Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 1 Mayıs’ın işçi sınıfına çağrısı: TAKSİM!

1 Mayıs’ın işçi sınıfına çağrısı: TAKSİM!

1 Mayıs, işçi sınıfının sınıf olarak burjuvazinin karşısına dikildiği gündür. Enternasyonal bir sınıf olduğunu eylemin diliyle de ilan ettiği gündür. Ekonomik-sosyal talepler için mücadelesinin siyasal özgürlükler için mücadeleyle kopmaz bağını, tarihsel yaşanmışlıklarla da birlikte bilince çıkarabileceği gündür. 1886′da Şikago’da Amerika işçi sınıfı ekonomi-siyaset bağının dolayımsızlığını 8 saatlik ücret mücadelesini verirken kolektif kapitalist olan devletin yasalarıyla, kolluk kuvvetleriyle, hapishaneleriyle, idamlarıyla tecrübe etmişti. Türkiye işçi sınıfının payına da kanlı 1 Mayıslarla, Taksim yasaklarıyla tecrübe etmek düştü. 2013 1 Mayıs’ında Taksim yasağına karşı İstanbul’un dört bir yanından Taksim’i özgürleştirmek için işçi ve emekçiler çatıştı. bilinçlerde yer eden meydan adeta isyan çağrısı olarak Haziran Direnişi’ne bağlandı.

Kazanacağız!

İstanbul ve 1 Mayıs dendiğinde işçi sınıfı ve emekçilerin kanlarıyla, gaza-joba-tazyikli suya-plastik mermiye inat sokakları özgürleştime bilinciyle kazanılmış olan Taksim’in dışında bir yer düşünülemez. Taksim’i yeniden kazanma mücadelesi işçi sınıfının kolektif eylemine sahip çıkmasıdır. Söz-anlatım-toplantı-eylem özgürlüğünü savunmadır. İşçi sınıfının sesini kısmak isteyenlere karşı sözünü daha bir gür sesle söyleme inadıdır. Evet inat ediyoruz. Bu sınıf inadıdır. İşçi sınıfının sınıflaşma mücadelesinin bir simge mekanıdır Taksim. İşçi sınıfının tarih bilinci, sınıf bilinci, gelecek bilincinin kesişme noktasındadır Taksim. Kazanacağız.

Taksim, 2007-2008-2009 yıllarında tüm saldırı ve yasaklamalara, gözaltı terörüne rağmen binler olup akan işçi ve emekçilerin, devrimcilerin fiili-meşru mücadelesiyle özgürleşti. 1 Mayıs alan tartışması böylece işçi sınıfı ve emekçiler nezdinde sonlanmış oldu. 2013 1 Mayıs’ında Taksim’in soylulaştırılması projesiyle kent meydanlarından işçi sınıfı ve emekçilerin süpürülme harekatı kapsamında bir kez daha yasaklandı. 2013 1 Mayıs’ında işçi ve emekçiler geldiler, gecekondulardan fabriklardan, camlı bilmem kaç kat plazalardan geldiler, Taksim’i yeniden özgürleştirmek için. Çünkü Taksim işçi sınıfı için üzerinden pazarlık yapılabilecek bir meydan değil. Kavganın şehri istanbul’un bize, bizim İstanbul’a layık olduğumuz kadar nettir bu. O gün Taksim özgürleştirilemedi belki. Ama kavga amansızdı. Taksim’i yasaklayanlar, İstanbul’da olağanüstü hale rağmen Taksim’e açılan her sokakta, caddede barikat mücadelesini engelleyemedi. Bu kavganın kaybedeni, barikat başında çarpışan, Her yer taksim her yer direniş sloganlarıyla yeri göğü inletenler değil Taksim’i yasaklayanlar oldu.

2013 1 Mayıs’ıyla yasak ve hak gasplarına karşı, kentin rant için peşkeş çekilmesine karşı sokak çatışmaları faslını açıp perde demiştik. Haziran isyanıyla Taksim’i tekelci kapitalist devletin kolluk güçlerinden temizleyerek özgürleştirdiğimizde artık tartışmasız olarak, bir kez daha Taksim işçi sınıfı ve emekçilerin kolektif toplantı ve eylem alanı olarak tescillendi. Şimdi yapacağımız Taksim’i bir kez daha kazanmak ve özgürleştirmek!

Kararlıyız: 1 Mayısta, başta Taksim, tüm yasaklı kent meydanları kuşatılacak! Bu cümledeki tüm yasaklı meydanlar vurgusu abartılı gelebilir. Çünkü Taksim talebi ve buna mukabil Taksim yasağı dışında başka bir kentte 1 Mayıs tartışmalarının odağında meydan-mekan sorunu (şimdilik!) bulunmuyor. Diğer illerde sendika ve kitle örgütlerinin (Ankara’da Kızılay istenmediğine göre) böyle bir gündemi bulunmuyor. Ancak değil mi ki İstanbul kavgamızın başkenti. Değil mi ki, Türkiye işçi sınıfının 1977′de kanıyla sulayarak 1 Mayıs alanı haline getirdiği, yıllarca yasaklara rağmen fethedilmek için uğruna döğüşülen Haziran isyanımızın kalbinin attığı Taksim’in, dünya işçi sınıfı ve emekçilerin belleğine isyanın rengiyle kazınan Taksim’in yer aldığı şehir. Bu 1 Mayıs muharebesinin kalbi İstanbul’da atacak. Ve Taksim’e akacak olan kitleleri meydana yaklaştırmamak için yine istanbul’da sıkıyönetim ilan etmekten başka çaresi olmayan tekelci kapitalist devlete karşı Her yer Taksim Her yer direniş şiarını yükselteceğiz. Taksim’i yasaklayanlar, 1 Mayıs barikat savaşlarının sadece İstanbul’la sınırlı kalmayacağını göreceklerdir. Taksim saldırısıyla Ankara’da, Antakya’da, Eskişehir’de, İzmir’de, Adana’da… 1 Mayıs miting meydanlarında değil sokaklarda taş, sapan, barikat olup kutlanacaktır.

E.P. Thompson, “İşçi sınıfı kendi oluşumunda oradaydı” der. Ve kendiliğinden sınıf olarak işçi sınıfının kendisi için sınıf olma sürecini, bu oluşum sürecini anlatır. Onun bu sözünden hareketle biz de Türkiye işçi sınıfı kendi oluşumunda dün Taksim Meydanı’ndaydı, bugün de Taksim Meydanı’nda olacak! diyebiliriz. Taksim ve 1 Mayıs işçi sınıfının kendisini sınıf olarak kurma sürecinin bir momenti olarak yerli yerinde durmaktadır. İşçi sınıfının kendiliğinden sınıf olma durumu onun ekonomik bir kategori olarak varlığını ifade eder. Onun sosyalist bilinç edinme süreci, kendi kurtuluşunun ellerinde olduğunun bilincine varma süreci kendisi için sınıf olma sürecidir. Bu sınıfın salt ekonomik bir kategori olarak değil, ideolojik, politik olarak da karşıtlık ekseni temelinde konumlanması demektir. Ve aynı zamanda ekonomik temelde sürekli karşıtını üreterek, büyüterek kendisini varetmesi sürecini de kesintiye uğratması, bu denklemi yıkarak özgürleştirebilecek olması demektir. 1 Mayıs 2. enternasyonal tarafından 1889 yılında işçi sınıfının uluslar arası birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kabul edildi. Yalnız bu kabul, salt işçi sınıfının 1886′da Amerika’da 1 Mayıs ve sonrasında katledilen sınıf kardeşlerini anmak için değil, soyut bir söylem üzerinden değil, kanıyla sulayan işçi sınıfının Haymarket’te haykırdığı talepleri, sloganları eylem programı haline getirerek oldu.

Bütün taleplerimiz karşılanana dek!..

“1 Mayıs’ta, sekiz saatlik işgününün uygulanması talep edildi. Ama bir kez bu hedefe ulaşıldıktan sonra, 1 Mayıs’tan vazgeçilmedi. İşçilerin burjuvaziye ve egemen sınıfa karşı mücadelesi sürdükçe, bütün talepleri karşılanana dek, 1 Mayıs bu taleplerin her yıl dile getirildiği gün olacaktır. Ve daha güzel günler geldiğinde, dünya işçi sınıfı kurtuluşunu kazandığında, insanlık muhtemelen, zorlu mücadelelerin ve ödenen bedellerin anısına 1 Mayıs’ı yine kutlayacaktır.” (1 Mayıs’ın kökenleri nelerdir?-Rosa Luxemburg, 1894)

1 Mayıs her ülkede, her dönemde, her tarihsel dönemeçte güncellenmiş taleplerle karşılanıyor. 1 Mayıs’ı evrenselleştiren tam da onun bu özelliği. Biz de, 1 Mayıs’ı tarih bilinci, sınıf bilinci ve gelecek bilincinin kesiştiği gün olarak mücadele taleplerimizle karşılıyoruz. İşçi sınıfının yaratan ve kahreden sınıf olarak kendi gücünün farkına vardığı bir gün olarak kutlayacağız.

1- 1 Mayıs, emeğin korunması mücadelemizi yükselteceğimiz bir gün olacak. Taşeronlaşmaya, güvencesizliğe, esnek çalışmaya karşı, işçi sağlığını hiçe sayan çalışma koşullarına ve iş katliamlarına karşı, kısaca kölece çalışma ve yaşam koşullarına karşı mücadele kararlılığımızı yansıtacağımız bir gün olacak.

2- Kölece çalışmak kölece yaşamak istemediğimiz gibi, kölece yönetilmek de istemiyoruz. Kendi kararlarımızı kendimiz vermek istiyoruz. Söz-yetki-karar hakkımız içim sokaklara çıkacağız. Neoliberal burjuva demokrasisinin sınırlarına sığmayan özlem ve taleplerimizi, özgürlük çığlığımızı taşıyacağız 1 Mayıs’a.

3- Hep söyledik, neoliberal kapitalizm en başta işçi sınıfının sınıf kimliğini ideolojik-politik-örgütsel-mekansal olarak parçalamayı, sınıf olarak davranabilmesinin nesnel koşullarını ortadan kaldırmayı, sınıfı bireye doğru çözmeyi hedeflemektedir. Üretim ve emek organizasyonlarının esnekleştirilmesi; taşeronluk sistemi, kiralık işçilik, özel istihdam büroları, performans sistemi, mekânsal, kültürel parçalamalar, vb. işçi sınıfının nesnel olarak bir araya gelmesini engellemeyi, birliğinin koşullarının dinamitlemeyi hedeflemektedir. Sendikal bürokrasi ve ihanete rağmen Greif işçileri, bir araya gelme ve örgütlenme koşullarını zorlaştıran kırkın üzerinde taşerona rağmen örgütlenerek bize izlenecek yolu gösterdiler. Greif işçisi, her bir taşeronda komiteleşerek birliğini sağladı. Greif patronunun karşısına sınıf olarak dikildi. Tekelci kapitalizmin karşısına bizi çözmek için yaptığı her hamleyi bertaraf ederek, sınıf birliğimizi sağlayıp sınıf kimliğimizi savunarak, sınıfsal karşıtlık ekseninde çıkacağız. 1 Mayıs dün de bugün de burjuvaziye sınıf olarak rest çektiğimiz gündür.

4- İşçi sınıfı ve emekçiler için burjuva demokrasisinin vidalarının iyice sıkılaştırılmasının bir sonucu olarak geçen yıl 1 Mayıs’ta Taksim yasaklanmış ve sonrasında Haziran isyanına kadar Taksim’de toplantı ve gösteri yapma yasağı getirilmişti. Haziran isyanı bizim buna yanıtımız oldu. Burjuvazinin şaşmaz yasasıdır; ne zaman ki kar oranlarında düşme yaşanır, hedeflenen mikro ve makro ekonomik denge tutturulamaz olur, hedef küçültülmek zorunda kalınırsa, işçi sınıfı ve emekçilere karşı ekonomik-sosyal hak gasplarını içeren saldırı dalgasının önünü açacak şekilde – azami artıdeğer sömürüsünü sağlamak için- baskı, denetim ve yasaklar silsilesi devreye girer. Bugün yaşanan da, neoliberal burjuva demokrasisinin sınırlarının iyice geriye doğru çekilmesi, siyasal güç yoğunlaşması ve merkezileşmesi, işçi sınıfı ve emekçilerin ekonomik-siyasal boyunduruğunun sıkılaştırılmasından başka bir şey değildir.

Burjuva diktatörlüğü, dün istikrarlı büyüme grafiğine endeksli bir şekilde rıza üretimini yaygınlaştırmak için temsili demokrasi sınırlarında o da en geri ve güdük biçimlerde, demokrasi ve özgürlük taleplerimizi çarpıtarak kırıntı düzeyinde tanıdığı haklarımızı da gasp ederek üzerimizdeki baskı, denetim ve zoru yoğunlaştırmakta, adeta bizi soluksuz bırakmaktadır. Bu cendere biz işçi ve emekçilerde Haziran isyanının özgürleştirici soluğuyla da buluşmuş olarak aşağıdan ve doğrudan demokrasi ihtiyacını, arayışını artıracaktır. Söz-anlatım-örgütlenme-toplantı-eylem özgürlüğü için 1 Mayıs’a akacağız. Doğrudan gaspedilen toplantı ve eylem özgürlüğü hakkımızı, fiili-meşru mücadelemizle kazanmak için Taksim’de olacağız. 1 Mayıs iletişim ve bilgi edinme hakkımızın gaspına karşı artan öfkemizi haykıracağız. Sınırsız iletişim ve ifade özgürlüğü isteyeceğiz! Artan demokrasi ve özgürlük talep ve özlemlerimizle 1 Mayıs’ı kutlayacağız.

5- Doğa yıkımına karşı yaşam alanlarımızın talan edilmesine ve tekelci rant için yerlerimizden edilmemize karşı alanlardayız. Taksim 1 Mayısı, kentin ve doğanın rant uğruna talan ve yağmasına dur demektir, kentsel dönüşüme, Kuzey Ormanları’nın yok edilmesine, İstanbul’u mahvedecek olan çılgın projelere karşı mücadele demektir.

6- 1 Mayıs, işçi direnişlerinin Greif’in, Punto’nun, Legrand’ın, Yatağan’ın, enerji ve maden işçilerinin… soluğunu sınıf kardeşlerine taşıyıp çoğullaştırması demektir. Türkiye sınıf hareketi üzerindeki ölü toprağı bir bütün olarak atmış durumda değil. Ancak iş cinayetlerine, hak gasplarına karşı emeğin korunması mücadelesi kapsamında yaşanan ve üst üste binen direniş ve eylemlerle, sağlık ve eğitim alanında yaşanan neoliberal yıkım politikalarına karşı toplumsallaşan sınıf eylem ve direnişleri, örgütlenme arayışlarıyla, henüz süreklileşmiş bir harekete dönüşmemiş olsa da kimi zaman patlamalara yol açan sınıfsal öfke ve kinin birikmesiyle öncü sarsıntılar gözlemlenmektedir. Greif işçileri güvencesiz çalışma ve taşeronlaştırmaya karşı bir bayrak açtılar. Sendikal ihanete rağmen, işçi sınıfının diğer bölüklerine soluklarını yeterince taşıyamamış olmalarına ve etraflarında eylemli bir dayanışma ağı örülememiş olmasına rağmen direnişlerini 1 mayıs’a taşıyarak güç kazanacaklar. Yatağan işçileri, özelleştirme saldırısıyla işyerlerinin birilerine peşkeş çekilmesini engellemek, işsizlik belasına ve güvencesizliğe karşı Ankara’ya taşınıp duruyorlar. Bu tür direniş dinamikleri, öncü çıkışlar sınıfın nabız atışının hızlanmaya başladığını gösteriyor. Ancak sınıfsal karşıtlık ekseninin gelişmesi sosyalist bilinçle buluştuğunda gerçekleşecektir. 1 Mayıs’ı adına layık bir gün haline getirecek olan tam da bu buluşma kaynaşma olacaktır.

Hangi sınıftansın?

Seçimlerde gördük, işçi sınıfı ve emekçiler burjuva kesimler arası çatışma ve çelişkilerle manipüle edildi. Burjuva klikler yeniden yapılandırma adımlarını, rejim krizini -bir burjuva kliğin ön almasıyla- hafifletip çözme yönelimlerini işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde hegemonya tesis ederek gerçekleştirmeye çalışıyor. Burjuvazinin gücü kendi çıkarlarını, taleplerini, programını işçi sınıfı ve emekçilerin çıkarları/talepleri/programı gibi gösterebilmesinden gelmektedir. Bizi burjuva klikler arası çatışmayla bölmeye çalışıyorlar. Oysa düşmanlıklar sınıflar arasındadır. Sorulacak tek soru: “Hangi sınıftansın” sorusudur! Saflarımızı ne ulusal, ne dinsel-mezhepsel, ne de başka tanımlar, kimlikler belirleyecek. Kendimizi özgürce geliştirip gerçekleştirmemizin önündeki engel sınıfsal-cinsel-ulusal kölelikle koşullu burjuva diktatörlüğüdür. Sınıfsal-toplumsal-bireysel özgürlüklerin önündeki engeli yıkmaktan başka çaremiz yoktur! Tüm ezme-ezilme ilişkilerini de, sömürüyü de ortadan kaldıracak olan tek sınıf işçi sınıfı, tek sistem ise komünizmdir!

Evet, işçi sınıfı en devrimci sınıftır. Çünkü zincirlerinden başka kaybededecek bir şeyi yoktur. Çünkü üretim araçlarına sahip olan sınıfı yok edebilecek olan biricik sınıftır. Üretimden gelen gücünü kullanabilecek ve hayatı durdurabilecek sınıftır. Evrensel olan sınıftır. Ancak bunların hiçbiri kendinde kategoriler ve özellikler değildir. Bu ancak işçi sınıfına komünist devrimcilerin sosyalist bilinç taşımasıyla, işçi sınıfının kendinde sınıf olmaktan çıkıp siyasal mücadeleler içerisinden geçerek kendisi için sınıf olmasıyla, ücretli kölelik düzenini yıkma savaşımı yürütmesiyle kazanabileceği niteliklerdir.

Ölüleri olan bir isyanın, Haziran isyanının, içinden çıkıp gelenler tarihe karşı sorumludur. Taksim’i özgürleştirmek, 1 Mayıs alanı olarak yeniden kazanmak zorundayız. Uluslar arası proletaryanın güçlü bir bölüğü olarak şimdi tarih bilincimizle gelecek bilincimizin çok daha ileriden kaynaştığı gelişkin bir proletaryanın tarih sahnesinde yerini aldığı bir gün olarak 1 Mayıs’ı imlemenin zamanı…

– Yaşasın 1 Mayıs/ Bîji Yek Gulan!
– Kahrolsun Ücretli Kölelik düzeni!
– Sınıfa Karşı Sınıf/Kapitalizme Karşı Sosyalizm!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*