Anasayfa » GÜNDEM » 1 Mayıs Öncesi Kürsü İşçilerin

1 Mayıs Öncesi Kürsü İşçilerin

Bilişim Çalışanları Dayanışma Ağı (BİÇDA) Dora Otel, Kaç Bize Gel, Çağrı Merkezi işçileri tarafından yapılan İşçi Forumu dün gece saat 19.30’da Kadıköy Yeldeğirmeni TAK (Tasarım Araştırma Katılım Merkezi’nde) Atölyesi’nde gerçekleştirildi. Mavi ya da Beyaz ayrımı olmaksızın işçiler bir araya gelerek sorunlarını ve ortak çözümlerini konuştular.

Yapılan etkinliği bir çok iş kolundan işçi katıldı. 21 İşçi söz alarak iş koşulları, yaşanan neoliberal dönüşüm ve ortak mücadele yöntemlerine dair konuştular. Oldukça canlı geçen konuşmalarda ortak vurgular mevcut bürokratik sendikacılığın teşhir ve eleştirisi, “işçi demokrasisi”, “birlikte mücadele” ve ” taban insiyatifi” oldu.  Sosyalist bir ufku canlandırmaya olan ihtiyacı vurgulayan işçiler de oldu. Bir çok işçi sendikal bürokrasi noktasında yaşanılan sıkıntıları, mevcut sendikaların ayrımsız olarak artık sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet ettiğini dile getirdi.

Beyaz yakalı işçiler özellikle işçi sınıfının yaşadığı değişimi ve bu noktada işçi sınıfının her iki yakasının bir araya gelerek ortak mücadele hattının yakalanması vurgusu yaptılar. NETAŞ, ve Zonguldak Maden direnişinden işçiler tarihsel birikimler ve bu birikimlerin yeni işçi sınıfı kuşakları ile birleşmesi noktasında alt çizmelerle foruma katıldılar. Fransa ve ABD’den Skype ile bağlantı kuruldu. Fransa’dan katılan konuşmacılar iş yasalarının neoliberal dönüşümün bütün ülkelerde uyguladığı bir saldırı olduğunun altını çizerek enternasyonal bir mücadelenin önemine vurgu yaptılar. ABD’den katılan konuşmacı da sermayenin saldırılarının dünyanın her yanında aynı olduğunu ve bu konuda Amerikan işçi sınıfı ile İran, Mısır, Avrupa işçi sınıfının kaderinin birbirine bağlı olduğunu dile getirdi.

Direniştesi Swiss Otel işçileri ve Beşiktaş Belediyesi Taşeron işçileri direnişlerinin soluğunu foruma taşıyarak dayanışma çağrısı yaptılar. Sendikalara değil işçi sınıfının kendi gücüne güvenmesi ve dayanışmayı sınıf tabanında yaymanın vurgusunu salona taşıdılar.

1 Mayıs öncesinde yapılan bu işçi forumu büyük bir önem taşıyor. Bir çok sektörden direniş deneyimleri yaşamış, üç kuşaktan işçilerin bir araya geldiği forumda genel hava güçlü bir sınıf damarı ve sınıf bilinci duygusuydu. Sendikaların yaptığı ve işçilerin ellerine ne söyleyeceklerinin yazıldığı işçi toplantılarında genel anlamda işçiler iş koşullarından ve yaşananlardan dert yanıp kürsüden inerlerdi. Ancak dün akşam yapılan forumda işçiler yaşanan değişimin sancısını taşısalar da dert yanmanın dışına çıkan bir eğilimi gösterdiler. Dünya genelinde yaşanan kapitalist kriz ve bunun sınıfa yönelik yarattığı tahripat salonda ki işçilerde de sürecin zor yanlarının yansımasına sebep olsada kürsüde ki bir çok işçi umud dolu ve yeni bir yoldan yürümenin arayış ve çabasını taşıyorlardı.

Yapılan etkinlik birlikte mücadele etme vurgusunun canlı olarak yaşandığı bir toplantı olmasıyla da oldukça güçlü bir damarın çağrıcısıydı. Bilişim işçilerinin otel işçilerine, maden işçilerinin çağrı merkezi işçilerine sınıf bilinci ile bağlanması ve birlikte mücadele etmenin bir rehberi olan etkinlik bizaat işçiler tarafından örgütlenmesi, bizat işçiler tarafından hazırlanması ve kürsünün işçilerin olması ilede yeni bir sınıf mücadelesinin yaşayan bir organizmasıydı.

19.30’da başlayan etkinlikte 21 işçi söz aldı. İşçiler yaklaşık 20 sektörden beyaz ve mavi yakalı işçilerden oluşuyordu. Etkinlikte ilk sözü 1986 yılında NETAŞ direnişinde yer alan öncü bir işçi İbrahim Yazgan aldı.

Netaş İşçisi

Yazgan 1980 sonrasında sendikaların kapandığı bir süreçte tabandan işçilerin karar alarak uyguladığı bir direniş olan NETAŞ direnişini anlattı. Yazgan bugün sol ve sosyalistlerin teorik anlamda daha donanımlı olduğunu ancak işçi sınıfı ile bağ kurma anlamında ki zayıflıklarına dikkat çekti. Konuşmasını Lenin’in bir sözü ile bitirdi.”Çocuklarımız bizden daha iyi dövüşecekler ve zafer onların olacak!”

Netaş işçisinin ardından Çapa Hastanesi taşeron işçilerinden Taş-İş-Der yöneticilerinden Kadir Ağsu kürsüde söz aldı. Ağsu 2012 yılında Çapa’da kurulan direniş çadırı deneyimi bu süreçte yaşanan zorlukları anlattı. Direniş öncesinde 400 işçisin işten çıkarılacağını ancak direniş sayesinde işten atılan işçilerin sayısının 57 işçiye düştüğü ve patronun atılan bir çok işçiyede iş bulmak zorunda kaldığını anlattı. Ağsu Doktor, Hemşire, Teknik Eleman, Hasta Bakıcı, Hasta hep birlikte mücadele ederek

image13-1024x765

başarılı olunabileceğinin altını çizdi. Ağsu “ÖSP(Özel Sözleşmeli Personel) sistemi esnek çalışmanın ta kendisidir. ÖSP sistemi sağlıkta taşeronlaşmanın ta kendisidir.” diyerek bitirdi.

Ardından  Direnişteki Swiss Otel işçilerinden Olgun Yıldız  söz alarak direnişe destek çağrısı yaptı. Yıldız otel sektöründe örgütlenmenin zorluğuna dikkat çekti. Ancak direnişlerinin gücünü gördüklerini, tabiki hiç bir direnişin desteksiz yürütülemeyeceğini dile getirdi. Yıldız günlerce direnen Dora Otel işçilerinin onlara destek için beş dilde hazırlamış oldukları pankart sürpriziyle karşılaştı.  Yıldız taşeronu kovdurduklarını, taşeron çalışmanın ne demek olduğunu bilmediğini ama bunu yaşayarak öğrendiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.

image14-1024x765

 

Şişecam işçilerinin ardından Zonguldak’tan gelerek foruma katılan emekli maden işçisi konuştu. Büyük madenci direnişini aktaran işçi, bugün gelinen noktada sosyalistler işçi sınıfı içerisinde örgtülenmeli bunun başka yolu yok işçi demokrasisi işletilmeli dedi. maden işçisi “O işçilere teorik olarak bir şeyler anlatabilmemiz için pratik olarak yaşamlarına dokunmamız gerekiyor!” diyerek konuşmasını sürdüren maden işçisi “İşçi demokrasisi denen kavram aslında hak edilmesi gereken bir kavramdır. 90 grevi, işçi demokrasisinin zorlamasıyla olan bir grevdir. Eğer bizler kendi hikayelerimizi yaşamazsak, her zaman bir başkasının hikayesinde yaşamak zorunda kalırız.” diyerek konuşmasını bitirdi.
image7-1024x765
Direnişteki Beşiktaş Belediyesi taşeron işçisi, direnişçi çadırları okul gibidir. Şimdi bizler bu okulda öğreniyoruz. Beşiktaş Belediyesi bizlere kölelik anlaşması imzalatmaya çalıştı kabul etmedik. Bizleri işten attı, sendikamız bizi belediye ile anlaşarak ortada bıraktı. Ama biz yılmayacağız, direneceğiz dedi.
İnşaat-İş Sendikası Başkanı Mustafa Akyol söz alarak Taksim’de olduklarını ve bütün işçilerin orda olması gerektiğini dile getirdi.
İnşaat-İş sendikasının ardından Fransa ile skype üzerinden bir bağlantı yapıldı. Fransa’da işçi sınıfının iş yasasına karşı sürdürdüğü direniş ve enternasyonel mücadele çağrısı yapıldı. Fransa’dan katılan işçiler Fransa’da artık sendikaların önde yürüyüşünün önüne geçildi ve karar verme hegomanyalarına son verildiğini aktardı. Bu saldırıların sadece Fransa’ya özgü olmadığı neoliberal kapitalizmin topyekün saldırısı olduğu belirtildi. Bu noktada birlikte mücadelenin önemi vurgulandı. Fransa’da gece ayakta eylemlerinin 60 kent meydanına yayıldığı 15 Mayıs’ta Avrupa’da bir çok kent meydanında eylemler yapılacağı ve Türkiye’de de bu eylemleri örgütlemenin önemli olduğu söylendi. 1 Mayıs çağrısı ve kutlaması ile Fransa’daki işçiler konuşmalarını sonlandırdı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*