Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Katili tanıyoruz, adalet istiyoruz!”

“Katili tanıyoruz, adalet istiyoruz!”

Hrant Dink katledilişinin 3. yıldönümünde İstanbul’da yapılan iki eylemle anıldı. Agos önünde toplanan binlerce kişi akşam saatlerinde İstiklal Caddesi’nde meşaleli yürüyüş yaptı.

Hrant Dİnk’in katledilişinin 3. yıldönümünde Agos önünde bir araya gelen binlerce kişi katliamı lanetledi. Agos gazetesinin önüne “Katili tanıyoruz, adalet istiyoruz.” ve “Tek yolumuz bir arada yaşamayı savunmak olmalı. Bu yol, hem aklın, hem vicdanın gereği” yazılı pankartlar asıldı. Dink’in vurulduğu yere karanfiller bırakıldı ve mumlar yakıldı. Ermenice ve Türkçe türküler söylendi.

Anmada katillere olan öfke ve halkların kardeşliği vurgusu öne çıktı. “Katil devlet hesap verecek!”, “Hrant için adalet için!”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant!”, “Susma haykır halklar kardeştir!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”…

Anma sırasında Ergenekon Caddesi yazan tabelanın üzerine ‘Hrant Dink Caddesi’ yazılı tabela konuldu.

Dink’in vurulduğu saat olan 15:05′de saygı duruşu yapıldı.

Arat Dink: “100 yıl önce avdık şimdi yem olmuşuz, yem.”

Anmada Hrant Dink’in oğlu Arat Dink konuşma yaptı. Arat Dink konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Bu ülkede insan babasına ağlayamıyor. Bu üç yılın sonunda neredeyiz? Üç yıl önce babama ağlarken, hayatımın en kötü gününde öfke içindeyken, siz şaşkınlığı eklediniz ona. Üç yıl sonra neredeyiz? Çünkü bu ülkenin adaletine güvenmiyorum. Üç yıl önce sizin sayenizde içime umut doğdu. Sizinle birlikte babamın üç yılının hesabını soracağımızı ümit ediyorum. Geçen yıl basında en fazla yer alan, mahkemede bu üç çocuğun ailemizle alay edişiydi. Üç yıl önce onlar babamı öldürürken yalnız mıydı? Babam öldürülmeden üç gün önce bir yazı yazdı. Dedi ki; ‘Bu ülkenin valiliğine çağrıldım, haddim bildirilmeye çalışıldı ve yanında iki istihbaratçıyla.’ Mahkeme valiliğe sordu; ‘Bu iki kişi kimdir?’ Valilik bir buçuk sayfa masal anlattı. Mahkemeyle dalga geçmedi mi?

Hiddetim, öfkem ve acım nedeniyle bazı arkadaşlarımız cam çerçeve indirmesin. Ben bu dünyanın camını çerçevesini kırmak istiyorum. Babamın büstü var içeride, onu da kırmak istiyorum. Ben büstleri değil, insanları seviyorum. Üç yıl önce yapıldığı gibi kalabalık olup, vatanı koruyabilmemiz lazım. ‘Kafes Planı’ diye bir plan çıktı ortaya. Orada ‘Hrant Dink operasyonu’ diyor. Babamın dilinde tüy bitti bir Yargıtay kararını anlatmaktan. 1915’te soykırımla ilgili bir kitabın yayınında, Yargıtay ‘Sakıncalıdır’ diye bir karar aldı. ‘Kışkırtılacak sayıda Ermeni kalmadı’ diye. Biz bu ülkede yüzde 20’ydik, bugün binde bir bile değiliz. 100 yıl önce avdık şimdi yem olmuşuz, yem.

Anmanın bitmesinin ardından kitle dağılmayarak Taksim’e kadar sloganlar yürüdü.

Akşam saatlerinde bu kez binlerce insan Taksim Meydanı’nda toplanarak Beyoğlu Tünel’e kadar yürüdü.

Saat 19:00′da Taksim Tramvay Durağı’nda toplanan binlerce kişi “Hrant’ın Hesabını Soracağız” pankartının arkasında yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında cinayetlere olan öfker vardı: “Hrant Dink, Alaattin Karadağ, Aydın Erdem, Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz aramızda!”, “Katil devlet hesap verecek!”

Galatasaray Meydanı’nda Ermenice ve Türkçe yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi.

Bizler, ilk günden beri Rakel Dink’in bize işaret ettiği karanlığı, yani Hrant’ın gerçek katillerini tanıyoruz ve biliyoruz. O karanlık bizlerin hayatından hiç eksik olmadı. Uğur Kaymaz’ı yaşından fazla kurşunla katleden bu karanlıktı. 14 yaşındaki Ceylan Önkol’u sahibinin bir türlü bulunamadığı, sorumluluğunu kimsenin almadığı bir havan topuyla katleden bu karanlıktı. Cezaevlerindeki devrimci tutsakların, tedavilerine engel olan ve ağır hastalıkları olanlarına rağmen onları tahliye etmeyip ölmelerine sebep olan aynı karanlıktı. Engin Çeber, Alaattin Karadağ, Aydın Erdem ve daha birçok insanı, polis şiddetiyle ve işkenceyle aramızdan alan hep aynı karanlıktı. Aynı karanlık Bursa’da 19 maden işçisini katletti, ve her insanın canına beş bin lira fiyat biçti. Tuzla tersanelerindeki 131 işçiyi ‘iş kazası’ adı altında katleden, direnişteki tekel ve itfaiye işçilerine saldıran yine oydu. Gerek mecliste gerek sokakta linç girişimlerinin hep baş aktörüydü. Yetkililere göre bu karanlığın adı hassas vatandaşlardı.

Basın açıklamasının ardından ardından kitle dağılamayarak Beyoğlu Tünel’e sloganlarla yürüdü. Hrant Dink’in 8 Şubat günü yapılacak olan duruşmasının duyurulmasının ardından eylem sona erdi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*