülkadir Ünlü:

“10 Ekim sabahı, ESM’nin daveti üzerine mitinge katıldım. İkinci bomba patladığında yaralandım. Bu esnada üzerime gaz atıldığı için ölüm tehlikesi atlattım. Tesadüfen orada bir SES üyesinin ceketini kafama sarmasıyla hayatta kaldığımı sanıyorum. Uzun süre ambulans bekledikten sonra, bir ambulansa 3 kişi istiflenmiş halde bindirildik ve hastaneye götürüldük. İlk müdahalenin ardından, başka bir hastaneye geçerek bir hafta boyunca ameliyat oldum.

Sıralı olarak bütün sorumlulardan ve öndeki sanıklardan şikayetçiyim.

Numune Hastanesi tarafından benim gelişimle ilgili raporları istediğimde, acil servis kayıtları ve adli tıp uzmanları tarafından yazılan raporların tutarsız ve uydurma olduğunu gördüm. 1 ay sonra düzenlenen bir adli tıp raporunda hiçbir eşyamın olmadığı yazıyordu. Girişte ismimi de söylediğim, kaydımı ve kimliğimi de verdiğim halde kaydedilmediğini gördüm.”

Müşteki Yağmur Dönmez:

“Barış mitingine sendikam olan ESM’nin çağrısıyla katıldım. TBMM Başkanının cani ilan ettiği ancak hayatını sömürüye karşı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine adayan devrimci Che Guevara’nın bir sözü vardır: “ En önemlisi,dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir” den yola çıkarak bu bilinçe oradaydık hepimiz. Saat 10.00 olmamıştı henüz. Arkadaşlarımızla sohbet ederken patlama meydana geldi. Bir anda kendimi yerde buldum. Ayağım kanıyordu. İlk müdahaleyi SES’li arkadaşlar yaptı bana. Sonrasında Numune Hastanesine götürüldüm. 5 gün hastanede kaldım. En alttan en tepeye kadar olan tüm sorumlulardan şikayetçiyim.”

Mahkemeye yarın saat 10:00 itibarı ile devam edilecek.

Posted by Devrimci Proletarya on Dienstag, 2. Mai 2017

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*