Anasayfa » GENÇLİK » “Taş atan çocuklar”a tehlikesiz işkolları

“Taş atan çocuklar”a tehlikesiz işkolları

23 Nisan yaklaştıkça, burjuvazi ve devleti, pürtelaş “çocuk açılımı”na koşturuyor. En son, “Çocuklar İçin Adalet Girişimi”nin kapısını aşındırdığı Başbakan Erdoğan, “taş atan çocuklar”ın yargılanıp onyılları aşan hapis cezaları istenmesi konusunda, “Eksik çözüm istemiyorum, bu işi bir çözelim, pir çözelim. Biz çocuğun ne olduğunu biliriz. UNISEF’in çocuk koruma ilkeleri ve yaklaşımlarını inceledim, iyi çalışmışlar. O ilkelerin bu düzenlemelerde dikkate alınmasını isterim” açıklamasını yaptı.
Biz, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu/UNISEF’in bağlı bulunduğu Birleşmiş Milletler “Barış Gücü”nün, emperyalizme karşı başkaldıran işçi sınıfı ve emekçi halkların cesetlerini çiğneyen postal izlerini dünyanın hemen heryerinde sınıf kiniyle izleyip, ona karşı mücadele edenler; emperyalist tekel ve devletlerinin kolektif vurucu güçlerinden olan Birleşmiş Milletler’in, sermaye ihracı ve tank zoruyla yağmaladıklarından birkaç kuruşu, efendilerinin bir lütfuymuşcasına, sefalete sürdükleri çocukların önüne fırlatmalarını da biliriz! Başbakan Erdoğan’ın çocuklarımıza, analarına karşı tutumunu da!

Bizi yaralayan, tepki ve öfke duymamıza neden olan, ne BM-UNISEF, ne “taş atan çocuklar”la ilgili yasa değişikliğinin önünü tıkayan CHP, ne de Erdoğan; bunlar, emperyalist kapitalizmin ve ona bağımlı Türkiye bağımlı burjuvazinin işçi sınıfını zapetme örgütleridir; yıkılmaları için mücadele ederiz. Bizi yaralayan, öfkelendiren, Erdoğan ile görüşmeye giden “Çocuklar İçin Adalet Girişimi”nden avukat Mehmet Uçum’un, “taş atan çocuklar”ımızı içerden bölen tutumudur: “Başbakan bizi çok ayrıntılı dinledi. Ben Serap’ın ölümüne sebebiyet veren olaylarla yani şiddetle ilişkilendirilen çocuklarla, attığı taş hiçbir zarar doğurmadan ceza alan çocuklar arasındaki farkı anlattım. Slogan attığı, polise taş attığı zaman o taş polisi yaralamasa, kamu malına zarar vermese bile 13.5 yıl ceza verildiğini anlattım.”

Serap’ı yakıp ölümüne neden olan, belediye otobüslerine saldırılar gibi eylemleri benimsemiyoruz elbette; bunları eleştiriyor, çıkışsız ve mücadeleye zarar veren eylemler olarak yargılıyoruz. Fakat, bu türden yanlış ve zarar verici eylemlerden çıkışını alarak, sınıfımızın ve Kürt emekçilerinin haklı mücadelesini, militan eylemlerini yargılamak, biz komünistlere ait değil; olsa olsa yukarıdaki avukatın da içinde yer aldığı küçük burjuvazinin titrekliğinin, “düzeltilmiş kapitalizm” ve “liberal demokrasi”den öte ufkunun olmamasıyla karakterizedir. Bu titreklik, bugün, “taş atan çocuklar”ımızı içerden bölmeyi meşrulaştırarak, burjuvazinin bir adım ileri, iki adım geri, titrek bir şekilde girmeye çalıştığı gerici liberal demokrasi kulvarının temel ayrım çizgisine kan taşıyor: Militan sınıf mücadelesi ile sosyal liberalizmi kalın çizgilerle ayırıp, sosyal liberalizmi özümler ve vazederken, kriz ve yeniden yapılanma saldırısının vahşi sonuçlarıyla birlikte giderek militanlaşacak olan sınıf mücadelesini bastırma yönelimini güçlendirmekten başka bir şey değil.

Elimdeki taş izi değil
Burjuvazinin demokrasisi, “taş atan çocuklar”ımıza özgürlük değil; amansızca sömürülme ve ezilme getiriyor. Pek çok sektörün “tehlikeli işkolları” olmaktan çıkarılıp, kadın ve çocukların sömürülmesine açılması, başka nedirki?! 2006 yılında Terörle Mücadele Yasası’nda yaptığı değişiklikle, çocukların yetişkinlerle aynı şekilde “terör” suçundan yargılanmasını sağlayan burjuvazi ve devleti, bugün, demokratik ufku, hızlı sermaye birikimini engelleyip kesintiye uğratan kirli savaş ilişkilerinin tasfiye edilip, yerine, çocuk işçilerin sömürüsünü de içerecek şekilde sermaye birikimi pastasından daha fazla pay almasının getirilmesini isteyen Kürt burjuvazisinin de arkadan itmesiyle, “taş atan çocuklar”ımızı “suçlu-masum” diye ayrıma tabi tutarak, kimilerine “af” getirip, bunu da demokrasiye geçiş hanesine yazmaya çalışıyor.

Marks, tarihin derinliklerinden değil, alabildiğine güncel, söz alıyor:
Makine kas gücünü vazgeçilmez bir öğe olmaktan çıkardığı ölçüde, kasları zayıf, vücut gelişmesi eksik, ama eklem ve organları kıvrak işçileri çalıştıran bir araç halini alır. Bu nedenle de kadın ve çocuk emeği, makine kullanan kapitalist için aranan ilk şey olmuştur. Emek ve emekçinin yerini alan bu güçlü araç, çok geçmeden yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin işçi ailelerinin bütün üyelerini doğrudan sermayenin egemenliği altına sokarak, ücretli işçi sayısını artırmanın bir aracı olup çıkmıştır. Kapitalist hesabına yapılacak zorunlu iş, yalnız çocukların oyun alanlarına el atmakla kalmamış, aile çevresinde bireylerin kendileri için diledikleri gibi harcayabilecekleri zamana ve emeğe de el atmıştır.”

Çocuklar söz alıyor:
“Elimdeki taş izi değil
onurun ve özgürlüğün izidir
sizde olmayandır!”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*