Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » “Bizi kimse tutamaz!”

“Bizi kimse tutamaz!”

Sermayenin Başbakanı Erdoğan ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) sermayedarları arasındaki, “işsizliğe çözüm” tartışması fena şiddetlendi.

Erdoğan, işsizlik sorununun yapısal değil, sanal olduğunu; TOBB üyelerinin herbirinin birer işçi aldığında sorunun çözüleceğini söyleyince, TOBB’tan ışık hızıyla yanıt geldi: “İşçi almak bir yana, çıkarmayı düşünüyoruz!”
Resti gören Erdoğan, yüklendi: “İşadamları istihdam sorununa mali yönden bakıyor, bazı sektörlerde özellikle de tekstil sektöründe emek sömürüsü yapılıyor. İşadamları, emek sömürerek para kazanmamalı; neyse hakkı vermeli! Bu sorunların çözülmesi göreve TOBB’da, o çözemezse biz illerdeki tiracer odalarıyla görüşürüz. Artık bu konunun -işsizlik- üzerine gideceğiz!”
TOBB, tüm il ve ilçelerden oda ve borsa başkanlarını apar topar Ankara’ya getirip toplandı: “’Çalışanın hakkını alınteri kurumadan veriniz’ öğüdüyle yetiştik, emek sömürüsü yapmıyoruz. Biz haysiyetimiz için çalışarak bu ülkeye hizmet veriyoruz. İşçi ile işvereni karşı karşıya getirerek, iş barışını bozacak söylemlerden özellikle kaçınılmasını bekliyoruz. Tekstil ve konfeksiyon gibi istihdamın, ihracatın, katma değerin yıldızı bir sektörümüün de yıpratılmamasını, desteklenmesini istiyoruz… 3 milyon kişiye istihdam sağlayan özel sektör, 1,5 milyon kişiye daha istihdam sağlayabilecektir; bunun için hükümetten güçlü bir istihdam seferberliği başlatmasını ve ekonominin son yıllarda aldığı hasarın mikro reformlarla telafi edilmesini istiyoruz. Başbakanımızı, bu sorunları çözmek için görüşmeye davet ediyoruz.
Erdoğan, 17 Nisan’da, televizyondan yanıtladı. TOBB ile zaten sürekli görüşme halinde olduklarını söyleyen Erdoğan, emek sömürüsüne de açıklık kazandırdı: “Beyefendiler kızmasınlar, rahatsız olmasınlar. Şu anda Güneydoğu’da Doğu’da 18 yaşın altında 200 liraya, 100 liraya çalışan çocuklar var. Gerçekler ortada. Ben bunun için de emek sömürüsü dedim. Yanlış mı bu ifadem, gördüğüm için dedim. Firma ismi vermeyeceğim ama Doğu’daki illerde var. Arkadaşlarımıza, bunların üzerine gideceksiniz, dedik. Efendim işte işyerleri kapanırmış, kapanırsa kapansın. Kalkıp da böyle bir sömürüyü yapamazsın!”

Eskişehir Ticaret Odası Başkanlığı, TOBB Yüksek Koordinasyon Kurulu üyeliği gibi, TOBB içinde güçlü bir yeri olan, “Türkiye’nin en zengin 100 kişi/ailesi” listesinde yer alan, SARAR Giyim’in patronu Cemalettin Sarar, tartışmaya balıklama dalıyor: “5 bin kişinin istihdam edildiği SARAR, şu anda dünyanın en büyük markalarıyla iş yapmaktadır. Devletin tekstile destek vermesi lazım, devlet desteği olursa bizi kimse tutamaz. Dünya ile rekabet ederiz. Biz maliyetleri düşürüp, destek alabilirsek 1,5 milyon işsiz kalmaz bu ülkede. Bunun için daha çok devlet desteği lazım!”

Tekstil kapitalistlerinin karlı koşusu
Tekstil kapitalistleri, çok daha fazla işçiyi sömürme hayallerini gerçekleştirmek için, karlı koşularını sürdürüyorlar. İstanbul’dan Anadolu’daki organize sanayi bölgelerine, oradan Kürdistan’a. Hep daha ucuz işgücü kaynaklarını bulup yağmalayıp, sermaye birikimlerini çoğaltarak sürdürmek için.

Kendi başlarına değil elbette; sermaye sınıfının kolektif gücü olan devletin önlerinden açtığı yoldan: AKP’nin krize karşı açtığı, 500 bin işsize iş sağlayacağı muştulanan, “Teşvik ve İstihdam Paketi”, 2009-2015 yılları arasında, en az 30 kişi istihdam ettiği fabrikaları Kürdistan’a taşıyan tekstil kapitalistlerine, teşvik yağdırıyor: enerji desteği, kdv istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, faiz desteği, SSK işveren prim indirimi, kurumlar ve gelir vergisi indirimi, yatırım yeri tahsisi, sıfır faizli kredi,…

Yetmez elbet! Tekstil kapitalistleri de, yetmezlenip, basıyorlar yaygarayı: “Bu aslında, tekstil ve konfeksiyon sektörüne değil, doğuya getirilen bir teşvik. Buna göre, bir tekstil fabrikası bulunduğu yerden kaldırılıp doğuya kaydırıldığında avantajlar sunuluyor. Ancak bu öyle kolay değil. Bir defa işçilerinizi çıkartacak, birikmiş tazminatlarını ödeyeceksiniz. Bu ek bir yük getirecek” (Anadolu Konfeksiyon Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Erol Yakıcı); “Teşviklerde beni heyecanlandıran bir şey yok. KDV istisnası mühim değil çünkü ihracatçı bunu zaten geri alıyor. Gümrük muafiyeti ise yatırım için yurtdışından makine gibi alımlar yapmıyorsan işe yaramaz. Onun dışında taşınana verilen teşvikler zaten varolan şeyler. Teşvikler doğuya yatırım yapana verilecek. Ama verimlilik için yatırımcının ödeyeceği bedeli kim karşılayacak” (APS Tekstil patronu Osman Benzeş); “Taşınacak şirketlere 5 yıl süre az gelir. Fabrikanın sökülüp kurulması zaten 1-2 sene alır. Bu yüzden teşvikli zaman diliminin arttırılması lazım, en az 10 sene olması lazım” (Zorlu Grup Başkanı Ahmet Nazif Zorlu),…

Turquality gibi devletin teşvik fonlarından ziftlenerek, Rusya’dan ABD’ye onlarca satış mağazası açan Sarar, işçiler arasındaki rekabet ve güvensizliğe yaslanarak, henüz Eskişehir Organize Sanayi’ndeki fabrikalarını taşımayı düşünmüyor; şimdilik….

“Böylece kimse işsiz kalmaz!”
Sarar’ın maliyetleri düşürme planına gelince; Eskişehir Organize Sanayi’ndeki fabrikalarındaki uygulamalarından çıkardığımıza göre:
-Fabrikanın her yerine kamera koy;
-Tuvalete izinle gönder;
-Asgari ücret ver;
-Asgari ücretin üç kuruş üstüne çıkanlara, bu fazlalığı elden ver;
-Sakın ha zam verme;
-İkramiye verme;
-Havalandırma koyma;
-Tek kanallı radyo yeter;
-Kadın işçilerin adet görmesini yasakla;
-Günde 9.5 saat çalıştır;
-Paydos zili çaldıktan sonra da çalıştır;
-Kötü yemek ver;
-Üstlerini arayıp, hırsız muamelesi yap,…

İşçiler sendikada örgütlenmeye yönelince: “Elimde bu fabrikada çalışmak isteyenlerin 5 bin tane başvuru formu var!” Olmadı; “Sendika girerse, fabrikayı Hindistan’a, Bangladeş’e, Papua Yeni Gine’ye, Güney Kutbu’na taşırım!”

4 yıl boyunca zam almayan işçiler tepki gösterince: Asgari ücrete, günde 2 lira zam!

Çalışma saatleri içinde tuvalete gitmek: Bir kere, o da izinli!

Tekstil sektörünün “tehlikeli işler” kapsamına alınarak “kod-5”in (kadınların regl dönemlerinde izinli sayılması) uygulamaya geçirileceği haberleri üzerine, Sanko patronu Abdulkadir Konukoğlu’nun, sermayenin işçiyi insan değil, sömürülecek “şey” olarak gördüğünü ortaya koyan çıkışı hatırlanacaktır: “Ben işçimin ay başını mı takip edeceğim? Fabrikaya bir bakmışsınız 200 kişi yok, sonraki hafta bir 300 kişi yok. Böyle bir şey olabilir mi, üretim bekler mi? Sektörde çalışanların yüzde 70’i kadın, benim fabrikalarımda da, 10 bin işçinin 4 bini kadın. Uygulama kaldırılmazsa, kadın işçileri çıkaracağım!” Celalettin Sarar, aşağı kalacak değil ya: “Biz her zaman bayan çalışanlardan memnun kaldık. Hamile kaldıklarında zorluk çıkartmadık, hastalandıklarında şikayetçi olmadık. Ancak bu yasa uygulanmaya başlanırsa ki hiç sanmıyorum, bizim çalışanlarımız bu haklarını kullanmazlar! Böylece de kimse işsiz kalmaz!”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*